• $ 5,3234
  • € 6,0499
  • 219.234
  • 98.454
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Hakikaten günahtır…

Batılılaşma hikayesinin en ciddi sonucu, memlekette iki toplumsal kesimi birbirine karşı konumlandırması oldu. Bu Batılılaşma acilci ve yüzeysel kaldığı kadar, iktidar mücadeleleri de bu eksen üzerinden yaşandı. Geleneksel halk kitlesi Osmanlıyı yıkanlar, Batıcı elit ise Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar şeklinde stereotipleştirildi.

Mesela geçen günlerde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, Meclis’te AK Parti’ye hitaben, “İşgal orduları geldiğinde sizinkiler kırmızı halı sererken bizim mavi gözlü de bakıp, ‘Geldikleri gibi giderler’ demişti” şeklindeki ifadesi, bu anlayışın seviyesi en dip yapmış tezahürüydü. Ama herhalde belli bir stratejiyi ifade ediyordu.

Oysa tarihin hiç de böyle yaşanmadığını biliyoruz. Bir kere Batıcılık o dönem henüz toplumsallaşmamıştı. Bilakis “İngiliz mi, ABD mandası mı?” şeklinde tartışma yürütenlerin geleneksel, dindar halkla alakası olmadığını da söyleyebiliriz. Padişah Vahdettin hakkında söylenenlerin de çoğu zırvadır. Vahdettin’in “İngilizleri kızdırmama” stratejisi fevkalade yanlıştır ama o asla bir vatan haini de değildir. Ama bu ayrı bir konu.

Şimdi bazen kutuplaşma için ellerinden geleni yapanların, başta CHP olmak üzere sözde bu durumdan şikayet ettiklerini duyarsınız. Yasak savma adına yapılan işlerdir bunlar. CHP tam bir kutuplaştırma partisidir. Esasında elinde bundan başka bir malzemesi de yoktur. Allah aşkına, kendisini bilen hangi siyasetçi yukarıdaki cümleyi bu kadar rahatça kullanabilir?

Şimdi de Metin Akpınar ve Müjdat Gezen meselesi ortaya çıktı. Yumuşama, normalleşme olmasın diye ellerinden geleni yapılıyor, bunun için özel bir çaba harcanıyor sanki. Ben Gezi’nin hemen öncesini hatırlıyorum. Gerçekten bir yumuşama eğilimi vardı. CHP ve benzerleri tarafından sürekli olarak yaşam biçimleri üzerinden gergin tutulan kesimler, korkuların boş çıktığını görerek yavaş da olsa yumuşama eğilimine girmişlerdi. Ancak Gezi sanki tam da bunu amaçlayarak o atmosferin üzerine kâbus gibi çöktü.

Ülkede seçilmiş bir iktidar var. Seçimler düzenli bir şekilde yapılıyor. Kimse iktidarı devralması için CHP’nin veya bir başka partinin elini bağlamıyor. Ama sürekli sokak çağrıları, hakaretler ve tansiyonu arttırıcı yöntemlerle boğuşuyoruz. 15 Temmuz’da da gördük ki, bu milleti ayrıştıramıyor, vatan sevgisini yüreklerinden sökemiyorlar. Türk’ü, Kürt’ü, Sünni’si, Alevi’si, muhafazakarı, seküleri aslında birlikte çok da güzel ve sorunsuz yaşıyorlar.

Ama günahtır. Bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük bu ayrıştırma, bu kutuplaştırma çabalarıdır. Başarılı olmamış, olamayacaktır. Ama enerjimizi daha faydalı işlere harcayacakken, bizleri bu angarya ile baş başa bırakanların inanın yatacak yeri yoktur.

Tabii hakem de, hakim de millettir. Her şey herkesin gözü önünde oluyor. Yapılan hiçbir şey, sarf edilen hiçbir söz milletin dikkatinden kaçmıyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, 2015 yılından beri çoğu Suriye’nin kuze

´Sınırımızın yanı başındaki terör bataklığını kurutmadan durmayacağız´

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fenerbahçe'den Juan Mata bombası

Sabri Sarıoğlu ve Yağmur Sarıoğlu boşanıyor mu?

En Çok Okunanlar