• $8,4737
  • €10,2733
  • 499.496
  • 1441.33
09 Mayıs 2016 Pazartesi

Milli iradeye darbe mi?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Başbakan Ahmet Davutoğlu, görevi bırakma kararını kendisini genel başkan ve başbakan koltuğuna getiren parti içi mutabakatın, 29 Nisan’da gerçekleşen Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısında ortadan kalktığını görmesi üzerine aldığını, açıkladı. Davutoğlu 4 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeye, görevi bırakma kararıyla gitti.

Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti genel başkanlığına getirilirken izlenen usul ve yöntem ile görevi bırakma kararını almaya götüren usul ve yöntem arasında fark olduğu ileri sürülemez. Davutoğlu isminde mutabakata varan parti ve liderin kararı “vizyoner” bulunurken, bu mutabakatın ortadan kalkması üzerine Davutoğlu’nun görevi bırakması, “darbe” olarak değerlendirilemez.

Buna rağmen Ahmet Davutoğlu’nun görevi bırakma kararı, muhalefet cephesi tarafından “Darbe” olarak lanse edilmeye çalışılıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 4 Mayıs’ı, 28 Şubat postmodern darbesine benzetirken, paralel yapı da Davutoğlu’nun “Saray darbesi”ne maruz kaldığı yönünde yoğun bir propaganda sürdürüyor. Seçilmişlerin koluna kelepçe takmak için yargı darbesine girişen paralel örgüt, Davutoğlu’nun “milli iradeyi” temsil ettiğini, görevi bırakmasının “darbe” anlamına geldiğini yayıp duruyor.

“Darbe” diyenler sadece muhalefet cephesinde yer almıyor elbette; AK Parti’ye yakın olan yazarlar arasında da 4 Mayıs’ı “darbe” olarak sunanlar ve değerlendirenler var. Hızını alamayan Başbakan’ın “Fahri danışmanı” ise 4 Mayıs’ı, Adnan Menderes’e karşı yapılan 27 Mayıs darbesine benzetti. Bazı kalemler de olayı “milli iradenin gaspı” olarak yorumluyor.
“Darbe” yapıldığı iddia edilen Başbakan’ın adı açık açık söyleniyor lâkin darbeyi yapanın ismi bir türlü anlaşılamıyor. Bu ülkeye dair, yabancı biri dünkü gazetelerimizi okumaya kalksa, bazı köşe yazılarını okusa, 64. Hükümet’e karşı bir darbe olduğunu ancak darbeyi Atatürk’ün yaptığını düşünürdü herhalde.

CHP, HDP, paralel örgüt ve bu merkezlere bağlı medya grupları açıkça “Saray darbesi” diyerek, kendilerince faili işaret ediyorlar. Ama bu tarafta ellerinde mendil, köşe başlarında gözyaşı dökenler nedense bir türlü sadede gelemiyorlar. Erdoğan’a kızıp -yaptıkları gazete ve dergilerden, yazdıkları köşelerinden- başkalarına yaylım ateşi açıyorlar.

AK Parti’ye yakın medyada açık veya örtülü “darbe” diyenlerin şu soruları da yanıtlaması gerekiyor: Milli iradeyi hangi parti ve lider temsil ediyor? Milletin haberi olmadan iradesi yer mi değiştirdi ki, AK Parti ve Cumhurbaşkanı “milli iradeye” darbe yapmış olsun? “Milli irade, fark ettirilmeden çalındı mı ki Davutoğlu’nun görevi bırakması milli iradeye darbe olsun?

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı