• $9,5126
  • €11,0913
  • 546.251
  • 1455.42
25 Temmuz 2016 Pazartesi

Terör konseyi

Darbe konseyinin adının “Yurtta Sulh Konseyi” olması Türkiye’nin son iki yıldır PKK ve DAEŞ üzerinden karşı karşıya kaldığı terör saldırılarını da açıklıyor. Bir yandan PKK, diğer yandan DAEŞ terörüyle Türkiye’yi psikolojik olarak darbe sürecine hazır hale getirmeye çalıştılar.

“Sulh Konseyi”nin ülke yönetimine kanlı bir darbeyle el koyma gerekçesinin “Terörü bitirme ve ülkede sulhu sağlama” olması bu yüzden. Terörle darbe ortamını hazırlayıp Türkiye’ye rahatça el koyabileceklerini düşündüler.
Türkiye’de terör hiçbir zaman sebepsiz ve hedefsiz olmadı. ABD’nin arkasında olduğu tüm darbe süreçlerinin evvelinde ülke büyük bir kaos içine sürüklendi. Adı her ne olursa olsun ortaya çıkan bütün terör örgütleri, darbe süreçlerinin maşası ve hazırlayıcısı işlevi gördü.

PKK’nın 15 Temmuz darbesi öncesi silahları susturarak beklemeye geçmesi, örgütün darbecilerle koordineli hareket ettiğini ele verdi. 2 ile 10 Temmuz arasında örgütün terör saldırılarında 9 asker şehit olurken, 11-18 Temmuz arasında (darbenin gerçekleştiği hafta) PKK saldırıları bıçak gibi kesiliyor, hiçbir ölümcül saldırı gerçekleşmiyor. 19 Temmuz’dan sonra terör saldırıları yeniden başlıyor; 6 polis, bir korucu ve sivil vatandaş hayatını kaybediyor.

PKK terör örgütü yöneticilerinin nisan ayından beri tıpkı FETÖ üyeleri gibi sağda solda “Erdoğan yakında gidici” açıklamaları da zaten bu iki terör yapılanmasının birlikte hareket ettiğini gösteriyor.

Türkiye’nin Güney sınırında bir PKK-PYD devletine razı olmaması darbe sürecinin başlatılmasını sağlayan dönüm noktalarından biridir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın PKK, PYD ve DAEŞ’in Türkiye’yi dizayn etmekte kullanılan terör yapılanmaları olduğunu fark etmesi ve örgütlere karşı kesin bir terörle mücadele stratejisi izlemesi üzerine darbenin startı verildi. PKK ve FETÖ’nün arkasındaki uluslararası yapı, Erdoğan’ı siyaseten teslim alamayınca askeri darbeyle Erdoğan ve ekibini tümden tasfiye etmeyi gündemine aldı. PKK ve DAEŞ’in terör saldırılarının artması, CIA Direktörü John Brennan’ın “Terör saldırılarının Türkiye geneline yayılacağı” yönündeki îmaları FETÖ’cü darbenin habercisiydi zaten.

Aslında PKK, 12 Eylül darbesini de hazırlayan örgütlerden biriydi. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, 29 Aralık 1979 tarihinde Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e “Apocular” adlı terör örgütü hakkında detaylı bilgi içeren ve“tehlike” uyarısı yapan bir yazı gönderiyor ve Evren’den “gereğinin ifası”nı istiyor. Demirel, örgüt şemasının yeraldığı bir belgeyi de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e gönderiyor. Demirel aynı belgenin bir kopyasını da Milli Savunma Bakanlığı’na gönderiyor.

Darbenin gerçekleştiği 12 Eylül 1980’e kadar dönemin hükümeti askerden, örgüt yapısı tüm ayrıntılarıyla bilinen“Apocu”lara karşı tedbir almasını istiyor. Süleyman Demirel’in Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nı “Apocular” ile ilgili uyarmasının sebebi, bu örgütün darbe hazırlığında kullanılmasından kaynaklanıyordu.

12 Eylül’de ülke yönetimine el koyan generaller 13 Eylül’de de terörü tümden sona erdirdi. Oysa 12 Eylül öncesi sıkıyönetim ilan edilmişti, üstelik terörü bitirme yetkisi askerdeydi. İsteselerdi teröre son verebilirlerdi ancak ülkede “Sulh”u darbe yoluyla sağlamayı seçtiler. Çünkü darbe aynı zamanda ülkenin istikametine yön vermede siyasî bir tavırdı.

15 Temmuz darbesine teşebbüs edenler ile bu darbeye ortam hazırlayanlar aynı merkeze bağlı terör yapılarıdır. FETÖ ve PKK ikiz örgütlerdir. Biri darbeye zemin hazırlarken, diğeri de ülke yönetimine el koymaya çalıştı.

Fakat bu kez tarih tekerrür etmedi; darbe başarısız oldu. Asıl büyük darbeyi devlet bu süreçte FETÖ’ye vurdu. PKK da bundan nasibini alacaktır.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu