• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
29 Temmuz 2016 Cuma

TSK’yı FETÖ’ye teslim eden kim?

15 Temmuz darbesinin ardından televizyonların yeni müdavimleri FETÖ’cü çetenin mağdur ettiği askerler. Hem Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tanıyor olmaları hem de FETÖ’nün kumpasına maruz kalmaları onları görüşlerine başvurulacak isimler arasına sokuyor.

Ne var ki kaç gündür anlattıkları,”AKP’nin Cemaat ortaklığı” ve “Gülen’in AKP’yi arkasına alarak TSK’da kadrolaştığı” yönünde. Geçmişte yaşadıkları haksızlıkların, kırgınlıkların, kayıpların etkisinde yapılan bu değerlendirmeler kendilerini tatmin etmeye yarasa da bu ülkenin başına gelen 15 Temmuz ve FETÖ felaketini açıklamaya yetmiyor. Bu ülkenin tarihî gerçekleriyle örtüşmüyor.

Bütün sorunun kaynağını AK Parti’nin Paralel yapıyla kurduğu yakınlıkta aramaya kalkınca haliyle askerlik yaptıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve FETÖ yapılanmasınının derinliğini ıskalıyorlar.

AK Parti’nin iktidar olduğu yıllar arasında Gülen çetesinin TSK’ya sızmasında Ak Parti’nin sorumluluğunu asla gözardı etmemek ve sorumluluğu neyse bunu dile getirilmesi gerekir. AK Parti döneminde Gülen çetesinin TSK’ya “sızma” faaliyeti eskisinden farklı olarak biraz daha hızlanmış olabilir. Balyoz kumpasının TSK’nın hiyerarşik yapısına çete üyesi sokuşturma girişimi olduğunun analiz edilememesi de iktidar partisinin sorumluluğunda görülebilir. Ancak AK Parti’nin bu alandaki sorumluluğu bugün ortaya çıkan tabloyu açıklamakta yetersizdir.

AK Parti’nin iktidara geldiği günden bugüne TSK’ya sızan bir çete üyesi ancak “Yüzbaşı” rütbesine gelebilirdi; darbeyi yöneten generallerin TSK’ya sızması AK Parti öncesine uzanır. Ayrıca 15 Temmuz darbesine katılan çok sayıda generalin terfisini, AK Parti’nin Paralel devlete savaş açtığı 2013, 2014 ve 2015 yıllarında aldıkları bugün çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır. AK Parti, bu yıllarda Paraleli devletin her kurumundan sökmeye çalışıyordu; ancak devlet içinde bu yapıyı iktidar partisinden de gizleyen/saklayan bir güç sözkonusu.

Burada mesele suçu birbirine atmak, karşı tarafı suçlamak veya “Bizim zamanımızda değil, sizin döneminizde Gülen orduya sızmış” gibi sığ bir tartışma başlatmak değil. Mesele karşı karşıya kaldığımız felaketi gerçekçi analiz etmek ve doğru tedbirler alabilmek.

15 Temmuz darbesine katılan TSK mensuplarının sayısını Genelkurmay Başkanlığı 8 bin 650 olarak açıkladı. Bu sayının TSK’nın yüzde bir buçuğuna karşılık geldiği de vurgulandı. Ancak niteliksel bir orana vurulduğunda, yani rütbelilerin darbeye katılım oranı hesaplandığında bu rakam yüzde 40’ın üzerine çıkıyor. Peki nasıl oldu da Gülen çetesi rütbelilerin yüzde 40’ından fazlasını ele geçirerek darbeye kalkışabildi? Büyük orandaki bu sızma faaliyeti nasıl görülmedi, fark edilmedi, anlaşılmadı? AK Parti mi engelledi bunu?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugüne kadar “Atatürkçülere” teslim edildiğine herhalde kimse itiraz edemez.
Ne 1960 ne 1970 ve 1980 darbeleriyle bu süreç kesintiye uğradı; ordu hep “Atatürkçülere” emanetti.
“Atatürkçüler” neden bu “irticai” çetenin içlerine sızmasını deşifre edemedi?

AK Parti yüzünden mi?

CHP’yi örnek vererek belki daha anlaşılır olabiliriz; CHP yönetiminde yer alan Paralel yapının oranı da en az yüzde 40’lardadır; CHP’ye paralel sızmayı da AK Parti mi yaptı? Pensilvanya’nın operasyonu, Gülen çetesinin istihbaratçı elemanlarının kumpasıyla CHP yönetimi el değiştirmedi mi? CHP’deki Paralel milletvekillerini de AK Parti mi listeye koydu?

Aynı şey HDP için de geçerli; HDP’deki Paralel yapının kontenjanı ne kadardır? Bu oran en az yüzde 50’dir. Bunların kimisi PKK’lı, kimisi solcu, kimisi aktivist kılığında olabilir. CHP’deki Paralellerin hepsi de yüzde yüz Atatürkçü değil mi zaten?

Bunu medyadan örneklerle çoğaltabiliriz. Yılların “Atatürkçü”, “Kemalist” Cumhuriyet gazetesi nasıl oldu da Paralel yapının gazetesine dönüştü? AK Parti mi Paralellerin Cumhuriyet gazetesini ele geçirmesini sağladı? Konuyu şuraya getirmek istiyorum; Paralel CHP’ye nasıl sızdıysa TSK’ya da, başka kurumlara da öyle sızdı. Cumhuriyet gazetesi paralelin denetimine nasıl geçtiyse TSK da Paralelciler tarafından öyle kullanıldı. “AK Parti-Cemaat işbirliği sayesinde” diyerek boşuna kimse kendisini ve başkasını kandırmasın. Fethullahçı örgütün CHP, MHP, HDP içinde yuvalandığı gibi AKP de bundan nasibini aldı. Hatta belki de Türkiye’nin en yüksek oy alan partisi olarak daha çok nasibini aldı. Bunlar zaman içinde daha da netleşecektir.

Bugün gelinen noktada esas mesele şu: Başkasını suçlama yerine herkes kendi sorumluluğunu görmeli. Yoksa bu badireyi başka türlü atlatamayız.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi