• $8,3169
  • €10,1175
  • 499.136
  • 1454.25
14 Mayıs 2016 Cumartesi

“Kan” geçmişi temizler mi?

2010 baharında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a tertip edilen “kaset” operasyonuyla göreve gelmiş olmak zaten çok kötü ve şüpheler uyandıran bir başlangıçtı.

O zaman da yazmış ve iddia etmiştim; CHP bu anafora karşı dik durmalı ve Baykal’a ne olursa olsun sahip çıkmalıydı.
Kaldı ki bu tarihler, CHP’nin cemaat ile sözde kanlı bıçaklı olduğu günlerdi. Siyasi tamahkârlık sergilemek yerine Kılıçdaroğlu Baykal’ın yanında dursaydı, önünde sonunda bu koltuk kendisine layık görülebilecekti.

Böyle olmadı… CHP halktan kopmuş ve hiziplere bölünmüş zayıf bir içyapıya sahip olmanın bedelini ağır biçimde ödedi, ödeyecek. Atatürk’ün koltuğu şaibeyle el değiştirdi. Bu tarihten sonra da CHP bir yandan Gülen çizgisinde hareket ederken, ulusalcı kimliğini dahi kaybederek mezhepçilik yapan bir partiye dönüştü.
Kılıçdaroğlu Meclis çatısı altında Gülen imalatı kasetleri kullandı. Baykal’ın bile isyan ettiği ölçüde HDP ile yakınlaştı, benzeşti. Genel başkan yardımcısının imzasını taşıyan ve terörle mücadelede yüzlerce şehit veren güvenlik güçlerini suçlayan raporlar ortalıkta uçuşmaya başladı.

Son olarak önümüzdeki pazartesi günü dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği tasarısını görüştürmemek için CHP gözümüzün önünde HDP ile işbirliği yaptı ve Meclis’i geçen perşembe günü kapatmakta başarılı oldular.
Genel kurulda ve komisyonlarda CHP ve HDP tek parti olarak hareket ediyorlar.

Son olarak da, bence bir siyasetçinin bittiği an olan o açıklamayı yaptı Kılıçdaroğlu. Siyasete kanı karıştırdı. “Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” deyiverdi.
Bu açıklamanın birçok nedeni var. Tabii ki başarısızlıkları örtmek, Gezi türünden bir kaos oluşursa diye tabanı sürekli yüksek tansiyonda tutmak, anayasanın şahıs üzerinden tartıştırılarak gerçekleşmesini önlemek vs.
Ama bence asıl neden, kaset için ifadeye çağrılmasının kendisinde yarattığı panik ve bu çağrıyı gündemden düşürme isteğiydi.

Umarım Kılıçdaroğlu, Türkiye’de önünde sonunda Mısır, olmadı Brezilya türünden bir darbe olacağına inandırılarak siyaset dışı karanlık dehlizlere sapmamıştır.
Ben Sayın Erdoğan’a bu kadar düşmanca yüklenmesinin altında böyle şahsa dair bir korkunun yattığını tahmin ediyorum.

Çünkü tüm bu pisliklerin üzerinin örtülmesi, ancak Türkiye’de darbe ile bir “restorasyon” (koalisyon görüşmelerinin kilit sözcüğü) sürecinin başlaması ve Sayın Erdoğan’ın devrilmesiyle mümkün.

O zaman tarihi istedikleri gibi yazabilirler, paçayı kurtarabilirler diye düşünüyor olmalılar.

MİT TIR’ları ile ilgili CD’nin bir CHP’li vekil aracılığıyla Cumhuriyet’e gittiği, şu kaset olayında Kılıçdaroğlu’na yakın iki CHP’linin adının geçiyor olduğu iddiaları, CHP vekili yapılıveren GYY’nin yönettiği Karşı gazetesine saksıda giden CD’ler ve kim bilir henüz gün yüzüne çıkmamış nice şüpheli ilişkiler ağı…

Bunların hepsi “kanla” temizlenir mi bilinmez.

Ama tüm bu iddialar parti içi bir mesele olarak ele alınamaz. Bu bir milli güvenlik sorunudur.
Ve belki tam da bu yüzden Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkların kaldırılmasını engellemeye çalışıyordur.

Ama kaç kaç nereye kadar?

Milletten hiç kaçılır mı?

<p>MGM Hava Tahmin Uzmanı Şahin Şahbaz,</p><p>'Balkanlardan gelen yağışlı ve serin bir hava cuma, cu

Meteorolojiden gök gürültülü sağanak yağış uyarısı

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı