• $ 7,5575
  • € 8,9826
  • 473.93
  • 1111.96
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Laik kesim oyun hamuru gibi

Atatürk heykeline saldırı, Maçka parkında kıyafete müdahale, Eminönü vapurunda simitçi çocuğa dayak, Suriyeli mültecilere işkence görüntüleri…

Bu olayları günlük hayatın olağan bir parçası olarak gören tek kişi yok herhalde. Herkes, bu ülkede işlerin aslında nasıl yürüdüğünü az çok öğrendi. Hepsi tek tek kurgulanarak kayda geçirilen bu vukuatlar, görüldüğü üzere laik kesim başta olmak üzere toplumun genelini öfkeyle yüklemeyi amaçlayan algı operasyonlarında kullanıldı.

Bir yanıyla ülke gündemini saptırmaya yarayan bu tür hadiseler diğer yanıyla da toplumu duygusal olarak maniple etmeyi hedefliyor. Gezi öncesi asılsız haber ve sansasyonel olaylarla toplum duygusal olarak o kadar çok yüklendi ki, bu duygusal birikim sonunda Taksim’de ağaçların kesilmesi gibi basit bir sebep üzerinden büyük bir patlamaya dönüştü. Gezi öncesi yapılan algı operasyonları ve yükleme olmasaydı öfkelerin sokağa taşması da mümkün olmazdı.

Bir prodüksiyon firmasının elinden çıkmış gibi görünen bu olaylar ve medyanın sürdürdüğü algı operasyonlarına bakılacak olursa toplum, özellikle de laik kesimi yeni kalkışmalara hazırlıyorlar. Toplumu önceden yüklemeden, sosyal ve duygusal olarak patlama noktasına getirmeden tek bir kişiyi bile sokağa çıkaramazsınız.

Burada medyanın oynadığı rolü görmek son derece önemli; habercilik gerçeği ortaya çıkarmak, aldanmamak, kurguyla hakikati birbirinden ayırt edebilmektir. Oysa medya, prodüksiyonun bir parçası gibi davranmakta. Türkiye’deki egemen medyanın, bugüne kadar izleyebildiğimiz kadarıyla tek varlık gerekçesi toplumu siyasi operasyonlara hazırlamak, kıvama getirmek, duygusal olarak doldurmak, kışkırtmak ve maniple etmekten ibaret.

Türkiye’deki laik kesimi oyun hamuru gibi “operasyon kitlesi” olarak kullanıyorlar. Bu kesimi tahrik ederek, sinir uçlarına dokunarak, kışkırtarak operasyona hep hazır halde tutuyorlar.

Türkiye’yi bugüne kadar kontrol eden Küresel güç, yaşadığımız bu dönemi “geçici bir süreç”, “ara dönem” olarak tanımlamakta ve dizginleri yeniden ele geçirmek için var gücüyle operasyonlar gerçekleştirmektedir. “Üst aklın” Türkiye’de taşeron olarak kullandığı ve en az FETÖ ile PKK kadar tehlikeli olan diğer enstrümanı medyadır. Evet, her gün gördüğümüz, izlediğimiz, okuduğumuz, büyük sermaye gruplarının elindeki medyadan bahsediyoruz. Bu çevreler de Küresel güç gibi, bu dönemi geçici, ara bir dönem olarak görmekte. Gazetecilik yerine algı operasyonu yapmaya hala devam etmelerinin sebebi işte bu.

Türkiye için asıl tehdit, asıl tehlike başka; bizi küçük tehlikelerle oyalayıp büyük tehlikeleri gizleyemeye çalışıyorlar. Güney sınırlarımızdaki gelişmeler herkesin malumu. Türkiye için en büyük tehdit ABD’nin TIR’ları. Kurulmakta olan “İkinci İsrail”. Türkiye’ye dönük yapılan büyük saldırı hazırlıkları.

Algı operasyonlarıyla, suni gündemlerle işte bu tehlikeyi ört bas etmeye, gözden kaçırmaya uğraşıyorlar.

Ama bu oyunların, bu tuzakların, bu kışkırtmaların tutma ihtimali kanımca kalmadı. Devletin ve milletin gözü açıldı; “üst akıl” deşifre oldu, buradaki alt aklın yaptığı operasyonların da sonuç vermesi mümkün değil.

Bir Dakikada Gündem

Bir Dakikada Gündem

Tatile gelince evinin çalındığını fark etti

Tatile gelince evinin çalındığını fark etti

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gazi ve gazi yakınlar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya geldi

Dünyaya yön veren siyasi liderler kaç saat uyuyor

Dünyaya yön veren siyasi liderler kaç saat uyuyor