• $ 5,7325
  • € 6,3117
  • 275.258
  • 102590
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kimin kimi kuşatacağı belli olmaz

Türkiye’yi güney sınırlarından kuşatma girişimini boşa çıkaracak karşı bir hamle daha geldi; Fırat Kalkanı’ndan sonra Türkiye, İdlib için de düğmeye bastı. Ankara’nın kontrolündeki Özgür Suriye Ordusu birlikleri sınırı geçerek İdlib’de güvenlik noktaları oluşturmaya başladı. Bu sürecin tamamlanmasının ardından Türk askeri bölgeye intikal ederek İdlib’in denetimini tümden ele alacak.

Türkiye, Rusya ve İran ortaklığının sonucu olarak şekillenen bu operasyonun devamı da gelecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk askerinin İdlib’den sonra bölgede yeni inisiyatifler alacağını belirterek, terör örgütü PKK/PYD denetimindeki Afrin’e yönelik olası bir müdahalenin işaretini de verdi.

İdlib’e yönelik operasyonla birlikte Afrin’in etrafı Türkiye tarafından çevrilmiş oldu. Türkiye’yi kuşatma planlarına Fırat Kalkanı ile set çekilirken, İdlib harekatıyla da kuşatmanın tersine döndürüldüğü söylenebilir.

Ortadoğu’da işlerin kolay ilerlemediği malum. Hiçbir devlet, kendi kafasına göre askeri müdahalelere girişemiyor. Basit bir askeri operasyon için bile uluslararası hukuka dikkat etmek, sabır isteyen diplomatik temaslarda bulunmak ve yeni ittifaklar kurmak kaçınılmaz.

Türkiye’nin Suriye’deki ilerleyişi de böyle hassas dengelerin kurulmasıyla mümkün olabildi. Rusya, İran, Irak ile ciddi bir yakınlaşma sağlamadan Ankara’nın Suriye’ye girmesi veya buralara askeri harekâtlar düzenlemesi imkansızdı. Aksi durum, fevri bir hareket, pusuda bekleyen uluslararası güçlerin eline Türkiye aleyhinde müdahale kozu verir ki, Ankara bu tuzağa düşmemek için oldukça zaman tüketti.

Yoğun görüşmeler, yeni ortaklıklar, uzun bir diplomasi trafiğinden sonra ancak sınırlarımızdaki “terör koridoru”na karşılık verecek aşamaya gelebildik. Fırat Kalkanı harekâtını düzenleyebilmek için Rusya ile ciddi bir ortaklık kurulması gerekiyordu; keza İdlib’e müdahale için de İran ve Rusya ile yine müşterek hareket etmek kaçınılmazdı.

Ankara, Ortadoğu’nun kaygan zemininde iğne ucuyla kuyu kazarcasına sabır ve azimle etrafındaki kuşatmayı kırmaya, tehlikeleri bertaraf etmeye ve kazaya uğramadan yol almaya çalışıyor. Ne sınırımızda PKK/PYD için terör devleti kurulmasına izin verilecek, ne Kuzey Irak’ta “İkinci İsrail” hançerinin bölgenin kalbine saplanmasına müsaade edilecek. Ankara, İdlib harekâtıyla dost ve düşmana bunu bir kez daha gösterdi.

Deniz bitti sayın Barzani!

Kuzey Irak Bölge Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani, “Türkiye ile ilişkilerimizi normalleştirmek için her şeyi yapacağız” demiş. Bu sözler, yaşanan krizin ağırlığından uzak ve meseleyi çok hafife alan nitelikte. Şunu anlamıyorlar; Mesud Barzani, Erbil’de İsrail bayrakları sallayarak bölgede Türkiye karşıtı ittifaka geçti. Bu adım, her şeyden önce Türkiye’nin dostluğuna ihanet, demek. Ankara’nın, bu ihaneti sineye çekeceğini sanıyorlardı herhalde. Ama ne kadar yanıldıklarını zamanla görme şansları olacak.

Bir kere Türkiye ile Barzani ilişkilerinin eski düzeyini yakalaması artık mümkün değil. ABD’ye güvenerek Türkiye’nin kendilerine kapıları yeniden aralayacağını sanıyorlarsa aldanırlar. Normalleşme için samimi adımlar gerekir ki, Erbil şimdilik bu samimiyetten fazlasıyla uzakta.

<p>Çocuklarının dağa kaçırıldığı iddiası ile HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin e

Diyarbakır HDP İl Binası Önünde Gergin Dakikalar

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Tokyo 2020 Olimpiyatları'nı garantileyen sporcularımız

Trump'tan 'saldırıya hazırız' mesajı