• $8,2719
  • €10,0736
  • 487.853
  • 1460.9
24 Mayıs 2016 Salı

Hormonsuz organik siyaset...

Yerli ve milli kavramına, bu kavramın önemine sıkça değiniyorum. Emin olun kendi entelektüel alıştırmalarım sırasında keşfettiğim ve ona bağlandığım için değil bu.

Bu kavramları Sayın Cumhurbaşkanımızın da sıkça telaffuz etmesi, kendi görüşlerini dayatması değil, toplumu iyi takip eden organik bir lider olmasından.

Çünkü siyasette meşruiyetin kaynağı toplumun kendisidir. Meşruiyeti toplumda arayan ve bu nedenle de halkın gönlünde taht kuran bir lider diktatör değil, organik liderdir.

Cemaat, tarikat veya herhangi bir gruba liderlik etmek ile tüm çeşitlilikleri kapsayan büyük toplumu yönetmek arasında fark vardır.

Monolitik bir grubu yönetirken herkesin bağlandığı fikrin kural olması normaldir ve bir haktır da.
Buna benzer birçok grubun birleşiminden oluşan büyük toplumun yönetilmesi ise herkesin özgürlüğünü garanti edecek kavramlara ihtiyaç gösterir.

Sayın Erdoğan’ın son laiklik açıklamaları bu kavramlardan birisinin ne kadar sağlıklı algılanıp uygulandığını gösteriyordu.

Dünyasal iktidarı din adına sahiplenip de sonu mahva varmamış bir girişim yoktur.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi, sonrasında Avrupa’nın parçalanmasıyla ortaya çıkan otorite boşluğunu doldurmaya çalışan Kilise, önce Protestanlığın doğmasına, sonra mezhep savaşlarına yol açtı. Batı kilisesi bugün büyük muhasara altındadır.

Cumhurbaşkanımız ne diyordu?

“Ben bu konudaki görüşümü, Mısır’da Kahire’de o dev opera binasındaki konuşmamda da söyledim. Laikliğin, devletin tüm farklı inanç grupları için bir güvence olduğunu, bütün farklı inanç gruplarına eşit mesafede durması olduğunu anlattım.”

Anayasaya din vurgusu yapılması görüşleri konusunda ise şöyle diyordu:
“Bunlar boş şeyler. Ben bir Müslüman olarak inancımı yaşayabiliyorsam mesele bitmiştir.”
Aynı şeyi bir Hıristiyan, bir Musevi ve bir ateist için de ifade etmiştir.
Dünyadaki tüm dindarlar bu temel kuralı anladıklarında, hem dindarların özgürlüklerini garanti etmiş, diğer gruplarla müzakere zeminini yaratmış, hem de araçsallaştırılma tehlikesini bertaraf etmiş olacaklar.

Yerli ve milli kavramı bu nedenle çok önemli. Tıpkı lâdini olmayan, özgürlükçü laiklik gibi, bu ülkedeki tüm kesimleri farklılıklarıyla onurlandıran ve onlara birlikte çalışabilecekleri bir zemin sunar.
AK Parti, ayrıştırıcı, dışlayıcı vatandaşlık anlayışı, lâdini laiklik ve monolitik kimlik dayatmasına bir antitezdir.
CHP’yi bir mezhep, HDP’yi bir etnisite cenderesine almış zihniyet karşısında ülkenin sigortası böyle çoğulcu, demokratik bir AK Parti’dir.

Muhafazakârlar bu tuzağa karşı liderlerinin arkasında özgüvenle duracak ve sureti haktan görünenlere Erdoğan’ı yedirmeyecektir.

Erdoğan’ın önce Allah, sonra milletinden başka hiçbir hamiye ihtiyacı yoktur.

<p>41. haftanın son durumunu Akşam Gazetesi Spor Editörü Şafak Gözmen, AKŞAM TV'ye değerlendirdi.</p

Fenerbahçe – Sivasspor Maç Önü

Süper Lig'in yeni takımı GZT Giresunspor, coşkuyla karşılandı

Galatasaray, Yukatel Denizlispor maçı için şehre geldi

Deniz salyasından gübre, tarım ilacı ve temizlik malzemesi yapacaklar