• $8,4226
  • €10,2319
  • 498.229
  • 1441.33
03 Eylül 2016 Cumartesi

Çözüm mözüm yok...

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Çözüm süreci gündemden düşeli aslında çok oldu; ancak terör ve çatışmalar nedeniyle ara ara gündeme geliyor. Bu konuda devletin tutumu haliyle merak konusu. Vatandaş, devletin bir punduna getirip PKK’yla masaya yeniden oturabileceği ihtimaline karşı, bölgede ve ülkede olan biteni, geçmiş çözüm süreci zamanlarından daha dikkatli ve özenli takip ediyor.

Bu şüpheleri giderme ihtiyacından olsa gerek Başbakan Binali Yıldırım, çözüm süreciyle ilgili akıllarda beliren sorulara kesin, kati, kararlı bir yanıt verdi. Diyarbakır ziyareti öncesi 65. Hükümet’in ilk 100 gününü değerlendiren Binali Yıldırım, "Çözüm mözüm yok... O fırsatı kaçırdılar. Terör örgütünün Kürt vatandaşların başına bela olmasından vatandaşları kurtaracağız. Terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yok. Kürt vatandaşlarının PKK diye bir sorunu var" dedi.

Dikkat edilirse Başbakan Binali Yıldırım da çözüm sürecini bir “fırsat” olarak görüyor. Evet, doğru; çözüm süreci PKK için de bir fırsattı. Silahları bırakıp dağdan inebilir, siyasallaşarak 40 yıllık kanlı bir parantezi kapatabilirdi.

Ancak İmralı da, Kandil de bu tarihi fırsatı kaçırdı. Türkiye Cumhuriyeti devleti yeni bir sayfa açma kararlılığını göstermesine rağmen PKK ve HDP terörde diretti. Askerimizi, polisimizi, vatandaşlarımızı katletmeye devam ettiği gibi bu ülkeyi kanlı bir iç savaş cehennemine sürüklemeye çalıştı.

Bu aşamadan sonra devletin ne bir daha PKK’yla “çözüm süreci” başlatma gibi bir imkânı kaldı, ne de milletin “PKK’yla yeniden çözüm sürecini başlatıyoruz” diyecek bir hükümete tanıyacağı kredi.

Başbakanlığı döneminde Erdoğan bütün samimiyetiyle PKK meselesini kansız çözme iradesini ve iyi niyetini gösterdi. Burada iyi niyetli ve samimi olmadığı ortaya çıkan ve çözüm sürecine ihanet eden PKK ve HDP oldu.

“Çözüm süreci yeniden başlasın” demek, devleti tekrardan gerisin geri aynı noktaya, aynı tuzağa çekmek olur ki Türk milleti artık böyle bir hataya düşülmesine haklı olarak imkân sağlamaz.

“Çözüm süreci” tecrübesi, PKK’nın yerli bir aktör olmadığını ortaya çıkardığı gibi örgütün arkasındaki uluslararası güçlerin, çözüm sürecini "Türkiye’nin bölünme süreci" olarak işlettikleri görüldü. PKK’nın bağımsız bir iradesinin olmadığı, finans kapitalin elinde bir taşeron örgütlenme olduğu bugün net olarak görülüyor.

PKK ve HDP, "çözüm süreci"nin yeniden başlamasını o kadar çok istiyorlarsa işe o erteledikleri, "Silahsızlanma Kongresi"ni yapma yani Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleye son verdiklerini açıklamakla başlayabilirler. Sonrası Allah kerim!

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi

Samsun'da işgalci İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları protesto edildi