• $7,4157
  • €8,9901
  • 437.55
  • 1467
14 Temmuz 2018 Cumartesi

İkinci yılında 15 Temmuz…

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

15 Temmuz’un ikinci yılını geride bırakırken akıldan çıkarılmaması gereken hususların başında o gece başkent Ankara’nın “düşman” tarafından bombalandığı gerçeğidir. Üniformalar, uçaklar, tanklar, toplar, silahlar belki bize aitti ama bombalayanlar kesinlikle düşman unsurlardı. Hedefleri kısa sürede hükümeti tasfiye edip yönetimi ele geçirmek gibi gözükse de asıl amaç orta vadede devleti çökerterek ülkeyi işgale ve bölünmeye hazır gele getirmekti.

Türkiye’yi bir Irak veya bir Suriye gibi dışarıdan işgale girişemezlerdi. İçeriden desteğe ihtiyaçları vardı. Üzerinde çok çalışılmış bir planla, TSK’da yuvalanan hainleri kullanarak dışarıdan müdahaleye ortam hazırlamak amacıyla 15 Temmuz tertibini gerçekleştirdiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da milletimiz büyük bir mücadele vererek bu toprakları ikinci kez vatan kıldı” derken, aslında o gece yaşanan savaşın boyutlarının ne kadar büyük olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Devlet, 15 Temmuz’un sabahına çıkamayabilirdi. Türkiye, geri dönüşü olmayan büyük bir darbe yiyebilir, iç savaşa sürüklenebilirdi. Bir anda kendimizi Suriye’ye dönmüş bulabilirdik!

Türk milletinin yediden yetmişe sokağa dökülmesinin asıl sebebi de saldırının bu korkunç boyutlara ulaşmasıydı. Hemen hemen herkes, o geceki saldırının vatana dönük olduğunu derinden hissetti. Bu derin endişe sebebiyledir ki, milletimiz büyük bir seferberlik ruhuyla, harbe gider gibi, canını vermeye hazır bir şekilde darbecilerin karşısına dikildi.

15 Temmuz darbe saldırısı tehdidin boyutlarının çok büyük olduğunu gösterdi. FETÖ, devleti içeriden kurt gibi çürütmüştü. Devletin bütün organlarını ahtapot gibi sarmıştı. Devlet, içeriden hücrelerine kadar istila edilmişti. Erdoğan, 15 Temmuz öncesi “Paralel devletle” mücadelesinde yalnız bırakılmasaydı FETÖ darbe şansını şüphesiz bulamayacaktı. Ancak 15 Temmuz akşamı Erdoğan’ın ne kadar haklı olduğu bir kez daha görüldü. Darbe bastırıldıktan sonra işte sıra işte bu Paralel yapının devletten temizlenmesine geldi.

Geçen iki yılda TSK, Polis, Yargı ve kamu kurumlarının önemli bölümü FETÖ’den temizlendi. OHAL, bu mücadelede devletin elindeki en önemli enstrümanlardan biriydi. İki yıl boyunca büyük iş gören OHAL’e muhalefet eden kesimlerin de FETÖ’yü besleyen, destekleyen kesimler olduğu iyice anlaşıldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, ihtiyaç duyduğunda tekrar devreye koyacağı OHAL’i yeniden uzatmayacak. Ancak bu FETÖ ile mücadeleye ara verildiği anlamına gelmiyor. Yeni siyasal sistem, FETÖ’yle mücadelede devletin ve milletin elinin daha da güçlü olmasını sağladı. 24 Haziran seçim sonuçları, FETÖ’nün de idam fermanı anlamına geliyor. Batılı güçler de artık bu örgütü kolay kolay kullanma imkanı bulamayacak.

Fakat şu da bilinmeli ki, Batı sistemi, bu toprakları kontrol etmekten asla vazgeçmez. Ekonomik kuşatmayla, siyasete ve bürokrasiye nüfuz ederek Ankara’yı kendilerince kontrol etmeye çalışacaklar. Siyasi partilere, 24 Haziran’da Meclis’e giren gruplara bakarsak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Devleti baştan aşağı yeniden yapılandırmayı başaramazsak, paralel yapıların dört koldan sürdürdüğü sızma faaliyetlerini engelleyemezsek, gün gelir benzer tehlikelerle yine karşı karşıya kalırız. Bunu da akıldan çıkarmamak gerekiyor.

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rize'de gizlenen temaslılara karşı yeni önlemler uygulanmaya başlandı

Trakya beyaza büründü