• $13,5925
  • €15,2938
  • 793.015
  • 1951.17
28 Aralık 2016 Çarşamba

Türkiye’nin varlık mücadelesi

Cumhuriyet’in 100’üncü yılına Türkiye büyük bir “beka mücadelesi” vererek giriyor. Bunu anlamanın, daha doğrusu sindirmenin zor olduğunu biliyorum; ancak içeride ve dışarıda yaşadığımız sorunların niteliğine bakıldığında, kuruluşunun üzerinden 93 yıl geçmesine rağmen Türk devletinin hâlâ varlığını devam ettirme mücadelesi içinde olduğu görülecektir.

2023 yılına doğru ilerlerken, Türkiye’nin başına bela edilen terörü ve paralel devleti başka türlü değerlendirmenin “beka sorunu” yaratacağını bilmek gerekiyor.

PKK, FETÖ ve DEAŞ; Batı’nın içimize uzanan kanlı elleridir; bu örgütler Batı’nın, Ortadoğu haritasını yeniden çizme planının uzantısında varlık bulmuşlardır. Batı’nın uygulamaya koyduğu planın kapsamı Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını değiştirmeye ve Türk milletinin bu topraklar üzerindeki egemenlik haklarını elinden almaya kadar uzanıyor. Bu anlamda Türkiye sadece “terörle” ve “paralel devletle” mücadele etmiyor, aynı zamanda egemenlik ve istiklal mücadelesi veriyor.

PKK ve FETÖ, Türkiye’yi hedef alan bu uluslararası planın iki ayrı yüzünü temsil eden iki ayrı saldırı koludur. DEAŞ da benzer bir işleve sahiptir.

Bu örgütler bazen ayrı kollardan, bazen de birleşerek Türkiye’ye saldırmaya çalışmaktalar.

Türkiye, “milli irade” etrafında toplanarak güçlü bir birlik ortaya koyamazsa bütünlüğünü ve bağımsızlığını altın tepsi içinde Batı’ya sunmuş olacak.

Dikkatli bakıldığında görülecektir ki Batı sistemi, Lozan’da kazandığı zamanı daha çok Türkiye’yi ayrıştırmaya ve içeriden çürütmeye harcamış. Türkiye’yi etnik gruplara, ideolojik kamplara, yapay kültürel adalara bölerek son ölümcül darbeye hazır hale getirmeye çalışmış.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye; PKK, FETÖ ve DEAŞ’a karşı milli birliğini sağlayamamış olsaydı, 780 bin kilometrekarelik vatan toprağı üzerindeki devletin egemenlik hakları bugün masa başlarında taksim ediliyor olacaktı.

Gerçeği kabul etmekte zorlanabiliriz; ancak gerek PKK’nın Güneydoğu’da başlattığı Kürtleri ayaklandırma girişimi ve ardından gelen FETÖ’nün darbe girişimi, sağlam kayaya çarpıp geri tepmeseydi Türkiye’nin bölünmesi işten bile değildi.

Milli irade, Erdoğan liderliğinin etrafında toplanmasaydı Türkiye’yi bekleyen akıbet Suriye, Irak, Libya ve Mısır’dan farklı olmayacaktı.

Kabul edelim veya etmeyelim gerçek şu: Cumhuriyet’in 100’üncü yılına Batı’nın Türkiye’yi bölme ve parçalama planları dâhilinde, saldırılarını iyice artırdığı koşullarda giriyoruz.

Ancak buna karşı devletin ve milletin İstiklal Harbi’nde olduğu gibi ciddi bir direnişi söz konusu. Türk askeri Azez ve Cerablus hattında, El Bap’da, Başika’da bu ülkenin bekası için savaş vermekte ve şehadet mertebesine ulaşmaktadır.

Bu şuurla, birlik ve dirlikle 2023’e ilerleyen Türkiye asla kaybetmez. Bu yoldan şaşmadığımız müddetçe Türkiye devleti ve milletinin varlığını hiçbir harici ve dâhili düşman sarsamayacaktır.

<p> </p>

İlçe belediyelerine tuz yerine kum mu verildi?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı

Çıngıraklı yılanın kuyruğunda bakın ne var!