• $9,5211
  • €11,095
  • 546.523
  • 1455.42
24 Kasım 2013 Pazar

Öcalan, Barzani için ne dedi

Geçen haftanın en çok konuşulan konusu tarihi Diyarbakır randevusuydu. Bütün bir hafta Barzani ziyareti konuşuldu. Değerlendirme ve yorum yapmayan kimse kalmadı; neredeyse herkes bir şekilde tepkisini yansıttı. Ancak bu konuda en çok Abdullah Öcalan’ın görüşü merak ediliyordu. Şu ana kadar kamuoyuna bu konuda bir değerlendirme yansımadı.
Bazı çevrelerin belirttiği gibi Öcalan, Barzani ziyaretini kendisine karşı yapılmış bir hamle, çözüm sürecine indirilmiş bir darbe olarak mı değerlendirecekti? Sürecin sonu mu geliyordu? Başbakan Erdoğan, Diyarbakır çıkarmasıyla Öcalan’a büyük bir çalım mı atmıştı? Ya da Öcalan da pek çok çevre gibi Diyarbakır buluşmasına destek mi çıkacaktı?
Abdullah Öcalan’ın Barzani ziyaretine klasik bir tepki göstermesini zaten hiç beklemiyordum. Öcalan eski reflekslerle tutum belirleyen bir lider değil. Ancak Barzani ziyaretini desteklemesi de abartılı olurdu. Bu siyasetin doğasına biraz ters. Öcalan, yıllardır Barzani’yle kişisel ve siyasal bir çekişme içinde. PKK’yı kurduğu günden beri bu böyle. Geçmişte bu çekişme karşıt cephelere bölünme şeklinde kendini dışa vurdu fakat çözüm sürecinin başlamasıyla birlikte bu yeni bir biçime büründü; Öcalan, Barzani’yi karşısına almak yerine onun yanında olmayı seçti. Bir şekilde Barzani’yle ittifak etme yolunu tercih etti. Öcalan’ın sürecin başında Barzani’ye gönderdiği mektup bu açıdan önemli; bu mektupta Öcalan, Barzani’ye “Kürt milletinin lideri” olarak hitap etti. Birbirine rakip olan liderler her zaman karşı cephelere bölünmez, birbirinin gücünden yararlanmayı da tercih ederler. Ya da bir süreliğine zayıf olan daha güçlü olanı “takdir” ederek siyasal olarak güç toplamaya çalışır. Bu konuda da ihtiyaç içinde olan kişinin Öcalan olduğunu unutmayalım.
Bu açıdan bakıldığında açık bir tehditle karşı karşıya gelmediği sürece Öcalan’ın Barzani’ye cephe açması mümkün görünmüyor. KCK Yönetimi’nin, Barzani ziyareti için içten içe duyduğu tepkiyi dışa yansıtmaması, Diyarbakır randevusu hakkında yorum yapmaması ve derin bir sessizliğe gömülmesi çözüm sürecinde kurulan Öcalan-Barzani yakınlaşmasıyla bağlantılı. İmralı’dan gelecek olan küçük bir işaret Kandil’in Diyarbakır buluşması ve Barzani için zehir zemberek açıklamalar yapmasına yetecekti.
Ancak İmralı’dan böyle bir “işaret” gitmedi. Geçen hafta İmralı’yı ziyaret eden Mehmet Öcalan’ın da bu konuda yaptığı yorum oldukça ilginçti; Mehmet Öcalan, abisiyle bu konuyu konuştuklarını ancak kamuoyuna bir açıklama yapmayacağını -üstelik vurgulu bir şekilde- söyledi. Bu konuda kulislerde konuşulan ise Öcalan’ın ziyaret hakkında “olumsuz” bir değerlendirme yapmadığı yönünde. Fakat Öcalan’ın ziyaretin zamanlamasını tasvip etmediği, sürecin daha ileriki aşamalarında gerçekleşmesinin daha uygun olacağını belirttiği söyleniyor. Öcalan’ın, Barzani’nin Diyarbakır ziyaretinden daha çok onun Rojava politikasından rahatsız olduğu ve bu düşüncelerini kardeş Öcalan’a aktardığı belirtiliyor. Rojava meselesi Öcalan için fazlasıyla önemli bir konu. Rojava’daki gelişmeler Öcalan’ın İmralı’da pazarlık gücünü doğrudan etkiliyor. Rojava konusunda Öcalan’ın fazla “hassas” olduğunu belirtmekte fayda var.
Çözüm sürecine karşı olan çevrelerin Barzani ziyaretini Öcalan’a karşı bir hamle ve Suriye’deki PYD’yi tasfiye etme girişimi olarak sunmaya çalışmaları kuşkusuz boşuna değildi. Bu değerlendirmeler biraz da Kürt hareketinin aklını karıştırma niyetiyle öne sürüldü. Ancak ne Kandil, ne BDP, ne de İmralı bu oyuna geldi. Kürt örgütlerinin aralarındaki ihtilafları artık cephede değil, masada halledebilecek, çözecek düzeye geldiklerini düşünüyorum. Devletle barışırken kendi aralarında savaşa tutuşacaklarını hiç sanmıyorum.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu