• $ 5,9389
  • € 6,622
  • 244.662
  • 94.415
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

CHP diktatörlüğü getiremeyecek...

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Bülent Tezcan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dönük kabul edilemez hakaretleri ciddi tepkilere neden oldu.

Salı günü TBMM gündemine de bu konu AK Partili grup başkanvekilleri ve milletvekilleri tarafından taşındı. Orada ilginç olan, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın savunmasıydı.

Savunmanın iki hattı vardı. İlki TDK sözlüğündeki karşılığına sığınarak, bunun bir siyasi tanım olduğu, dolayısıyla hakaret sayılamayacağıydı. Oysa o tanımda, tüm siyasi yetkileri kendi elinde toplamış kişi, zorba ifadesi geçiyordu.

Altay, bunu desteklemek için Bülent Ecevit’e “komünist”, Alparslan Türkeş’e de “faşist” dendiğini ama onların böyle olmadıklarını da ifade ederek, aslında Sayın Erdoğan’ın diktatör olmadığını da itiraf ediyordu. Yani bu söz, içinde sert eleştiri barındıran siyasi mülahaza olarak kabul edilmeliydi, hakaret olarak değil. Klasik bir CHP çarkı örneği.

Altay’ın bir diğer argümanı, kendisi dahil birçok kez Sayın Erdoğan’a diktatör dendiği halde neden Bülent Tezcan’ın ifadesinin bu kadar tepki çektiğiydi.

Oysa hem Meclis’te, hem de her platformda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör dendiğinde, aynı öfke ve şiddetle bu karşılık bulmuştur. Çünkü bu bir siyasi mülahaza değildir. Bu CHP’nin siyasi taşıyıcılığını yaptığı daha büyük bir algı operasyonunun önemli bir parçasıdır.

Kimseyi aptal yerine koymaya gerek yok.

CHP, özellikle kaset operasyonuna uğradıktan sonra bu türden algı operasyonlarının siyasi alana taşınmasında amiral gemisi haline geldi.

Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde bir siyasi dizayn yapılabilmesi için belirli oranda toplumsal destek gerektiği biliniyor. Bu destek söylem bazında toplumun etkilenmesini ima ediyor.

“Diktatör”, “diktatörlük”, “otoriter” ve “otoriterlik” söylemleri bunların başında geliyor.

Altay’ın da itiraf ettiği gibi bu terimi Türkiye’de normalleştirmeye çalışıyorlar. İşin bu noktası önemli.

Tam buna muvaffak olduklarını düşündüklerinde, CHP Parti trolü Bülent Tezcan’ın hakaretinin tepki almasına tabii ki şaşırdılar.

Bunu çokça yazdık. Geçmişte Menderes ve Özal’a da aynı oyunu oynamışlardı. Hedef seçtikleri lideri yalnızlaştırmak ve ardından gelecek siyaset dışı operasyonu halkın içine sindirmek için bu algı operasyonlarına mutlaka ihtiyaç vardır.

15 Temmuz başarılı olsaydı, dışarından, içeriden tüm güçleri ve tüm iftiraları ile ülkenin bir “diktatör”den kurtulduğunu, demokrasinin kazandığını ifade edeceklerdi. Tıpkı Mısır’da yaptıkları gibi…

15 Temmuz’un yerle bir edilmesi, bu mahfillerde büyük öfkeye neden oldu. Çünkü bu algıyı yerleştirebildiklerini, halkı yanıltmakta başarılı olduklarını ve hamlelerinin sessizlikle karşılanacağını ummuşlardı. FETÖ’cülerin o gece ekranlara, yazışmalara yansıyan şaşkınlıklarını hatırlayınız.

Millet olarak bu operasyonlara izin vermeyeceğiz. Bu hakaretlere alışmayacağız. CHP’nin bu ülkeye diktatörlüğü yeniden getirmesine izin vermeyeceğiz.

Bu kirli oyunları 2019 seçimlerinde milletimiz tarihin derinliklerine gömecek.

Günümüzde sosyal medyada stalk yapmayan az kişi vardır. Ama böylesini daha önce hiç gördünüz mü?

Stalk yapan sadece biz değiliz

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Emekli maaşı ek ödemesi artıyor

Kayseri'de kan donduran an