• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
29 Haziran 2018 Cuma

Bu 'eğitimli' kesimi ne yapacağız?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

24 Haziran manzaraları en çok da “CHP seçmeninin ülkenin en eğitimli kesimi olduğu” biçimindeki kanaatin yanlış olduğunu gösterdi. Okullara gittikleri, tahsil yaptıkları doğru. Ama görüneni, görünenin ardındakini, olup biteni kendi gerçekliği içinde anlayamayan, kavramayan insan prototipi eğitimden ziyade öğretim sisteminin parçası olmayı ifade ediyor. Gerçeği ters yüz eden, işine geldiği gibi gören bir zihniyet yapısı var karşımızda. Muharrem İnce’nin kaba bir ifadeyle “şizofren” olarak tanımladığı bu kesimin gerçekleri ısrarla inkar eden bir özelliği var. Üstelik azımsanmayacak kadar kalabalıklar. Hülasa kalabalık bir kabalık hali.

Bu ruh halinin oluşmasında siyasetin, medyanın ve akademinin büyük payı var. Aşırı kara propagandaya maruz kalan insanların doğruyla yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırması elbette zor. Bizdeki durum siyah ile beyazı dahi ayıramama evresinde. Zihnin bu noktaya nasıl vardığı, hakikatten bu kadar nasıl koptuğu, üzerinde önemle durmayı gerektiriyor.

Aşırı nefret, öfke, kızgınlıkla yüklenen insan zihninin bir süre sonra gerçekle bağını kopardığını gözlemliyoruz. AK Parti ve Erdoğan nefretinin aslında maddi bir temeli yok; fakat siyaset, medya ve sosyal iletişim vasıtasıyla empoze edilen Erdoğan nefreti kimi zihinleri dumura uğrattı ve zihnin en basit işlevleri arasında yer alan; bakma, görme, değerlendirme, analiz ve sentez yapma evrelerini devre dışı bıraktı. Bu sistematik nefret yayınlarının aynı zamanda sosyal bir deneyin parçası olma ihtimali yüksek. Aşırı nefretle, kinle, öfkeyle doldurulmuş insanların bir süre sonra gözü ne vatan, ne millet, ne ortak çıkar görüyor. Meselâ bu nefret sayesinde toplumun bir kesimi terör örgütleri PKK ve FETÖ ile CHP arasındaki yakınlaşmayı hoş görebiliyor. Bu insafsız duruma onay ve olur verebiliyor.

Maalesef durum bu kadarla da sınırlı değil; aşırı nefret yüklenen bu beyinler, zamanla ülkenin-vatanın bölünmesine rıza gösterecek hale getirildi. Bu yaşananları sosyal bir deneyin parçası olduğunu düşündüren de işin bu kısmı. Tayyip Erdoğan ve AK Parti nefretiyle doldurulan kesimler gerekirse işgale, gerekirse bayrağın indirilmesine gerekirse de ülkenin bölünmesine onay veren bir zihinsel kıvama getirildi.

Bu zihinsel iklimde ortaya atılan bazı tuhaf çağrıları hatırlayalım; CHP’yle özdeşleşmiş bazı isimler ciddi ciddi NATO’yu, AB’yi, ABD’yi Türkiye’ye müdahale çağırdı! Yine CHP’nin bir İzmir milletvekili vardı; o da “biz ayrılıp Avrupa’ya katılırız” diyordu!

Tayyip Erdoğan nefretiyle etkilenen kesimlerin neye ne kadar onay vereceği, rıza göstereceği ve hazır olduğu bu süreçte yeterince test edildi anlaşılan.

Ülkenin siyasi ve toplumsal bütünlüğü açısından da sorunlu olan bu ruh halini zaman geçirmeden değiştirmek, normalleştirmek gerekiyor. Ülkenin bir kesiminin gerçeklerden bu kadar çok kopmasının önüne geçilmesi lazım. İktidara düşen herkesi rasyonel zemine çekmek. Aslında bunu CHP’den beklemek gerekiyor lâkin 9 kere seçim kaybeden, geçen seçimde aldığı yüzde 25’in de çok altında kalan partinin genel başkanı kendisini hâlâ seçimin galibi sanıyor. Muharrem İnce’nin bahsettiği o “şizofren” maalesef partinin başında olan kişinin ta kendisi! Ne yazık ki uzun bir süre daha o koltuğu işgal edeceğe benziyor.

<h3>Akupunktur Derneği Onursal Başkanı Dr. Murat Topoğlu iftarda tüketilmesi gereken besinleri AKŞAM

İftarda neler tüketmeliyiz?

Tanker alt geçit korkuluklarında asılı kaldı

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 28. yılında kabri başında anılıyor

Yerli ve milli imkanlarla geliştirildi! TSK'ya teslimatları sürüyor