• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
27 Temmuz 2016 Çarşamba

Üst aklın kiralık katilleri

15 Temmuz darbesi sadece görünen boyutuyla mı sınırlıydı, yoksa birden fazla aşamaya sahip çok sofistike bir darbe girişimiyle mi karşı karşıyayız?

Ankara bu soruların doğru yanıtını bulmadan, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını kavramış sayılmaz.

Darbenin hedefinde şüphesiz Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi vardı. Fetullahçı infaz timlerinin 15 Temmuz’daki suikast girişiminden Erdoğan ve ailesi nasip payı kurtuldu, iki koruması ise şehit düştü.

Darbenin seyrini Erdoğan’ın Marmaris’ten İstanbul’a sağ salim ulaşması değiştirdi. Milletle buluşan Erdoğan, darbeyi püskürttü. Denilebilir ki hazırlanan darbe teşebbüsü o saatten sonra akamete uğradı ve cunta planladığı kanlı darbe sürecini yürütemedi.

Dikkat edilecek olursa cunta Erdoğan’ın İstanbul’a ulaştığı 03.20’den sonra çözülmeye başladı. Genelkurmay Başkanı ve rehin tutulan komutanlar o saatten sonra tek tek bırakıldı; darbeye karışan çok sayıda komutan bu saatten sonra taraf değiştirerek diğer darbecileri bastırma harekatına katıldı.

Fetullahçı cuntanın ülkede oluk oluk kan akıtacağından şüphe etmesek de akim kaldığı için darbenin diğer aşamalarını öğrenme fırsatı bulamadığımızı da itiraf etmeliyiz.

Darbenin başarıya ulaşması gibi bir hedefinin olup olmadığı da ayrıca bir muamma olmayı hala sürdürüyor. Meclis’i bombalayan, Özel Harekat Merkezi’ni bombalayarak kendi polislerini toplu halde yok eden cuntanın, bu suçlarla ülkeyi yönetmeye kalkışması mümkün mü? Darbecilerin amacı ülke yönetimini ele geçirmekten daha çok Erdoğan ve ailesini, Başbakan Binali Yıldırım ile ve çok sayıda siyasiyi şehit ederek ülkede onulmaz bir yara açmak, millet arasında kapanmaz uçurum oluşturmak, kan davası çıkarak ülkeyi bir daha bütünleşmesi imkansız noktaya taşımak gibi görünüyor.

Fetullahçı cuntanın arkasındaki uluslararası gücün dünyanın değişik yerlerine yaptığı müdahalelerde geride hep bölünme, kargaşa, düşmanlık ve iç savaş bıraktığı malum. Fetullahçı cuntayı “intikam alma” duygusuyla darbeye yönelten aynı güç, sonunda ülkeyi bu yapıya teslim etmeyi elbette ki planlamıyordu. Üst akıl, Fetullahçı teröristleri daha çok kiralık katil olarak kiralamışa benziyor; Erdoğan ve ailesini, Başbakan ve bakanları, emniyet ve istihbaratta önemli isimleri infaz ettikten sonra muhakkak bu cuntacılar da harcanacaktı. Darbecilerde ele geçen 910 kişilik infaz listesi de, cuntanın sadece infaz için kiralandığını gösteriyor. Fetullahçı cunta üyeleri kendilerini vezir veya şah sanarken aslında dizginlerini elinde tutan güç tarafından ucuz tetikçiler ve piyonlar olarak öne sürülmüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a ulaşmasıyla kesintiye uğrayan darbe sürecinin sonraki bölümü karanlıkta kaldı. Darbecilerin hayata geçirme şansı bulamadıkları eylemler de haliyle perde gerisinde kalarak sırra dönüştü.

Hemen hemen herkes darbenin hayata geçmeyen, gizli kalan kısımlarını merak
ediyor. Erdoğan ve ailesi şehit edilseydi
darbe süreci nasıl gelişirdi? Planlar bu yüzden mi bozuldu?

Daha pek çok soru var akıllara takılan; ama 15 temmuz darbesinin iki aşamalı bir plan üzerine geliştiği iddia edilebilir; Erdoğan’ın hesapları bozması üzerine darbe planının birinci kısmı bile hayata geçirilemedi, ikinci kısmı ise karanlıkta kaldı. Darbenin bu ikinci aşaması çözülmeden kimse güvende sayılmaz. Darbe püskürtülmüş olabilir ama o darbeyi planlayan akıl henüz püskürtülmüş değil.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi