• $8,2868
  • €9,9987
  • 483.455
  • 1427.73
26 Ocak 2014 Pazar

Tarihi savcılar yazarsa…

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Siyasi tarihe, yakın geçmişe dair bildiğimiz çok şeyin neredeyse tümüyle yalan olduğunu düşünmeye başladım. Kamuoyunun daha düne kadar yakın tarihe ilişkin bütünlüklü bir algısı vardı; geçmişe ilişkin nispeten ortak bir bakış açısını paylaşıyordu. Demokrasisini inşa sürecine giren Türkiye'nin geçmişiyle hesaplaştığı düşünülüyordu. Bu çerçevede bir kamu aklı, ruhu ortaya çıktı.
Tuhaf olan geçmişe ilişkin bu ortak görüşün oluşmasına savcıların hazırladığı metinlerin kaynaklık etmesi. Tarihi savcıların gözünden görmeye başlayıp, polis fezlekelerine tarihi metinler muamelesi yapmaya başlamıştık. Büyük soruşturmalar zaten kısa tarih çalışması gibiydi. Ergenekon soruşturması evrakları, ülkenin son 30-40 yıllık bütün büyük olaylarını içine alarak hazırlanmıştı. Zamanda yolculuk yaptırıyordu okuyanlara. Devlet, toplum ve siyaset, bu metinlerle yeniden üretildi. "Yeni" bilgiye savcılar sahip olduğundan, siyasi tarihi de onlar yaptı.
Buna belki şöyle bir detay daha eklenebilir; bu dönemde görünmeye başlayan "vakanüvis" hadisesi. Savcıların medyadaki elleri kolları olan, peş peşe kitaplar basan bu yeni tür vakanüvisler, yeni tarih görüşünün tamamlanması işlevi gördü. Soruşturma evraklarına sığmayan, iddianamelere girmeyen ayrıntılı bilgiler, bunların sayesinde topluma ulaştırıldı.
Adliye kaynaklı bu "yeni" tarih görüşü, Cemaat'in siyasi tasavvurunu yansıtsa bile bundan fazla bir şey olduğunu, olması gerektiğini düşünmemizi gerektiren nedenler var. Türkiye gibi bir ülkeyi yeniden tasavvur etme, yapılandırma, dizayn etme gücüne Cemaat'ten daha büyük bir yapının sahip olması gerekir ki, başka türlüsü bana pek gerçekçi görünmüyor.
Neyse ki son yedi-sekiz senede oluşan/oluşturulan bütünlüklü algı dağılmaya başladı. Büyük hikaye çöktü. Rastladığımız bunca kafa karışıklığı da buna delalet ediyor. 17-25 Aralık'ta yargı marifetiyle girişilen darbe, öncelikle paylaşılan akıl ve ruh birliğini dağıttı, devamında siyasi birlik de bozuldu.
Siyasi iktidarın kanatları altında, onun meşruiyetine dayanarak dizayn edilmeye çalışılan yeni Türkiye projesi tutmadı. Sonucu büyük bir mücadele belirleyecek. Cemaat kimliğine gizlenmiş paralel devletin yüzü bir kere görüldü, bu yüzü unutmak söz konusu olamaz. Bu noktadan sonra tarihi geri sarmak da mümkün değil.
Taraflar arasındaki uzlaşmazlık görüntüsünün nedeni bu. Siyasal iktidar, paralel devleti cinayete teşebbüs halinde gördü. Siyasal iktidarın katline soyunan bu yapının nefesini ensesinde hissetti. Bunu iki taraf da biliyor. İki taraf da bunun farkında. Bu noktadan sonra gizli veya açık çetin bir kavga, çekişme ve mücadele dönemi yaşanacak. İşin daha vahim boyutlara varması da muhtemel; paralel devletin, hükümeti darbeyle tehdit etmeye başladığına bakılırsa, ülkeyi zor günler bekliyor.
Bunun altından kalkmak için siyasal iktidarın, yakın tarihe tekrardan dönüp "doğru"yu, "eğri"yi ayrıştırması, "kurunun yanında yaşın yanmasını" önlemesi ve yaraları sarması gerekiyor. Bu yöntem, polisiye tedbirlerden daha önemlidir. Geçmişle yüzleşmeden, barışmadan, haksızlıklar giderilmeden bu süreç atlatılamaz. Bu yapının yarattığı derin tarih ve yeni derin devletle hesaplaşmadan demokratik bir hukuk devleti de olunamaz.
Siyasi güçlerin yazdığı tarih de kuşkusuz tartışılacaktır, ama hiç olmazsa savcıların yazdığı tarihten daha meşru bir tarih yazımı söz konusu olacaktır.

<p>Alkol kısıtlaması, görüntü alınmasının engellenmesi tartışılıyor. 17 günlük kapanma süreci nasıl

Terör örgütü PKK için yolun sonu geliyor: 'Bu yıl örgütte kaçış yılı'...

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı