• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
20 Temmuz 2016 Çarşamba

Darbe değil, savaş planı

15 Temmuz akşamı Ankara’da uçakların Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı Külliyesi, MİT Yerleşkesi ve Özel Harekat Merkezi’ni bombardımanına şahit olanların ilk hissi “Hangi ülkenin Türkiye’ye saldırdığı” olmuş.
Nitekim bugüne kadar şahit olduğumuz darbelerin hiç birinde savaş uçakları, helikopterler kullanılmış değil. 15 Temmuz akşamı yaşananlar bir darbe girişiminden daha çok teknik açıdan bir savaş taktiğini yansıtıyordu. Bombalanan yerler öncelikle bu ülkenin “milli” ve stratejik kurumlarıydı.

Paralel çetenin kalkışması aslında darbeden daha çok bir savaş planına benziyor. Sanıyorum bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan da 15 Temmuz akşamı yaşananları “İşgal” olarak nitelendirme gereği duydu. Silahlı özel birliklerin helikopterlerle indirme yapıp Cumhurbaşkanı’nı öldürmeye çalışması ancak düşman bir ordunun baskın ve sızma taktiği olabilir.

Türkiye’nin başkenti ve en büyük şehri savaş uçaklarının saldırısı altında olduğu içindir ki, olup bitenle ilgili hemen hemen herkesin o akşamla ilgili ilk izlenimi “acaba hangi ülke bize saldırdı” şeklinde oldu.
Paralel çetenin darbe teşebbüsü düşman ordularının ülkeyi işgali biçiminde vuku buldu. Darbenin arkasındaki “yabancı düşman” olgusu en net şekilde bu taktik ve mantalitede yatıyor.
15 Temmuz’un daha önceki darbelerden farkı şuradan kaynaklanıyor; Paralel yapı, Türk devletinin içine sızan düşman unsurlardan oluşuyor. Bu terörist yapılanmanın bu ülke ve milletle bağı zaten “dışarıdan” kurulmuş ve “düşmanca” bir temele dayanıyor.

Türk devletinin ve milletinin bundan sonra Paralel çeteye yaklaşımı bu esasa dayanacaktır. Zira bir düşman ordusu ancak bu milleti ve bu milletin kurumları bombalayabilir, milli iradesini öldürmeye kalkabilir.
Paralel yapıyla hesaplaşma “düşman” esasına göre belirlenmezse devlet olmada yaşanan sıkıntılar önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir.

15 Temmuz’da yaşananlar İstiklal Harbi’nden sonra Türk milletinin yazdığı en büyük destandır. Bu destanla millet, İstiklal Harbi’nde kurduğu ancak istediği gibi şekillendirme fırsatı bulamadığı Türk devletini yeniden kurma şansını yakalamıştır.
Batı’nın daha doğrusu dünyaya hakim olma iddiasındaki aklın, devleti içeriden fethetmek için sızdırdığı unsurların tümden temizlenme fırsatı doğmuştur. Milli kurumlar, 15 Temmuz destanının sonucunda yeni bir ruhla yeniden yapılanacaktır. Özellikle de Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihi kişiliğine, niteliğine, itibarına kast eden ve onu milletten koparmaya çalışan hain darbecileri kendi içinde tümden temizleyerek kendisini yeniden yaratma imkanını bulmuştur. Asıl senelerdir itibarsızlaştırılan, özellikle de 1960 ve sonrası kuşatma altına alınan ordunun iade-i itibarının miladı umalım ve dileyelim 15 Temmuz 2016 olsun.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar