• $8,2918
  • €10,1075
  • 488.866
  • 1444.87
23 Haziran 2017 Cuma

Kemal Bey’le el ele verenler

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Star gazetesinden Ahmet Taşgetiren, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşünü 28 Şubat mağdurlarının el ele eylemine benzeterek hükümete, partilere, medyaya yönelik birtakım uyarı ve önerilerde bulundu.

Siyasi partiler gibi medya ve yazarların da adalet mekanizmasından kaynaklı sıkıntıları dile getirmesi, hükümeti eleştirmesi, fikir önermesi gerekli ve son derece normal. Hukuk skandallarıyla çalkalanan bir ülkede bir mağdura dikkat çekebilmek, bir kişinin dahi haksızlığa uğramasını engellemek gerekli ve önemli bir çaba. FETÖ ile mücadelede “Kurunun yanında yaşın yanmaması” için herkesin duyarlı olması gerekiyor.

Ancak Yargı’nın neden olduğu adaletsizliklerle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun peşinden koştuğu “adaleti” birbirine karıştırmamak gerekiyor.

CHP liderinin başlattığı yürüyüşün hedefi FETÖ ile mücadelede ortaya çıkan adaletsizlikleri gidermek değil, aksine FETÖ’ye uygulanması gereken adaleti engellemek.

Bu ne bir iddia, ne bir suçlama; aksine CHP’nin resmi tutumu.

Şöyle ki; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, FETÖ’ye karşı başlatılan mücadeleyi “20 Temmuz darbesi” olarak değerlendirmektedir. 15 Temmuz darbe girişimini yok sayan Kemal Bey, FETÖ’yle etkili mücadele içine giren Cumhurbaşkanı ve hükümeti ise “darbeci” ilan etmiştir.

Yani Kemal Bey’in mücadelesi “20 Temmuz”la, 15 Temmuz’la değil.

“Adalet yürüyüşü”ne başlarken ve devam eden süreçte Kemal Bey, 16 Nisan’da yürürlüğe giren (milletten onay alan) anayasanın da “gayrimeşru” olduğunu açıklamıştır.

Yürüyüşe başlarken gayesinin Türkiye’de adalet olmadığını tüm dünyaya göstermek olduğunu belirten Kemal Bey’in partisinin grup başkanvekili de Erdoğan’ı “yabancı devletlerin kuracağı bir mahkemede yargılatma” sözü vermiştir.

Mevcut anayasayı gayrimeşru ilan eden, bu anayasaya göre yürüyen devlet işlerini ve hükümet icraatlarının tümünü gayrimeşru sayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetin 20 Temmuz’da darbe yaptığını savunan bir ana muhalefet lideri var karşımızda.

Bu durumda Kemal Bey ya ne dediğini bilmiyor ya da ne yaptığını…

Çünkü bu iddialarla başlatılan bir yürüyüşün hedefi doğal olarak hükümetin devrilmesini ve yeni anayasa yapılmasını öngörür.

Bu açıdan bakıldığında, 28 Şubat mağdurlarının baskıya, zulme ve adaletsizliğe karşı başlattığı yürüyüşle, Kemal Bey’in başlattığı “Adalet yürüyüşü”nün birbiriyle benzerliğinin olmadığı rahatlıkla görülecektir. FETÖ’yle mücadelede şüphesiz adaletsizliğe uğrayan vatandaşlarımız vardır; ama bu vatandaşlarımızın uğradığı adaletsizlikleri FETÖ darbesini yok sayan, darbenin hedefindeki isim olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “darbeci” ilan eden, 16 Nisan referandumunda yürürlüğe giren anayasayı gayrimeşru sayan Kemal Bey’in peşinden giderek ve ona methiyeler dizerek gideremeyiz.

“Adalet” muhakkak ki ne devletin ne de vatandaşların vazgeçebileceği bir değerdir; fakat “Adaleti” FETÖ’nün siyasi uzantısı gibi davranan bir parti ve onun lideriyle el ele vererek aramaya kalkmak hukukun da, adaletin de sonunu getirir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun samimi bir adalet arayışçısı olmadığından kimsenin şüphesi yok; onun derdi, FETÖ’yle mücadeleyi sulandırmak. O halde en son yapılması gereken şey hukuk ve adalet arayışına çıkarken Kemal Bey ile el ele vermek; yoksa kendimizi adalet arayışı adı altında FETÖ’nün değirmenine su taşırken buluruz ki, eminim “hukuk” ve “adalet” arayışı içinde olan kimse bu duruma düşmeyi istemez.

<p><strong>Ali Babacan, AK Parti üyesi olduğu dönemde Erdoğan'a karşı Gül'ün adaylığı için çalışma y

Ali Babacan'dan ihanet itirafı...

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı