• $9,4438
  • €10,9651
  • 547.066
  • 1507.57
11 Ocak 2015 Pazar

"İslam terör dini" dersek, bu sürek avı biter mi?

Fransız vatandaşı iki kardeşin Paris'te yaptığı katliamın ardından Avrupa'daki Müslümanlardan sonra herhalde en çok endişelenenler sıralamasında yer alan ülke Türkiye. Fransız medyasında olayın ayrıntıları netleşmeye henüz başlamışken, Türk medyasındaki koro "Peygamber katliamı" yazılı, nefret dolu mesajlar paylaşmaya başladı. Sonraki gün ise aynı korodan "İslam-terör" bağlantılı uzun analizler okuduk. Bu yazı ve yorumların baskısı Avrupa'daki Müslümanların hissettiklerinden daha az değildi; kendimizi "İslamiyet adına kimse cinayet işlememeli" türünden izahatlar yapmak zorunda hissettik.

Oysa bu ülkede yaşayan hiç kimse sadece Irak'ta 1 milyon Iraklının ölümünden dolayı ne Fransız vatandaşlarını ne de sıradan Amerikalıları suçladı; onları dinlerinden, kültürlerinden, kendilerinden nefret etmeye, utanmaya zorladı. Belki yapmalıydık; ikiyüzlü, bencil, sahte değerleriyle alay etmeliydik Batı'nın; onlara, "ifade özgürlüğü" ve "özgürlük" diye kutsadıkları medeniyetlerinin geride bıraktığı kan deryasını gösterebilmeliydik.
***
Suriye'deki milyonlarca insanın göz göre göre katledilmesini izleyen, kimyasal silahlarla katledilen kadınların, çocukların yardıma koşmayan bir medeniyetin hiçbir bir yüceliğe sahip olamayacağını söyleyebilseydik, belki böyle olmazdı. Suriye'de bir diktatörle, Mısır'da darbeci bir generalle iş tutan Batı'nın ellerinden kan damladığını daha yüksek sesle keşke dile getirseydik. Başkalarının yaşam hakkına saygı göstermeyen bir medeniyetin, yere göğe sığdıramadığı "ifade özgürlüğü"nün bir safsatadan ibaret olduğunu yeterince anlatabilseydik belki bugün dinimizden, medeniyetimizden, kültürümüzden bu kadar utanmaya zorlanamazdık.
***
Doğu’yu cehenneme çevirmelerinin "terör", "şiddet" olarak kendilerine dönebileceğini, bunun İslam diniyle, Yahudilikle, Hıristiyanlıkla, Budizm’le ya da başka bir dinle ilgili olmadığını, şiddetin şiddeti doğurma ilkesiyle bağlantılı olduğunu cesurca savunabilseydik, belki bu kadar pervasızca aşağılayamazlardı Doğu’yu.
Batı'nın başına gelen bu son felaketten dolayı Müslümanları sorumlu tutmasını anlamak elbette o kadar zor değil; ne de olsa canları yandı, öfkeye kapılmaları bir nebze normal; ama bu topraklarda yaşayan Cumhuriyetçilerin, laik aydınların Fransa'nın göbeğindeki terörden İslamiyet’i, Müslümanları sorumlu tutması anlaşılır bir şey mi? Bu bakış açısı medeniyetimizin "sorunlu", "eksik" yanlarına ışık tuttuğunu düşünebilir ama aslında kör bir nefreti yansıtıyor sadece. İsteyen İslamiyet’in ifade özgürlüğüne, eşitliğe, özgürlüğe veya Batılı değerlere doğuştan karşıt olduğunu savunabilir elbette; ama bu İslamofobik bir söylemdir. Anti-Semitizmin olduğu gibi İslamofobi’nin de kaynağı Batı'dır; Batı'yı övüp diğer dinleri yerin dibine batırmadan önce, bunu biraz düşünün isterseniz.
Nefretin, kötülüğün yeryüzüne eşit dağıtıldığını unutmayın. Hiçbir etnisite, kültür, medeniyet ne doğuştan farklı, ne doğuştan kutsaldır. Medeniyetler arasındaki tek fark sahip oldukları araçlardır. Bu noktada Batı'nın sahip olduğu fazladan şiddet araçlarından bahsedilebilir, İslamiyet'in genlerindeki "kötülük"ten değil.

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi