• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
15 Ocak 2019 Salı

Kazanan Türkiye’yi kaybetmek...

ABD Başkanı Donald Trump’ın atmış olduğu tweet Türkiye’de haklı olarak infiale yol açtı. Gerekli cevaplar ilk andan itibaren verildi ve sanırım bugün de grup konuşmalarında konu gündeme gelecektir. Çünkü Türkiye hiçbir şart altında bu tip tehditvari açıklamalara meydan bırakmaz. Buna göre de tutum belirlemez.

Unutmayalım ki, Başkan Trump ABD güçlerinin Suriye’den çekileceğini açıkladığında önce Dışişleri Bakanı James Mattis (21 Aralık), sonrasında da DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett Mc Gurk istifa etmiş (22 Aralık), ortalık karışmıştı. Kaldı ki, çekilmeler üzerine birçok spekülasyon yaşanmış, Türkiye de açıklamaya temkinli yaklaşmıştı. Ama biliyoruz ki 12 Ocak’ta Pentagon çekilmenin resmen başladığını kamuoyuna duyurdu. Çekilen birlikler görüntülendi.

Yine unutmayalım ki, ABD’nin YPG/PKK’nın meşrulaştırılması ve bölgede bir terör koridorunun kurulması yönündeki stratejisinden vazgeçmesi o kadar basit bir hadise değildir. Bu stratejiye çok yatırım yapıldı ve çok da güvenildi. Burada Türkiye’nin Gezi’den beri ortaya koyduğu olağanüstü performans, açıkçası öngörülebilir bir durum değildi. Özetle, YPG/PKK üzerine yapılan dizayn bir “ölü yatırım” olarak birilerinin elinde patlamış ve öfke uyandırmış durumda.

Kanımca Başkan Trump bu dizayn hakkında bir sorumluluk, yakınlık hissedecek bir angajman içinde değildir. Böyle bir angajmana girebilir, ölü yatırıma ortak olabilir mi kestirmek yine de güç. Ancak, Başkan Trump bu kötü mirası kucağında bulan bir kişi olarak etkileri hesaplamak durumundadır. Bu hesaba giriştiğinde, iki önemli şeye bakacak olmalıdır.

İlki, kim kazanıyor. İkincisi ise bunun ABD’ye maliyeti nedir?

İlk sorunun cevabı kaybedenin kim olduğu ile ortaya çıkar. Kaybedenin YPG/PKK olduğu açıktır. Başkan Trump aynı tweette ABD’nin çekilmesi ve DEAŞ’ın zayıflatılmış olması ile Rusya, İran ve Esed’in avantajlı hale geldiğini ifade etmiş, DEAŞ başkaldırırsa Suriye dışındaki üslerle ona saldıracaklarını ifade etmiştir.

Bana bu açıklama, ABD’nin çekilmesi ile ilgili Başkan Trump’ın üzerinde iki noktada biriken baskıyı azaltma amaçlı geldi. İlki DEAŞ’la ilgili soru işaretleri, ikincisi ise kendi kamuoylarında yıllardır Kürt diye pazarlanmış YPG’nin “satılıyor” görüntüsü.

İkisi de gerçekçi değildir. Bunu Başkan Trump da bilmektedir. Rusya, İran ve Esed’in güçlendiği bir ortamda Türkiye’nin dostluğuna ihtiyacı olduğunu da bilmektedir. Dert DEAŞ ise onunla tek savaşan Türkiye’dir. Endişe Kürtler ise, PKK Kürt demek değildir. Bu coğrafyada Kürtlerin tek dostu Türkiye’dir. Türkiye Kürtlerin ülkesidir.

PKK’nın kaybettiği bir ortamda, kazanan Türkiye’yi kaybetmek Trump’ın atacağı bir adım gibi gelmiyor bana. Çünkü zaten Türkiye Suriye’nin kuzeyinde, sınır hattı boyunca adı ne olursa olsun hiçbir terör örgütünün devletleşmesine müsaade etmeyeceğini açıkladı, açıklamakla kalmayıp ispatladı da.

Yok seçim öncesi bir daha denenmek isteniyorsa, buna da pabuç bırakılmaz.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi