• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
12 Kasım 2014 Çarşamba

Sahi, o darbe nasıl olacak?

Elma soyar gibi rahat, sorunsuz ve kolay bir darbe mi olacak? PKK silaha sarılacak, asker yeniden devreye girecek, hükümet gidecek, öyle mi?

Yurt Gazetesi'ne konuşan Cemil Bayık'ın elma soyarken çekilen fotoğrafının üzerindeki haberin başlığı şöyleydi: "Ya darbe ya iç savaş".
Bu sözler, Kandil ve HDP'nin çözüm sürecinde geldiği noktayı da gayet iyi özetliyor; Bayık'ın hükümete demek istediği şu: "Ya bize teslim olursun ya da Mısır'daki gibi bir darbeyle gidersin!"
Kandil'in böyle tehditler savurması kuşkusuz şaşırtıcı değil; ancak bu durumda bile Kandil ve HDP'nin çözüm sürecinin "mağdur" tarafı olarak görülmesi ve gösterilmesi şaşırtıcı. HDP ve Kandil'in hükümetin hedefinde olduğunu ilan eden yazarlara şu soruyu sormak gerekiyor: Hedefte olan kim? HDP mi yoksa hükümet mi?
Ankara'yı darbeyle, iç savaşla tehdit edenlerin hiç günahı yok mu? Sadece tehditle kaldıkları da söylenemez. 6-7 Ekim olayları zaten bir iç savaş dayatması değil miydi?
Yüksekova'da çarşı iznine çıkan sivil askerleri arkalarından vurmak, askeri yeniden oyuna davet etme anlamına gelmiyor muydu? Diyarbakır'da eşiyle alışverişe çıkan bir subayı pazarda öldürerek neyi amaçlıyorlardı? Hüda-Par'lılara yönelik infazlarla hedeflenen neydi? Güneydoğu'da neredeyse her gün bir vatandaşı yargılayıp infaz ediyorlar. Sokaklarda yol kesip vatandaşlara saldırıyorlar. Mahallelerde hendek kazıp kanton ilan ediyorlar. Bütün bu hareketler sizce hangi amaca dönük? Bu eylemler, Cemil Bayık'ın bahsettiği "ya darbe ya iç savaş" için değil mi?
Kandil'den yapılan açıklamaların sonucunda kanlı infazlar gerçekleşmese ve insanlar ölmeseydi bunlara "boş tehdit" ve "taktik açıklamalar" deyip geçebilirdik. Fakat Bayık'ın savurduğu tehditler hiç de boş laflardan ibaret değil; her sözün karşılığında bölgede kan akıyor.
Bu durum karşısında sağduyu elbette elden bırakılmamalı, çözüm sürecinden tabii ki vazgeçilmemeli; ama elma soyarken bu ülkeyi nasıl kan gölüne çevireceğini anlatan bir zihniyete, örgüte de azıcık tepki gösterilmeli. Kandil ve HDP'ye barış isteyip istemedikleri yüksek sesle sorulmalı. Barış istiyorlarsa sokakları kan gölüne çevirmekten vazgeçmeleri gerektiği söylenmeli. Bu gerçekleri es geçip sürekli hükümeti sorumlu göstermek en fazla çözüm sürecine zarar veriyor. Çözümü, barışı, kardeşliği getirecekse elbette hükümeti de suçlayalım. Sorumluluğun hükümette olduğunu söyleyelim. Fakat gerçek şu ki masada ısrarla oturan hükümet, masayı ısrarla devirmeye çalışan ise Kandil ve HDP.
Ve Kürt hareketi bugün 17-25 Aralık Yargı darbesiyle hükümeti devirmeye çalışanların umudu haline geldi. Kandil, Mehmet Altan'ın "iç savaşın kanlı yolundan geçmeden bu hükümetten kurtulamayız" sözleriyle özetlediği yoldan yürüyor şimdi. Ancak bu yol kimseye kan ve gözyaşından başka bir şey getirmez. Türkler de, Kürtler de kaybeder; kazanan, önceki darbelerde olduğu gibi arkadaki güçler olur. Barış ve çözüm süreci ise bu toprakların insanlarına kazandırır.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!