• $8,2879
  • €10,0336
  • 483.529
  • 1427.73
26 Mart 2018 Pazartesi

Suriye’de işgalci olan kim?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Zeytin Dalı Operasyonu’nun başarısı Batı’yı ciddi derecede rahatsız etmişe benziyor. Küreselciler, bu rahatsızlığı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron üzerinden, “işgal” sözleriyle şimdiden ufak ufak ifade etmeye başladılar.

Oysa Fransa, Suriye’de iç savaşın patlak verdiği günden beri ABD öncülüğündeki koalisyon gücüne havadan destek veriyor. Ayrıca Fransa’nın öz kuvvetleri de Suriye’de görev yapıyor. Batı’nın askeri varlığını “işgal” olarak görmeyen Macron’un, terör örgütü DEAŞ ve PKK/PYD ile mücadele için Zeytin Dalı Harekatı’nı gerçekleştiren Türkiye’ye tepki göstermesi son derece dikkat çekici. Macron, “işgali desteklemeyiz” diyerek aslında Türkiye’nin bir an önce Afrin’i boşaltmasını ve Suriye’den çekilmesini istiyor.

Türkiye, Suriye’de işgalci bir devlet değil. Ama Fransa’nın da dahil olduğu Batılı koalisyonun Suriye’deki askeri varlığı kesinlikle “işgalci” bir özellik taşıyor. Çünkü Koalisyon devletleri, Suriye’deki egemen devleti parçalamayı, ülkenin kuzeyinde yeni bir devlet kurmayı hedefliyor.

Bu alanda da hayli yol aldılar, az kan dökmediler. Suriye iç savaşının bir türlü dinmemesi, çatışmaların durulmamasının sebebi de budur; ABD öncülüğündeki koalisyon devletleri, Suriye’deki amaçlarına hâlâ ulaşamadıkları için iç savaş sürmekte ve bir türlü sona ermemekte.

Türkiye’nin 911 kilometre sınırı bulunan Suriye’ye müdahalesini “işgal” ile açıklamak gerçekçi değil; aksine, Türkiye’nin askeri varlığı Suriye’nin egemenliğine kasteden terör örgütlerine dönük bir müdahale özelliği taşıyor. Zeytin Dalı Harekatı, Suriye’nin bölünmesini desteklemiyor. ABD öncülüğündeki işgal devletlerinin Suriye’yi bölme, parçalama planları Türkiye engeline takıldı.

Batı’nın siyasi ve askeri varlığı Suriye’yi kan deryasına dönüştürdü. Geçen sürede Suriyelilere hayal bile edilemeyecek kadar çok acılar yaşattılar. Türkiye ise Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’yla girdiği bölgeleri kısmen de olsa halkın nefes alabileceği, yaşayabileceği alanlara çevirdi. Türkiye yaşamı, umudu, insanlığı temsil ediyor; Batı ise Suriye’de ölümü, yıkımı, cehennemi…

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi tarihinden devraldığı miras da bu özelliktedir; Türk devletleri, bu coğrafyada her zaman Batı’nın işgaline karşı varlık ve vücut bulmuştur. Türkiye, daima kendi bölgesindeki mazlumun koruyucusu, kollayıcısı olmuştur. Batı’nın rahatsızlığı ve artan tepkisi, Türkiye’nin, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tarihsel mirası sahiplenmesiyle ilgili.

Türkiye, hızla bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olmaya doğru ilerliyor. Gezi’den bu yana yaşanan büyük çaplı sorunlar ve darbe girişimlerinin sebebi, Türkiye’nin bu gidişatını engellemekti. Batı sistemi, en büyük darbeyi tabii en sona sakladı; 40 yıldır hazırladıkları gücü 15 Temmuz’da harekete geçirdiler; Türkiye’yi FETÖ darbesiyle çökertmeye, ülkeyi işgale açık hale getirmeye çalıştılar. Irak ve Suriye gibi kendi kendini parçalayan, bölen, tüketen bir Türkiye ortaya çıkaracaklardı.

Fakat başaramadılar; güçlenen Türkiye’nin önünü alamadılar. Rahatsız oldukları şey, bölgede güçlenen, küresel bir aktör haline gelen Türkiye gerçeğidir. Fransa’nın dile getirmeye başladığı “işgalci” lafları işte bu yüzdendir.

Batılılar Suriye’deki işgale tümden son verene kadar Türkiye de bu bölgede olacaktır. Suriye’de İşgalci olanlar Batılılardır, ev sahibi olan Türkler değil. Bu gerçeği zamanla daha iyi anlayacaklar!

<p>Kastamonu'nun Cide ilçesine düşen yıldırım sonucu 6 ev çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geld

Kastamonu'da yıldırım düşmesi sonucu 6 ev alev alev yandı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı