• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
19 Temmuz 2016 Salı

Bir destanın şifresi: TK-8456…

15 Temmuzu 16’ya bağlayan gece, Türkiye’nin kaderi gitti geldi.
FETÖ’cü teröristlerin hedefi öncellikle lideri düşürmek, yani Sayın Cumhurbaşkanımızı öldürmekti.
Lider etkisizleştirildikten sonra, oluşan kaosta ya devleti rehin almakta başarılı olacaklar, ya da çıkacak iş savaşı büyük bir keyifle izleyeceklerdi.
Plan mükemmel sayılırdı. Kâğıt üstünde iyi bir hazırlık yapılmıştı. İzmir’den helikopterle hareket eden hainler Marmaris’e geldiklerinde Cumhurbaşkanımızı orada bulamadılar.
Ancak onu Atatürk Havalimanı’nda bekleyen gasp edilmiş F16’lar da vardı.
Bu hain saldırı mesela ABD’de olsa, “Air Force One”, yerini kimsenin bilmediği bir yere doğru gözden kaybolur, başkan durumu oradan vaziyet etmeye çalışırdı.
Ama bizim Başkomutanımız öyle yapmadı. Darbecilerin üzerine, arasına daldı, İstanbul’a ulaştı, halkın arasına katıldı. Vatandaşlarını meydanlara, sokaklara çağırdı.
Darbecilerin kontrol sağlamaya çalıştığı, milletin yüklendiği Atatürk Havalimanı’na TC-ATA koduyla değil, TK-8456 koduyla indi. Pilotun pistte araç olabilir uyarısına karşılık “Bir turlar sonra inersin” dedi Başkomutan.
TK-8456… Ben bu kodu “millet” olarak okuyorum. Devlet kurumlarının esası millettir. Devlet kurumlarının bile, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi işgal edildiği, buna tevessül edildiği noktada, tek kodumuz, tek şifremiz, sığınağımız sine-i MİLLETTİR.
Başkomutan da MİLLET ordusunun başına geçti, darbeyi püskürttü.
Milleti, onurunu, iradesini aşağılık bir örgüt boğazlamak istedi.
Millet dik durdu. Kurşunların, tankların üzerine koştu. Kimse ne kendisini ne ailesini esirgedi. Çünkü biliyorlardı ki, bu boğazlanmaya şimdi engel olunamazsa, arkasından esaret gelecekti.
O kadar çok kahramanlık ve mucize yaşandı ki! Pek çok faktör yan yana geldi ve darbecilerin hiç hesaplamadığı, asla hesaplayamayacakları bir şekilde rezil rüsva oldular. Göklerden gelen karar, liderlik ve millet olma bilinci onları yendi.
Şüphesiz, bu darbe girişimine karşı “yabancı dostlarımızın” tepkilerini takip ediyoruz. Her söylemi, dakikası dakikasına özenle not alıyoruz.
Herhangi bir şüphe, güvensizlik yaşanmaması için tüm dost ve müttefik ülkelerin kuvvetli/net duruşlarla darbeye ve darbe sonrası komplikasyonlara karşı çıkması ve Türkiye’nin demokrasisi için verdiği mücadelede yanında olduklarını göstermeleri gerekir.
Hala anlaşılmaması veya anlaşılmasında zafiyet gösterilmesini anlayamadığım şey, Türkiye’nin bölgesinin ve hatta dünyanın demokrasisi için en önemli güvence olduğudur.
Türkiye Gülen örgütünün alçak bir darbesine maruz kalmıştır. Dünyanın bu konuda netleşmesi ve komplo teorilerini bir kenara itmesi gerekir.
Gülen örgütünü müttefik olarak gören sempati derhal terk edilmeli ve demokrasisi için meşru müdafaada bulunan, bunu demokrasi ve hukuk içinde yapan Türkiye’ye baskı kurulmamalıdır. Çünkü böyle bir baskı kabul görmeyecektir.
Dünya bilmeli ki, 15 Temmuz’da darbeye engel olan bu Türkiye ile muhatap olacak, bu Türkiye ile çalışacaklar. Girişim başarısız olmuştur, olası girişimler de başarısız olacaktır.
Kaybedenlere oynamak ise şu ünlü “fayda eksenli Batı rasyonalizmine” hiç uymaz.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!