• $8,4047
  • €9,9891
  • 489.243
  • 1408.81
16 Mayıs 2014 Cuma

Sorumluluk ve gerçekler

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Soma'da tarihin en büyük maden facialarından biri yaşandı. 300'e yakın işçi korkunç bir şekilde hayatını kaybetti. Türkiye'yi yasa boğan bu felaket, bir süredir soğuyan siyasi gündemin yeniden hareketlenmesine de neden oldu. Hükümete acı ve öfkeyle yöneltilen eleştirilerin yanında, sağduyulu ve gerçekçi eleştiriler de oluyor, olayda sorumluluğu olan yetkililer istifaya davet ediliyor. Bu sırada Soma'daki ölümleri fırsat bilip siyasi iktidar ile hesap görmeye çalışan çevreler de sahnede yerlerini alıp acıları istismar ederek, kamuoyunu hükümet aleyhinde yönlendirmeye çalışıyorlar.
Aslında dünyanın neresinde olursa olsun, böyle durumlarda okların hükümetlere çevrilmesi kaçınılmazdır. Ölümler, hele ki böyle iş kazalarında meydana gelen toplu kayıplar söz konusu olduğunda hükümetlerin yıpranıp yıpranmamasının bir önemi yoktur, olmamalıdır. Siyasilerin, bu kaygılarla hareket etmelerinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Öncelikli kaygıları insan yaşamı olmalıdır. İnsanı ve insan haklarını gözetmeyen bir siyasetin on paralık bile değeri yoktur. Siyasetin varlık gerekçesi insandır; insanın hayatını daha iyi kıldığı, haklarını güvence altına aldığı kadardır değeri ve anlamı. Dolayısıyla böylesine büyük facialarda yaşanan toplu kayıplarda hükümetlerde sorumluluk aramak yanlış değil; çünkü işçilerin çalışma koşullarını ve şartlarını düzenleyen kanunlar vardır. Hükümetlerse, bu kanunların uygulanıp uygulanmadığını denetlemekle sorumludur. Sorumluluk öncelikle işletmeye aitse de, son tahlilde bu işletmeyi denetlemekle görevli olan hükümetlerde de sorumluluk aranır, aranmalıdır. Sorumluluğu olmasa dahi böyle bir faciada kendinde pay aramak insani bir davranıştır. İnsan odaklı siyaseti benimsemiş bir hükümet, can kaybının yaşandığı olaylarda kendi kurumlarını sorgulamak ve eleştirmekten kaçınmamalıdır.
Siyasi partiler ve muhalefet böyle durumlarda hükümeti denetlemekle sorumludur. Ancak böyle bir denetim mekanizması sayesinde sağlıklı bir sisteme sahip olabiliriz.
Kamuoyuna ve medyaya düşen görev, Soma'daki facianın soruşturulmasını ve sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını takip etmek olmalıdır. Başbakan Erdoğan, Soma'da yaptığı konuşmada bu facianın üzerine gidileceğini ve sorumlular hakkında gereğinin yapılacağı sözünü verdi. Bu konuda Başbakan'ın samimiyetinden şüphe etmiyorum. Ancak kazayla ilgili kamuoyuna yansıyan ilk raporlara göre denetim yetersizliği söz konusu. Şayet durum böyleyse, siyasi endişelere kapılmadan ilgili isimlerin istifası istenmelidir.
Maalesef bu gibi durumlarda haklı-haksız bir şekilde yetkili kurumlar suçlanır, hedef yapılır ve yıpratılır. Hele bizim ülkemizde hükümetten "kelle" istemek adeta alışkanlık haline dönüşmüş durumda. Hükümetler de böyle durumlarda savunmacı hareket ediyorlar. Ülkemizde siyaset normalleşmediği sürece, istifa müessesesinin işler hale gelebileceğini de sanmıyorum. Ne var ki bu durum aslında en çok iktidara zarar veriyor, iktidar partisini daima savunma halinde tutuyor. Bunun aşılmasının bir yolu mutlaka bulunmalı.
Soma'daki facia siyasetin normalleşmediğini bir kez daha gözler önüne serdi. 30 Mart'ta büyük başarısızlık yaşayarak geri çekilen paralel devlet, Soma'daki ölümlerin ardından tekrar başını gösterdi. Keder içindeki aileleri, kaza nedeniyle üzüntü içinde olan kamuoyunu hükümet aleyhinde harekete geçirmek için, dört bir koldan bu kazaya asılıp manipülasyon yapmaya çalışıyor. Daha cenazeler bile toprağa verilmeden, toplumun yasına aldırış etmeksizin insanları kışkırtarak sokakları mobilize etmeye, böylelikle yeniden kaos yaratarak ülkeyi yönetilmez hale getirmeye ve Erdoğan'ın iktidarını zayıflatmaya çabalıyorlar. Yargı darbesinden kaysılara don vurmasına, afetlere, kazalara, İstanbul'un trafiğine kadar her olay ve olguyu Erdoğan'a karşı silaha dönüştürmek için uğraşıyorlar. Kısacası, bugüne dek ısrarla yaratılan suni kaosa karşı Erdoğan ve partisinin sağladığı istikrarı bir kez daha bozmak istiyorlar.
Gerçek şu ki; kazada hayatlarını kaybedenlerle ilgili hassasiyet duymuyorlar; fırsatçılık yaparak masum ölümleri silaha dönüştürüyor ve vicdanları siyasi hesaplarına alet ediyorlar.
Bir lokma ekmeğe yer altında ömür tüketen işçilerin anısına bundan daha büyük bir saygısızlık olabilir mi?
Soma'da hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa, yakınlarına ise sabır diliyorum... Hepimizin başı sağolsun.

<p>CHP Genel Başkanı Kemal  Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi saran orman yangınlarına ilişkin bir basın topl

Kılıçdaroğlu yangınları çalıştayla söndürecek

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor