• $9,2902
  • €10,7889
  • 527.886
  • 1414.28
24 Ekim 2018 Çarşamba

Erdoğan emri verenin peşinde

Dışarıda ve içeride gözler Başkan Erdoğan’ın dünkü grup toplantısındaydı. Erdoğan’ın gündeminde Cemal Kaşıkçı cinayeti ile MHP’yle son dönemde baş gösteren fikir ayrılıkları ve yerel seçim ittifakı vardı.

Dünya medyasının yakından takip ettiği konuşmasında Erdoğan önceliği Kaşıkçı cinayetine ayırdı. Erdoğan, ortaya çıkan delillere göre Kaşıkçı’nın “vahşi bir cinayete kurban gittiğini” ve cinayetin 15 kişilik bir ekip tarafından “planlı” bir şekilde gerçekleştirildiğini açıkladı.

Başkan Erdoğan, konuşmasında Suudi yönetimine de bir dizi soru yöneltti. Bu soruların en önemlisi Kaşıkçı’yı katleden kişilerin “kimden emir aldığı” oldu? Bu soru, okları doğrudan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın üzerine yöneltiyor.

Konsolosluk cinayetinin ardından iki kez görüştüğü Kral Selman’ın “samimi” olduğuna inan Başkan Erdoğan, “emri kim verdi” sorusuyla Prens Selman’a güvenmediğini de açıkça ortaya koymuş oldu. Prens Selman’ın Suudi yönetimi tarafından yürütülen cinayet soruşturmasının başına getirilmesi de ayrı bir garabet tabii. Riyad, bu kararla Veliaht Prensi her ne kadar koruma altına almış olsa da, bu saatten sonra Selman’ın “kral” olması oldukça zor görünüyor.

Başkan Erdoğan’ın konuşmasında ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunması ve cinayetin “her yönüyle aydınlatılması hususunda mutabık kaldıklarını” söylemesi Veliaht Prens için çanların çalmaya başladığına işaret ediyor. Olayın “her yönüyle aydınlatılması” demek zaten soruşturmayı “emri veren kişiye” kadar derinleştirmek anlamına gelir ki, bu noktada da tüm yollar Veliaht Prens’ten başkasına çıkmıyor.

Başkan Erdoğan’ın cinayete katılan ve Riyad yönetimi tarafından tutuklandığı açıklanan kişilerin Türkiye’ye iade edilmesini ve burada yargılanmalarını teklifi de son derece önemli. Batılı başkentler de destek verirse Suudiler, cinayete karışanları Türkiye’ye teslim etmek zorunda kalabilir.

Erdoğan’ın grup toplantısındaki diğer bir önemli başlık da MHP ile yaşanan görüş ayrılıkları ve yerel seçimlerdeki ittifak konusuydu. Erdoğan, MHP’yle af teklifi, erken emeklilik konusu ve Danıştay’ın “Andımız” kararıyla ilgili olarak görüş ayrılığı yaşandığını açıkladı. Erdoğan’ın açıklamaları tatlı sertti. İtiraz noktalarını makul bir şekilde dile getiren Erdoğan, özellikle “Andımız” ve “Af” başlıklarında toplumun vicdanına tercüman oldu.

Devlet Bahçeli’nin “yerel seçimlerde ittifak yok” açıklamasına da cevap veren Erdoğan “herkes kendi yoluna” diyerek seçimlerde MHP ile ittifak yapılmayacağını kesinleştirdi. Bahçeli’nin sosyal medya üzerinden Bekir Bozdağ’ı hedef alan sözlerini ise Erdoğan “tehdit” olarak niteledi ve sert tepki gösterdi.

Her ne kadar iki lider de grup konuşmaları bittikten sonra “Cumhur ittifakı”nın devamından yana olduklarını açıklasalar da kamuoyunda bu ittifakın geleceğiyle ilgili ciddi bir şüphe oluştu. Mevcut tablo da “Cumhur ittifakı”nın inceldiği yerden kopacağına işaret ediyor. Fakat iki lider bitmesini istemedikten sonra bu ittifakı kimsenin bozamayacağının da altını çizelim.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı

Motosiklet kazası sonrası şartlı uzlaşma