• $8,4051
  • €9,9788
  • 489.177
  • 1408.81
20 Ağustos 2016 Cumartesi

Canlı bombaların hedefi ne?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye çevirme hedefi boşa çıkan PKK’nın son zamanlarda gerçekleştirdiği terör saldırılarının tek amacı, “Çözüm Süreci” koşullarına dönüşü sağlamak. Canlı bombaların artık tek hedefi; devleti yeniden İmralı’yla görüşmelere zorlamak. Devletin tekrar eskiye dönmesi mümkün mü? Pek olası görünmüyor.

15 Temmuz kanlı darbe girişimi, aslında 22 Temmuz’da başladı. PKK, Ceylanpınar’da iki polisi uykularında vahşice katlederek kanlı bir sürecin de startını verdi. Hedef Türkiye’yi Suriye ve Irak’a çevirmekti. Buna tek başına PKK’nın çabalarının yetmeyeceği -FETÖ’ye rağmen- Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet teşkilatının örgüte karşı yürütülen başarılı operasyonları neticesinde anlaşıldı. Kandil’in başlattığı şehir savaşı örgütün büyük yenilgisiyle sonuçlandı.

Ancak 22 Temmuz’dan sonra başlatılan kanlı terör süreci tümden de işlevsiz değildi; en azından ülkede darbe ortamının hazırlanması anlamında önemli bir iş gördü. Zaten baştan beri terör dalgasının asıl hedefi “darbe mekaniğini” harekete geçirmekti. Talimat ise bu kavramın mucidi olan Öcalan’dan geldi. Erdoğan, Türkiye’nin ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü masada müzakere etmeye yanaşmayınca dışarıdan PKK, içeriden de FETÖ’nün düğmesine basılarak Türkiye'yi çökertmek için harekete geçildi.

Batı medyası da 22 Temmuz’dan sonra Türkiye’deki gelişmelere göre konumlanarak Erdoğan karşıtı kampanya hız verdi. Akıldan, mantıktan, gerçeklerden kopuk olan bu kampanyanın, aslında Batı’yı örtülü olarak darbeye hazırladığı ortaya çıktı.

“Türkiye’yi Irak ve Suriye’den sonra çökecek olan üçüncü devlet” olarak konuşmaya başlayan Batı medyasının, buna eşzamanlı olarak darbeyi konuşmaya başlaması da dikkat çekiciydi. Evet, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni içeriden bölen, 15 Temmuz gecesi FETÖ eliyle Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ailesiyle birlikte şehit etmeyi hedefleyen bir darbe girişimiyle ülkenin iç savaşa sürüklenmesi ve devletin çatlaması işten bile değildi.

15 Temmuz akşamı hiç hesaba katılmayan bir faktör, yani milletin gücü, şeytanın bacağını kırarak tarihin akışını değiştirdi. FETÖ darbe/işgal girişimi, başarısızlıkla sonuçlandığı gibi feci bir şekilde ezildi. ABD’nin son 50 yıldır Türkiye’de örgütlediği bürokrasi ve sermaye, darbeyi engelleyen milletin de desteğiyle hükümet tarafından tasfiye edilmeye başlandı.

15 Temmuz’a misilleme olarak ise terör kartı yeniden masaya sürüldü. Darbe gecesi tetikte bekleyen PKK, 16 Temmuz’a hayal kırıklığıyla uyandı. FETÖ gibi PKK’yı da tasfiye ve imha korkusu sardı. PKK’nın şu anki tek yol haritası bu tasfiyeyi durdurabilmek; Kandil terörle, canlı bomba saldırılarıyla (Batı’nın da inceden inceye yürüttüğü algı operasyonlarıyla) devleti yeniden Apo’yla masaya döndürmeye uğraşıyor.

Ne var ki mevcut siyasi koşullar bunun çok zayıf bir ümit olduğuna işaret ediyor. 15 Temmuz’un ertesi sabahı Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal yapısında ciddi bir değişim başladı. Üst aklın ekonomik, siyasi ve bürokratik dayanakları devreden çıkarılırken, yeni bir milli yapılanmayla devlet kendi özüne dönüyor.

Bu koşullarda devletin İmralı’yla yeniden masaya oturma ihtimali zayıf. Fakat bu durum, devletin İmralı’dan gelecek tekliflere tümden kapalı olduğu anlamına da gelmiyor. İmralı ve Kandil silahı tümden tasfiye etmeyi gündemine almadığı sürece, en ufacık bir temasın dahi gerçekleşmesi mümkün değil. Eskiye dönüş imkânsız.

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor