• $8,2834
  • €10,0166
  • 482.797
  • 1427.73
26 Mayıs 2016 Perşembe

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başka bir dünya mümkün…

Türkiye çok kısa süre içinde küresel önemde bir zirveye daha evsahipliği yaptı geçtiğimiz günlerde; “BM Dünya İnsani Zirvesi.”

Burada G20 gibi büyük zirvelerin peşpeşe Türkiye’de yapılması, bunun ülkeye kattığı prestijden bahsedecek değilim.
Türkiye bu türden tatminlerle oyalanacak bir ülke olmaktan öteye geçmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız, AK Parti ve Türkiye, kendi içinde birçok ezberi demokratikleşmeyle aşarken, bu sinerji sınırlarımızdan taşarak dünyaya yeni bir paradigma teklif edecek potansiyele ulaşmıştır.
Bu zirvenin bir milat olacağını iddia etmek abartılı olmaz; tabii çok çalışmak kaydıyla.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar, dünyanın sıkıştığı köşeden kurtulması için tarihi önemdeydi.

Şu anda ülkesinden kaçarak mülteci durumuna düşmüş 67 milyon insanın, acil insani ihtiyaçlarını karşılayamayan 120 milyon mazlumun, dünyanın en zengin beş yüz ailesinin dünya nüfusunun yarısı kadar gelir elde ettiği bir sistemin varlığında, aslında cehennemin yer yüzüne indiğini ifade etti.

Hani Aldous Huxley’in dediği gibi “Belki de bu dünya, başka bir gezegenin cehennemidir” sözünü hatırlattı.
Sayın Erdoğan’ın kapanış konuşmasından bir bölümü tekrar hatırlayalım:
“Dünyanın farklı yerlerinde, hatta kimi zaman aynı yerlerde, insanların çok farklı güvenlik ve hayat standardına sahip olduğunu biliyoruz. Bir tarafta lüks, israf ve şatafat hakimken, onun hemen yanı başında milyonlarca insanın sefalet, yoksulluk ve açlık içinde hayata tutunmaya çalıştığını görüyoruz. Bu, adil dünya değildir. Karşımızdaki bu keskin farklılığa uluslararası toplumun hiçbir ferdinin, hiçbir vicdan sahibi ülkesinin kayıtsız kalmaması gerekir. Dünya İnsani Zirvesi’nin bu konuda temel bir zihniyet değişiminin miladı olmasını diliyorum. Bu zirve, ancak Afrikalı, Asyalı, Suriyeli, Iraklı çocuklar başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumların hayatlarında yeni bir dönemi başlatırsa amacına ulaşmış sayılır. Ümit ederiz bu tarihi zirve adına ve önemine yaraşır bir şekilde daha huzurlu, adil ve barış dolu bir dünyanın kapılarını aralar. Zirvenin neticelerini umutla bekleyenlere, kalplerimizi ve zihinlerimizi onlara kapatmadığımızı, bilakis kendilerini her zamankinden daha sıkı şekilde kucakladığımızı göstermek zorundayız.”

Dünya üzerinde insanlar insan onuruna aykırı durumlarda yaşamaya mahkum edilmişse, bu onursuzluk onlara değil, bu sistemi yaratan, ona göz yumanlara aittir.

Bu sistem sorunludur ve bunu Sayın Erdoğan’ın şahsında Türkiye mazlumların adına dünyaya haykırmaktadır.
Sadece haykırmakla yetinmemekte, olayın beylik laflarla geçiştirilmemesi için de ısrarcı, zorlayıcı olmaktadır.
Sadece ısrarcı olmakla da kalmamakta, dünyanın en fazla insani yardım yapan ülkeleri sıralamasında milli gelirine oranla birinci sırada yer alarak, ölümden, tecavüzden kaçan üç milyon Suriyeli ve Iraklıya da, dini, dili, mezhebi ve ırkına bakmadan kucak açmaktadır.

İşte Sayın Erdoğan ve Türkiye’nin sesinin gür çıkması, ciddiye alınması ve ezber bozucu olmasının nedeni de bu ahlaki ve eylemsel tutarlılıkta yatmaktadır.

21. yüzyılda ümit ediyorum ki dünyamız daha iyi bir yer olacaksa, Türkiye’nin açtığı bu yoldan yürünerek olacaktır.
Bunun da bereketi, onuru bizlere yeter.

<p>Gündemdeki gelişmeleri Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, AKŞAM TV'ye değerlen

Biden dış politikası... NATO'dan hangi sonuçlar çıkar?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı