• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
11 Temmuz 2015 Cumartesi

Ankara-Erbil-İmralı hattına operasyon

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Türkiye'nin başlattığı çözüm süreci ABD başta olmak üzere Ortadoğu'yu kontrol eden güçleri de harekete geçirdi. Ankara, İmralı ve Erbil üzerindeki baskılar tam da çözüm sürecinin başlamasını takip eden dönemde artmaya başladı. MİT darbesi, İmralı ile görüşmelerin yeniden start aldığı bir zamanda gerçekleşti. Gezi kalkışması, Diyarbakır'daki büyük barış Nevruz'una adeta misilleme niteliğindeydi. Dünyadan bağımsız, kendi başına iş yapmaya soyunan Erdoğan'a 17-25 Aralık darbesiyle sert bir yanıt verilmeye çalışıldı.

Sadece Erdoğan üzerinde değil, bu dönemde Mesud Barzani ve Abdullah Öcalan üzerindeki baskılar da arttı. IŞİD, Erbil'in üzerine sürüldü. Barzani'ni sıkıştırıldı, yetkileri kısıtlanarak etkisizleştirilmek üzere. Irak Kürdistan Bölgesi'nde İsrail ve İran'ın desteklediği siyasi aktörler güçlenmeye başladı.
Abdullah Öcalan'a Erdoğan'ı güçlendirecek ilişkilerden kaçınması yönünde tehditler gönderildi. Hemen ardından da sorgu kasetleri piyasa sürüldü, hakkında peş peşe yazı dizileri patlatıldı. Sonunda Öcalan'a karşı Kandil ve HDP'de Demirtaş'ın hâkim olduğu klik desteklenerek güçlendirildi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda daha iyi anlıyorum; kulislerde Apo'nun nedense hep Demirtaş'tan çekindiği, korktuğu söylentileri dolaşıyordu. Öcalan'ın liderlik serüvenini az çok izleyen biri olarak bunun saçma olduğunu düşünüyordum. Aslında Öcalan devletin göremediğini görüyordu; Apo, Demirtaş'tan değil, arkasındaki büyük ittifaktan çekiniyordu. Bu endişesi hiç yersiz değildi; zira Apo'yu İmralı'ya kapatan güç ile Demirtaş'ı destekleyen güç aynı. Medyadaki unsurları bile geçen sürede pek değişmedi, neredeyse bire bir aynı.
Dünyanın, Türkiye'de İslamcıları güçlendirecek hiçbir siyasi ilişkiye tahammülü yok. Öcalan, bu kuralı ihlal edince liderliği tehlikeye girdi. Basında dün yer alan haberlere göre de Kandil'de, Öcalan'ın "Onursal başkan" ilan edilerek yetkilerinde kısıtlanmaya gidilmesi için lobi çalışmaları hız kazanmış. Öcalan, hâlâ "KCK Genel Başkanı" resmi sıfatına sahip. Barzani'nin yetkileri nasıl kısıtlanmaya çalışılıyorsa, Öcalan için de benzer bir süreç işletiliyor.
Hatırlanacak olursa Kandil'in "Kürdistan artık Erbil'den yönetilemez" yönündeki bir açıklamasına Mesud Barzani son derece sert bir tepki göstermişti. Hatta PKK'yı "Hain örgüt" ilan etmişti. Bana orantısız bir tepki gibi gelmişti ilk başta; ancak Barzani, Kandil'in açıklamasında PKK'nın üstlendiği yeni ve tehlikeli misyonu fark etmişti; o tehdit dolu açıklama, Erbil ile sınırlı değil, aynı şekilde İmralı'yı da kapsıyor; "Kürdistan artık İmralı'dan yönetilemez!"
Ne Türkiye'deki çözüm süreci ne Suriye'nin kuzeyi ile Erbil'de yaşanan olaylar, birbirinden bağımsız gelişiyor. Ortadoğu'daki tüm hareketlilik aslında birbiriyle bağlantılı, en fazla da Türkiye ile ilgili. Sahada süren bir operasyon var, arkasında da ortak bir emperyalist akıl. Bu operasyonun merkezinde ise -ya da hedefinde- Ankara var; bu gerçek görülmezse doğru çıkış yolunu bulmak imkânsız olur.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü