• $12,8237
  • €14,5514
  • 738.946
  • 1808.79
26 Nisan 2014 Cumartesi

Had bildirme dönemi kapandı

Bürokratların seçilmişlere had bildiren çıkışları yeni değil, maalesef çok köklü bir alışkanlık bu. Atanmışlar, yıllarca siyasilere parmak salladı; generallerin milletin işbaşına getirdiği başbakanları tehdit ettiğini hiç unutmadık. Bunların ne kadar çok alkışlandığını da hatırlıyoruz. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, mahkemenin yıldönümü töreninde Başbakan’a had bildirmeye kalkan konuşması şaşırtmadı. Kılıç, ana muhalefet partisi lideri gibi kürsüye çıkıp siyaseti topa tuttu. İktidarın Suriye politikası hariç, her icraatına laf yetiştirmeye çalıştı.

Asker yıllarca “Cumhuriyet’e sahip çıkma” adına siyasete müdahale etti, bugün de Yargı “demokrasiye sahip çıkma” adına siyasete müdahale ediyor. Ancak her iki odağın da derdi ne “Cumhuriyet” ne de “demokrasi”; birinin amacı askeri vesayetti, diğerinin ise Yargı vesayeti.

AYM Başkanı olarak Haşim Kılıç’tan beklenen, Yargı’nın devlet içinde bir çetenin denetimine girmesinin demokrasi ve hukuk devleti adına doğurduğu sorunları gündeme getirmesiydi. Yoksa “iddia edilen kayıt dışı yapı” diyerek paralel devleti inkâra kalkması değil. Cemaat’in, Emniyet’i ve Yargı’yı ele geçirdiği gerçeğini göremeyen bir zihniyetin adaletten ve özgürlükten bahsetmesi kadar çelişkili bir durum olamaz. Ülkede Yargı’ya olan güven sıfırlamış durumda. Cemaat’in Yargı’yı ele geçirmesinin ortaya çıkması, adalet sistemini bitirme noktasına getirdi. Siyaset kurumu, bu durumla başa çıkmaya çalışıyor. Adalete olan güveni yeniden tesis etmek için Yargı’yı yeniden yapılandırmak istiyor. Sokaktaki insanın gördüğü bu durumu Anayasa Mahkemesi Başkanı nasıl görmezden gelir?

Siyasi iradeyi, Yargı’yı vesayet altına almakla suçlayan Haşim Kılıç, Cemaat’in vesayetine giren Yargı’ya neden bir çift söz etme gereği duymuyor? Paralel yapının Yargı içerisinde kurduğu vesayet sorun teşkil etmiyor mu?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın gerçeklere dokunmayan konuşması, Yargı’ya olan güvenin neden sarsıldığını bir kez daha gösterdi. Yıllardır en kritik dava dosyalar, Pensilvanya’da karara bağlanıyor. Yargı, Cemaat’in şantaj makamı haline gelmiş durumda. Savcılar, hakimler Cemaat’in istediği soruşturmayı başlatıp, istediği karara bağlıyor. Anayasa Mahkemesi ise, bu duruma içerleneceğine hükümete tepki gösteriyor.

İktidarı, “Yargı üzerinde vesayet kurmakla” suçluyor. Yargı zaten vesayet altında. Cemaat’in güdümünde. Haşim Kılıç, Yargı’nın içine düşürüldüğü bu korkunç duruma işaret ederek siyaseti göreve çağıracağına, bu derin odağa müdahale eden Başbakan Erdoğan’a yükleniyor. Politik değerlendirmeler yaparak, Başbakan’ın daha evvel yaptığı kimi konuşmalarına göndermede bulunuyor, siyasi bir lider gibi Başbakan ile polemiğe giriyor. Bu nedenle de Haşim Kılıç’ın, AYM’nin yıldönümü töreninde yaptığı konuşmanın hiçbir ciddiyeti yoktur. Atanmışların siyasilere had bildirme dönemi çoktan kapandı. Bu gerçeği yakında daha iyi algılayacaklarına inanıyorum.

Yargı ile ilgili konularda hükümetin yanlışları da olabilir, eksikleri de. Bunlara işaret edilmesinde hiçbir sakınca görmüyorum. Haşim Kılıç, gerçeklerle örülmüş, içi dolu, olgun bir konuşma yaparak siyasetin önünü açabilirdi. Ancak politik bir konuşma yapmayı tercih etti. Üstelik devlet içindeki karanlık bir yapılanmaya arka çıktı konuşmasında. Maalesef bu çıkışıyla Kılıç, tarihe AK Parti’ye kapatma davası açan Abdurrahman Yalçınkaya’dan farklı geçmeyecektir.

<p> </p>

Sergen Yalçın'ın istifasına ret kararı

Maltepe'de lodos Ro-Ro gemisini batırdı

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)