• $ 7,6864
  • € 8,9813
  • 460.955
  • 1102.65
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

'İşler yolunda gitmedi...'

CHP bilinmez hangi akla uyarak HDP ile gayriresmi ama açık bir ittifak kurdu. Hiçbir ilke gözetmeden, ne pahasına olursa olsun iktidarı yıkmaya odaklanmış olduklarından, bu dekadansın siyaseten CHP için nasıl büyük riskler içerdiğini göremediler.

CHP, tüm Erdoğan karşıtlarını mobilize edecek, böylelikle Erdoğan’ın yüzde 50+1 gibi, muazzam yükseklikteki oy çıtasının altında kalması sağlanabilecekti.

Ancak siyasi yelpazeye bakıldığında, CHP’nin böyle bir gücü yoktu. CHP’nin Almanya’daki CDU/CSU gibi başka bir kardeş partisi de yoktu. Bunun üzerine CHP/HDP yakınlaşması için çalışma başlatıldı. Tüm bunların Baykal’ın genel başkanlığında olmayacağı zaten belliydi. Çünkü CHP’nin HDP ile birleşmesi için ya HDP’nin normalleşmesi ya da CHP’nin marjinalleşmesi gerekirdi.

HDP’nin normalleşmesi herkesin arzu ettiği bir şey olurdu. Normalleşmiş, şiddete ve örgüte kategorik olarak karşı çıkan, siyaseti savunan bir HDP ile herhangi bir partinin yol yürümesi de sadece demokrasinin bir kazancı olarak görülebilirdi.

Lakin bunun bir hayal olduğu Çözüm Süreci’nin başından beri, süreç dış güçlerin talimatı ile örgüt tarafından çökertildiğinde, 6-7 Ekim ayaklanma denemesi ve hendek günlerinde ortaya çıktı. HDP’nin bağımsız bir iradesinin olmadığını test edilerek görüldü.

Bu durumda geriye CHP’nin HDP’lileşmesi seçeneği kalıyordu.

Öyle de oldu.

CHP eskiden bürokrasinin Meclis’teki temsilcisi olmuş, Karaoğlan dönemi dışında geniş halk kesimleri ile ilişki kurmayı tercih etmemişti. Hükümet edenler kim olursa olsun, kendisini muhalefetteki muktedir olarak konumlandırmıştı. Ancak o CHP’nin bile kırmzıçizgili konularda milli bir duruşu olurdu.

CHP’nin bu tehlikeli rotaya sokulmasındaki tek güven, projenin mutlaka başarılı olacağı ve iktidarın hal edileceğine olan inançtı. Çünkü kısa vadeli tarihi kazananlar yazardı. Nasıl olsa Batılı ülkelerin yardımı, uluslararası güçlerin desteğiyle bir “diktatörden” kurtulunduğu, bunu da ülkenin “demokratik güçlerinin” ortaklaşa başardığı anlatılabilirdi.

Peki, ABD ve Avrupa ülkelerinin YPG/PKK’yı meşrulaştırma gayretleri ile CHP/HDP yakınlaşmasının paralellik arz etmesi tesadüf mü? Hayır. Bunların hepsi demokratik meşru bir yönetime karşı açılan savaşın cephelerinden biriydi. Bu savaşın kazanılmasına kesin gözüyle bakılıyordu. En kötü ihtimal, devletin içine sızmış FETÖ’cüler darbe yapar tarih yeniden yazılırdı.

Ama “işler yolunda gitmedi.”

Şiddet, PKK, FETÖ meşrulaşmadı. Kaybettiler. Onlar kaybedince CHP de kaybetmiş sayıldı. Son kurşunlarını HDP’yi Meclis’e sokarak attılar. Dolayısıyla, CHP’yi HDP’lileşmesinden ötürü çok zor günler bekliyor. Doğruları, milletin hislerini ifade eden Süleyman Soylu ile uğraşmayı bıraksınlar da millete nasıl hesap verecekler onu düşünsünler.

Bir Dakikada Magazin

Bir Dakikada Magazin

İtalya'dan Türkiye'ye iadesi sağlanan Lidya Yazıtı'nın tan

İtalya'dan Türkiye'ye iadesi sağlanan Lidya Yazıtı'nın tanıtımı yapıldı

Hilal Özdemir yaşadığı zorlukları anlattı: Ç

Hilal Özdemir yaşadığı zorlukları anlattı: Çocuklarım 'neden her gün makarna bulgur yiyoruz' diye sormadı!

Sabah namazında 'Işık hadisesi'ni izlemek için bir araya geldiler

Sabah namazında ''Işık hadisesi''ni izlemek için bir araya geldiler