• $13,4111
  • €15,2568
  • 793.706
  • 2029.65
29 Mart 2017 Çarşamba

Ağıtları sahte, gözyaşları yalan

Ülkemizin gidişatına ağlayanların yeniden peyda olduğu günlerden geçiyoruz. Mütemadiyen dünyada dostumuzun kalmadığından dem vuruyorlar; Avrupa ile aramızın açıldığını ve Ortadoğu’da yalnız kaldığımızı tekrarlıyorlar. Sürekli bir kriz vurgusu, öldük-bittik edebiyatı yapıyorlar. Bu kötü gidişatın sorumlusu olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösteriyorlar. Erdoğan’ı, ülkeyi açmaza sürüklemekle suçluyorlar.

Ülkenin gidişatıyla ilgili karamsarlığa kapılmayan yok değil elbet; etrafımızdaki ülkelerin ikiyüzlü tutumu, yıllarca “stratejik dostluk” kurduğumuz müttefiklerimizin arkamızdan iş çevirmesi, üyelik için yıllarca kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği’nin, kendi değerlerine aykırı biçimde terör örgütlerine ve darbecilere kol kanat germesi, Türkiye adına sıkıntı yaratan gelişmeler olarak görülebilir.

Fakat bu gelişmeler ülkenin gidişatının yanlış olduğunu mu gösterir? Kime göre bu gidişat yanlış? Avrupa’ya göre olabilir, Esed rejimi ve Bağdat yönetimine göre de Türkiye yanlış istikamete doğru sürükleniyor olabilir. Hatta darbeci General Sisi’ye göre Türkiye eskiden daha doğru gidişatta idi.

FETÖ ve PKK da farklı bir kanaatte değil; Erdoğan’ın Türkiye’yi yanlış bir istikamete sürüklediğini savunuyorlar. FETÖ, 15 Temmuz darbe girişimini bu gidişattan dolayı yaptığını savunuyor; PKK da hendek terörünü Erdoğan’ın Türkiye’nin yönünü başka bir gidişata çevirdiği için başlattığını, canlı bombaların da bu yüzden patladığını söylüyor.

Dikkat edilirse mevcut gidişattan memnun olmayanların Türkiye’den daha çok Batı ve Batı etkisindeki güçler olduğu görülecektir. Kurdukları siyasi ve psikolojik baskıyla, döktükleri sahte gözyaşlarıyla milleti, ülkenin gidişatının kötü olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Bu ülkenin gelişmesini en çok sabote edenlerin, bugün en çok gözyaşı dökenler olarak karşımıza çıkması tesadüf değil. Terör örgütlerinden darbelere kadar Türkiye’ye karşı her türlü saldırıya arka çıkan, açık- örtülü destekleyen bu kesimler, şimdi de koro halinde “ülkemiz mahvoldu” ağıtları yakıyor. Bilinmeli ki bu ağıtlar kendi varlıklarının ve amaçlarının sonlanmasına dairdir, ülkenin hayrı için değil.

Sahiden ortada samimi bir Avrupa olsaydı ve Türkiye’yi kendi içine dahil etmeyi arzulasaydı, Erdoğan bu birliğe katılmaktan imtina mı edecekti? Avrupa’nın tek derdinin Türk demokrasisi olduğunu kaç kişi söyleyebilir? Mısır’ın darbeci generalini kırmızı halıyla karşılayan Avrupa’nın, 15 Temmuz’da darbeye maruz kalmış, canına kastedilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Avrupa’yı yasaklaması zaten çok şey anlatmıyor mu? AK Parti, Avrupa’da yasak ama PKK ve FETÖ serbest; neden acaba?

Avrupa’yla yaşanan krizin asıl sebebi Erdoğan’ın ülkenin kaderini küresel muktedirlerin eline bırakmamasıdır. Erdoğan, Türkiye’nin istikametini finans kapitalin eline bıraksaydı Batı medyasının övgülerine mazhar olacaktı. Türkiye uçuruma sürüklenirken Erdoğan’a üst üste ödüller verilecekti. Ülkeyi küreselcilerin dümen suyuna sokmadığı için bugün Erdoğan’ın başına tabanca doğrultulmuş durumda. Devlete ve millete liderlik yapmanın, Türkiye’ye sahip çıkmanın başka yolları var da Erdoğan mı bilmiyor?

Köşelerinde ağlayan, timsah gözyaşları döken, “öldük-bittik, mahvolduk” edebiyatı yapanlar bu ülkenin kaderini yeniden küresel çetenin hizmetine sokmak isteyenlerdir. 16 Nisan’ın ne olduğunu, ne anlama geldiğini Avrupa bizden daha iyi biliyor. Erdoğan, 16 Nisan ile ülkenin istikametini milletin eline emanet etmeye çalışıyor. “Hayır”cı cephe ise ülkenin geleceğini milletin değil, Batı’nın insafına bırakma yanlısı. Avrupa’nın insafına kaldığımızda bizi Suriye ve Irak’tan daha büyük bir felaketin beklediğini bilelim; millet beka mücadelesi veriyor, devlet varoluş savaşı içinde. Bu yüzden “Gidişat kötü, öldük-bittik, mahvolduk” diyenlere kulak asmayın, zira onlar milletin değil, bu ülkenin düşmanlarının sesidir.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kulüp ile Türk dizileri listesinde Netflix'te büyük sükse yaptığ

Netflix'in heyecanla beklenen yeni dizisi: Şahmeran

Boğa'nın gazabı! Herkes kaçarken o kamerasını açtı ve...

Dev timsahı kepçeyle durdurabildi! Yaklaşık bir ton ağırlığında

Dünyanın en güçlü hava kuvvetleri hangileri? Türkiye kaçıncı sırada?