• $8,1446
  • €9,6949
  • 451.78
  • 1359.34
08 Şubat 2015 Pazar

Erdoğan ve 7 Şubat

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün Bursa'ya yaptığı konuşmada kendisinin ve ailesinin tehdit edildiğini açıkladı. Erdoğan, söz konusu tehdidin geçmişte değil, "şu anda" yapıldığını özellikle vurguladı.

7 Şubat, Gezi, 17-25 Aralık darbesini atlattığımızı ve siyasilerin her şeyi hâkim olduğunu düşünenler için bu açıklama uyarıcı bir nitelik taşıyor. Paralel devlet, Erdoğan'ı tasfiye etmekten vazgeçmiş değil. Kalkıştığı darbe girişimleri başarısızlığa uğrasa da Erdoğan'ı tasfiye etme ısrarını sürdürüyor. Erdoğan'ı darbeyle tasfiye etmek isteyen bu yapı, sonuç alamayınca ölümle tehdit etmeye başladı.
Süreci biraz başa alarak anlatmakta fayda var. Derin devletin Erdoğan'a karşı harekete geçeceğine ilişkin ilk uyarının İmralı'dan geldiğini hatırlatalım. Nisan 2011'deki görüşme esnasında Öcalan, Kürt savaşını bitirmeye soyunan Erdoğan'a yönelik darbe yapılacağını, bundan sonuç alamazlarsa Erdoğan'ı öldürmeye kalkacaklarını açıkladı. Bir uyarı niteliği taşıyan Öcalan'ın bu sözleri o dönem gözden kaçtı ve 7 Şubat darbesi önceden fark edilemedi. Bu açıklamadan yaklaşık 10 ay sonra MİT yöneticileri ve Hakan Fidan "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağrıldı ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Kuşkusuz burada namlunun ucunda Hakan Fidan ve MİT vardı; İsrail'in işaret etmesi üzerine Fidan ve MİT devre dışı bırakılacaktı. Ancak 7 Şubat darbesinin asıl hedefi Erdoğan'dı; Fidan tutuklanacak, MİT düşürülecek ve böylece savunmasız bırakılan Erdoğan'a bir adım daha yaklaşılacaktı. Bu hamle başarıya ulaşsaydı, Erdoğan'ı indirmek paralel yapı için kolaylaşacak, Gladyo'nun yeni sürümü dediğimiz Cemaat, Erdoğan'ı istediği zaman devirebilecekti.
Fakat Erdoğan, MİT Müsteşarı Fidan'ın ifadeye gitmesini engelleyerek tuzağa düşmedi. MİT mensuplarının yargılamasını başbakanlığın iznine tabi kılarak tedbirini aldı. 7 Şubat, Cemaat için sonun başlangıcıydı. Tabii burada 7 Şubat'tan tam bir ay öncesinde yaşanan bir gelişmeyi dikkat çekmekte fayda var. 28-29 Aralık 2011'de MİT, başbakanın çalışma ofisinde dinleme cihazları buldu. Bu tarih, devlet içinde ayrı bir devletin -boyutları tam olarak anlaşılmış olmasa da- keşfi anlamına geliyordu ki, bu dinleme cihazlarının bulunmasının ardından Cemaat, zaman kaybetmeden harekete geçti. "Baskın basanındır" misali 7 Şubat'ı gerçekleştirdi.
7 Şubat'tan sonuç alamayan Cemaat, yakayı ele vermediğini de düşünerek daha kapsamlı bir darbeye hazırlandı. 6 Ocak 2012'de Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u tutukladı. Bu tutuklama Erdoğan'a gözdağı niteliği taşıyordu. Güç gösterisine devam eden Cemaat, Erdoğan'a sıranın kendisine geldiği mesajını veriyordu. Ancak paralel yapı, bu hamleyle de Erdoğan'ı teslim alamadı. Erdoğan, tutuklamaya karşı çıkarak paralel devlete meydan okudu.
Gezi'yle darbenin psikolojik alt yapısını hazırlayan bu derin yapı, 17-25 Aralık yeniden harekete geçti. 17-25 Aralık, sonuç alıcı bir hamle olarak planlanmış ve "altın vuruş" özelliği taşıyordu. Ne var ki başbakan Erdoğan'ın kararlı duruşu, darbeye meydan okuyan tavrı, boynunu koyun gibi darbecilerin önüne uzatmaması ve çabuk harekete geçmesi paralel devletin cesaretini kırdığı gibi bütün hesaplarını da altüst etti. Siyaseti, medyayı, sivil toplumu, siyasi partileri, bürokrasiyi, hükümeti ve hatta Erdoğan'ın yakın çevresini kuşatan derin yapı, bu gücüne rağmen başarılı olamadı.
Paralel yapı, 17 Aralık-30 Mart arasında -bütün sivil unsurlarıyla birlikte- Erdoğan'a karşı siyasi tarihimizin en büyük psikolojik harekâtını düzenledi. 1960'ta olduğu gibi darbe için geniş bir çatı oluşturuldu. Ancak oyunu millet bozdu; toplum, Erdoğan'ın arkasında kenetlendi.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki gün açıkladığı "Şu anda beni ve ailemi tehdit ediyorlar" sözleri, paralel yapının hâlâ havlu atmadığını gösteriyor. Erdoğan'ı ve ailesini tehdit etmelerinin başka bir anlamı yok. Cemaat'in yerli bir yapılanma olmadığını, arkasında uluslararası güç merkezlerinin bulunduğunu ve özellikle de bu yapının MOSSAD'a vekaleten Erdoğan'ı hedef aldığını bilmek gerekiyor. Bu nedenle, bir 10 yıl daha Türkiye'nin başında bulunacağı açık olan Erdoğan'dan kurtulmak için her yola başvurabilecekleri bilinmeli ve buna göre tedbirler alınmalı. Bu açıdan 7 Haziran seçimleri ve siyasal sistemimizin başkanlığa evrilmesi kritik bir önem taşıyor.

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor