• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
9 Temmuz 2016 Cumartesi

“En eğitimli”si en yabancı düşmanı

Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesiyle ilgili tartışma Türk modernleşmesinin problemli yanlarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Suriyeli mültecilerin vatandaşlığa kabulüne en çok karşı çıkanlar ne yazık ki kendisini bu ülkenin en eğitimli, en kültürlü zümresi olarak görenler arasından çıktı.

Bu zümrenin “modern insan” tasavvuru Suriyeliler ile plajı, bir Arap ile yüzme ve eğlenmeyi bir türlü bir araya getiremiyor. Plajda eğlenen Suriyelilerin haberlere konu olması, bu görüntülerin "en çok izlenen" videolar arasına girmesi de bunu gösteriyor. Zihin dünyalarında bir Müslümanın, özellikle de bir Arabın insan gibi bir yaşama biçimine sahip olamayacağı önyargısı var. Ülkemize gelmek zorunda kalan savaş mağdurları Avrupalı kitleler olsaydı, bu zümre belli ki baş tâcı edecekti!

Bu elitizmin sanıldığı gibi öyle ekonomik, sosyal, kültürel bir alt yapısı da yok; Türkiye’de seçkincilik sınıfsal olmaktan daha çok ideolojiktir ve devlet fideliğinde yetişmiştir. Bu kimlik kendi içine kapalı rejimlere özgü bir elitizmi yansıtmaktadır. İyi bakılırsa tek parti döneminin ve bürokratik seçkinciliğin izleri açıkça görülebilir.

Bu kimliğin, bu eğreti seçkinciliğin şekillenmesinde “Milli eğitim”in ve misyoner okulların katkısı büyük. Cumhuriyet’in vatandaşlarına tek armağanı bu çarpık seçkinci ideoloji oldu. “Milli eğitim” sayesinde Türk vatandaşları sosyal- ekonomik-kültürel gerçekliklerini yansıtmasa da seçkinci bir kimlik oluşturabildi, bu sayede sınıf atlama duygusu yaşadı. İçki içip plaja giden, Batı müziği dinleyip dans eden, Batılı yaşam tarzını ve alışkanlıklarını benimseyenler kendini daha bir üst sınıfa ait hissetti.

“Üç üniversite bitiren ile dağdaki çobanın oyu aynı olur mu”diye yakınan sanatçı kendisini aldatılmış hisseden zavallı bir "Cumhuriyet vatandaşı”dır. Bu sözler eğitimle daha üst bir sınıfa geçtiğini ve diğer insanlardan ayrıldığını sanan kesimin ortak duygularını yansıtıyor.

Bu trajik ruh halini çocuklarına yansıtan ebeveynler kendini beğenmiş, ‘modern” bir genç neslin ortaya çıkmasını sağladı. Buna en iyi örnek ODTÜ’lü öğrenciler olsa gerek; Müslümanlıkla alay etmeyi, içki içmeyi, İslami değerlere saldırmayı meziyet sanan bu gençler siyasi manipülasyonların nesnesi konumuna düşmekten kurtulamadı. “En okumuş” gençler, terör örgütlerinin oyuncağı haline gelmiş en zavallı gençler durumda.

“Türk modernleri”ni bugün hayata bağlayan tek şey AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı. Yoksulların, “düşük eğitimlilerin”, Türk modernleşmesinin dışında kalan kesimin ülkeyi yönetmesini bilime de, felsefeye de, doğaya da aykırı buluyorlar. Bu düşmanlığın mantıki bir çerçevesi ve ahlaki bir sınırı yok.

AK Parti ne derse karşısında yer alıyorlar. Türk modernleşmesine tehdit saydıkları Pensilvanya’daki zâtın elini öpmek için sıraya bile girdiler. Tayyip Erdoğan’ı zayıftacağı umuduyla PKK'nın uzantısı HDP'ye oy verme yarışı yaptılar. Canlı bomba patlatan PKK'yı ve Adliye basıp savcı katleden teröristleri bile “Erdoğan’ı hedefliyor” gerekçesiyle mazur gördüler ve masum gösterdiler.

Bu kesimin birden bire Suriyeli mültecilere düşman kesilmesini anlamak zor değil; sırf Tayyip Erdoğan’ın düşüncesi olduğu için hepsi bir ağızdan “Suriyelileri istemiyoruz” diyorlar. Erdoğan’ın kapıyı araladığı herkese kapıyı gösteriyorlar. Toplu bir histeri, kolektif bir akıl tutulması içindeler.

Bu kısır döngünün nasıl kırılacağı bilinmez; ama aydınların bir an önce “en eğitimli” kesimlerin davranışlarında boncuk aramayı kesmesi gerekiyor. "En eğitimli"leri daha fazla çıldırtmaya hiç gerek yok.

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi