• $9,5668
  • €11,0988
  • 554.242
  • 1518.29
30 Haziran 2016 Perşembe

Kaosa geçit yok…

Milletimizin başı sağolsun.
Atatürk Uluslararası Havalimanı’nda kendisini yeniden vahşice gösteren DAEŞ terörü sivilleri hedef alan son yılların en ağır saldırısı.

Kelimeler kifayetsiz; ancak tam bu noktada kelimelere güvenmek ve konuşmaya devam etmek gerekiyor.
Mümkün olsa da Türkiye’yi birkaç bin kilometre kuzeye veya batıya hareket ettirebilseydik, yaşadığımız sorunların birçoğu söz konusu bile olmayacaktı.
Evet, coğrafya kaderdir sözü gerçekten doğru. Bu kaderi olumlu bir çizgide tutmak da o coğrafyada yaşayan bizlere düşüyor.

Ortadoğu’da taşlar yerinden oynarken, bundan etkilenmemek mümkün değildi. Türkiye’nin yapabileceği, bu etkiyi azaltmak ve bölgede istikrar unsuru olmaya devam etmekti. Bunu elinden geldiğince yapmaya çalıştı, çalışacak.
Rusya’nın da açıklaması o ki, bu alçak saldırı, Türkiye’nin bu istikrar rolüne karşı yapılmıştır. Özellikle Rusya ile yakınlaşma, İsrail ile Gazze anlaşmasından hemen sonra.

Türkiye’nin aynı anda hem DAEŞ, hem PKK, hem irili ufaklı sol örgütler ve paralel yapının hedefinde olmasının böyle bir anlamı var. Sorunlu coğrafyaya komşu bir demokrasi olmak, diktatörler, vekalet savaşları ve terörist gruplar arasında oynanan oyun, bu tarihi kırılmanın bizi sert biçimde etkilemesine yol açıyor.
Bazılarının dediği gibi, sırtımızı olup bitene çevirip etliye sütlüye karışmamamız halinde her şeyin güllük gülistanlık olacağına dair çocukça öneriler geçerli değil.

İki büyük savaş sonrası açık kalan hesapların kapatılmaya çalışıldığı, ilan edilmemiş bir üçüncü savaşın içindeyiz aslında. Biraz objektif olanlar, hemen yanı başımızda oluşan bu cehennemin etkilerinin başarılı şekilde minimize edildiğini görecektir.

Ancak şu gerçeği de görmek şarttır. Olay Türkiye’nin tayin edebileceği ölçülerin çok ötesindedir. ABD, AB ve BM’nin sorumluluk ve işbirliğinden uzak, çıkarcı davranışları ile sorun küresel bir boyut kazanmıştır. DAEŞ’in meydana gelişinin kendisi bile bir mühendisliği çağrıştırmaktadır. PKK/PYD’ye verilen açık destek de bu durumun diğer boyutudur. Türkiye Suriye savaşının etkileri ve PKK terörü karşısında yalnız bırakılmıştır.
Bu saldırı bu manada bir dönüm noktası olacak.

Nasıl bir strateji değişikliğine gidilecek hep birlikte izleyeceğiz. Bunun duygusal boyutta olmayacağını ama proaktif olacağını söyleyebilirim. Rusya ile yakınlaşma bunun kolaylaştırıcısı olacaktır. Sanırım saldırının da mesajı buna dönüktür.

Suriye sınırında bir güvenli bölge oluşturulmasında bazı önemli gelişmeler olabilir. Bu konuda uluslararası destek sağlamak dünyanın Türkiye’ye borcudur.
Zor bir dönemden geçiyoruz. Türkiye bir varlık mücadelesi veriyor. Bu darboğazdan güçlenerek çıkacağız. Ödenen bedelleri biraz olsun hafifletecek olan budur. Bu dönemde güçlü bir lider, güçlü bir hükümet, sağlam bir ekonomiye sahip olmak hayati bir şans. Bu kırılmaya 1990’lar veya iki binlerin başında yakalanmış olsaydık, yaşanacakları tahmin bile etmek istemiyorum.

Yaralarımızı hızlıca sararak, terörün kaosla ülkemizi teslim alma hedefine engel olacak, saldırıların bizleri daha da kenetlediğini göstererek teröre en etkili cevabı vereceğiz.
Milletimizin tekrar başı sağolsun.

<p>Son yıllarda iyice hızlanan uzay  yarışının en önemli sebeplerinden biri de doğal kaynaklar. Ay y

ABD'nin uzay madenciliği hamlesi

Trakya'da 65 yaş üzeri ve risk grubundakilere ''grip aşıları'' evlerinde yapılıyor

En güzel, kısa, uzun, anlamlı, resimli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajları burada!

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Şuşa'da ezan okudu