• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
15 Şubat 2021 Pazartesi

Bakın görün dostlarınızı

Kuzey Irak'ın Gara bölgesine yönelik gerçekleşen hava ve kara operasyonlarında 53 terörist etkisiz hale getirildi.

Aynı bölgede, daha önce silahsızken kaçırılan asker ve istihbarat kökenli 13 vatandaşımız ise tutuldukları bir mağarada başlarına kurşun sıkılmak suretiyle terör örgütü PKK tarafından kalleşçe katledildi.

Bu tablo Türkiye'nin nasıl bir insanlık dışı terör şebekesiyle mücadele ettiğini de gözler önüne sermektedir.

DEAŞ neyse terör örgütü PKK da odur; bu iki örgüt aynı şiddet ve terör sarmalının farklı ama aynı yüzleridirler. Batı'nın bu gerçeği görmesini beklemeyelim; zira terör örgütlerini finanse eden, insan kaynağı sağlayan, bu örgütleri silahlandıran ve siyasal meşruiyet kazandırmaya çalışan ABD ve Avrupa'nın bizzat kendisidir. Bu proje terör örgütlerinin ipleri Batılı istihbarat örgütlerine uzanır.

Biz dikkatlerimizi içeriye, yani ülkemize verelim; zira asıl tehlike içeride, dışarıda değil. Türkiye'nin lanetlediği bu korkunç cinayetlere muhalefet nasıl tepki verdi? Bu acı karşısında devletin ve milletin yanında durdular mı?

Ne yazık ki, bu sorulara gönül rahatlığıyla "evet" demek mümkün değil.

Rehin tutulan 13 vatandaşımızın katledilmesini muhalefet partilerinin bazıları terör örgütü PKK'nın yine adını anmadan kınamaya çalıştı. Kimi de kamuoyu baskısından korkarak PKK'yı lanetlese de onun siyasi uzantısı HDP'yle "al gülüm ver gülüm" yapmaya devam etti.

Özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti yöneticileri ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, 13 vatandaşımızın katledildiği olayı adını koymadan, terör örgütü PKK'nın ismini anmadan kınamaya kalkması büyük bir talihsizlik örneği olarak kayıtlara geçti. Bu durum aynı zamanda Türkiye'nin geleceği açısından büyük bir tehlikeyi işaret etmektedir.

Hemen akla şu soru gelmektedir; CHP, terör örgütü PKK'yla nasıl bir ilişki, yakınlık ve ortaklık içindedir ki, en kanlı terör eylemi karşısında bile bu örgütün adını anmaktan imtina etmekte, kaçmaktadır?

Silahsız ve sivilken kaçırılan 13 asker ve istihbarat görevlisi vatandaşımızı rehin tuttukları mağarada başlarına tek tek kurşun sıkmak suretiyle katleden bir terör örgütüne dahi tavır alamıyorlarsa, bu terör şebekesinin adını bağıra bağıra söyleyemiyor ve lanetleyemiyorlarsa o zaman Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP açısından durum sandığımızdan çok daha tehlikeli bir boyut almış demektir.

Odaklanmamız gereken tehlike tam da burasıdır; CHP, HDP üzerinden terör örgütü PKK'yla sanılanın çok da ötesinde bir yakınlık kurmuş durumda. Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Dostlarımız" dediği yapı ve güçler HDP ve PKK'dan başkası değil. Bu ittifakın arkasında da FETÖ ve ABD'deki istihbarat örgütlerinin olduğundan şüphe yok. Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden CHP, bu güçlerin elinde rehin düşmüş durumda. Kılıçdaroğlu, CHP'yi doğrudan Pensilvanya ve Kandil'e rehin vermiştir. Parti içi kavga gürültü ve çekişmenin sebebi budur.

Diğer önemli bir sorun da her konuda ahkâm kesen, bildiriler imzalayarak hükümete ayar vermeye çalışan yazar, sanatçı, akademisyen takımının; milletimize ve devletimize karşı gerçekleşen, vatandaşlarımıza karşı işlenen terör suçları karşısında mezar sessizliğine bürünmesidir.

Nerde o imzacı yazar ve sanatçılar? Sivilken alıkonulan, kaçırılan 13 vatandaşımızı rehin tuttuğu mağarada tek tek katleden bu terör örgütüne karşı imzalayacak bir kınama bildirileri var mı? Elbette yok! Olmayacak da! Çünkü bu isimlerin asıl misyonu Türkiye'ye karşı içeriden 5. kol faaliyeti yürütmektir. Milletimize yönelik terör saldırılarına karşı ne bugün ne de gelecekte ses çıkaracaklar. Bunu yakın geçmişten gayet iyi biliyoruz.

Son söz terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP için; bir yandan terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı olacak ve Kandil'i savunacaklar, diğer yandan Meclis çatısı altında bu milletin desteği ve yardımlarıyla "demokrasicilik" oynayacaklar? Bu tiyatro daha ne kadar sürecek? HDP ya terörle arasına mesafe koyacak, bunu açık net bir şekilde deklare edecek ya da devlet gereğini yapacak. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıktı artık. Kaçınılmaz olarak bir netleşme dönemi onları bekliyor.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı