HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3569
  • 6,076
  • 209.481
  • 93.141

ABD’nin 'ödül' kararının sebebi ne?

Türkiye, Rusya ve İran’ın ortak çabalarıyla -Almanya ve Fransa’nın da dahil edildiği- “Suriye’de siyasi çözüm” arayışında önemli mesafe kaydedildi ve artık sona doğru yaklaşılıyor. Suriye’de yeni düzenin şekillenmeye başladığı bugünlerde Türkiye, Fırat’ın doğusu üzerindeki baskısını da arttırıyor. Ankara, Fırat’ın doğusunu Suriye’nin bütünlüğünden ayırmaya çalışan, güney sınırlarımızda bir devlet yapısı şekillendirmek isteyen ABD’nin yaklaşımını kendi bekası için bir tehdit olarak görüyor. Ve Ankara, tam da bu nedenle Fırat’ın doğusuna yönelik askeri müdahaleyi gündemde tutuyor.

İşte bu koşullarda ABD Dışişleri Bakanlığı, “Uluslararası terörizmle mücadele” kapsamında PKK’nın üç önemli isminin başına “ödül” koyarak Ankara’ya kendince bir jest yaptı. Ki ABD, adı geçen terör örgütünün önde gelen isimlerini ve birkaçını daha 2009 ve 2015 yıllarında “terörün finansmanı” ve “uyuşturucu ticaretinin yönlendirilmesi”yle ilgili suçlular listesine almıştı. Bugüne değin, adı geçen teröristlerle ilgili herhangi bir adımın atılmadığını da not etmek gerekiyor.

ABD’nin sözde bu jesti kamuoyunda daha doğru düzgün tartışılmamışken, bu kez ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’den, PKK’nın Suriye kolu “PYD/YPG’yi PKK gibi terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz” açıklaması geldi.

Oysa Jeffrey, “Suriye Özel Temsilcisi” olduğu ağustos ayından sadece bir ay önce “PYD/YPG, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu” ifadesini kullanmıştı. Jeffrey, Obama yönetiminin YPG’yi önce “kısa vadeli ve geçici”, Trump yönetiminin ise “uzun süreli ve kalıcı ortağı” olarak görmesini de yanlış bularak eleştirmişti.

Kuşkusuz bu tavır değişikliği anlaşılmaz değil; Jeffrey, “PYD/YPG’yi PKK gibi terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz” derken, göreve geldikten sonra kişisel yaklaşımını bir tarafa bırakarak Amerikan yönetiminin bu konudaki temel yaklaşımını dile getirmek zorunda kaldı.

Ankara, ABD’den gelen bu önemli açıklamaları analiz etmeye çalışıyor şimdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada ABD’nin (ödül ve YPG’yi terör örgütü görmeme hususunda) şunları söyledi: “ABD’nin 3 PKK mensubu ile ilgili ödül vermesi olumlu olmakla beraber çok gecikmiş bir adımdır. Eşzamanlı olarak PYD-YPG konusunda tutumu yumuşatın diye beklenti varsa bir karşılığı yoktur.”

İbrahim Kalın, konuşmasında konuyu Fırat’ın doğusuna getirerek, buradaki terör yapılanmasına müsaade edilmeyeceğinin altını çizerek, ABD’yi de şu sözlerle uyardı: “Terör unsurlarına kimlerin destek verdiği, işbirliği yaptığı hangi gerekçeyle onlarla hareket ettiği bizi bağlamaz. Öncelikli konumuz milli çıkarlar çerçevesinde ulusal güvenliğimizi sağlamaktır. Ortaklarımız adım atmazsa biz gerekli adımları atmaya hazırız.”

İbrahim Kalın’ın açıklamalarından da anlaşıldığı gibi Ankara, PKK liderlerinin başına ödül koyan ABD’nin asıl niyetinin, Fırat’ın doğusuyla ilgili olduğunu düşünüyor. ABD, Suriye’de yeni düzen şekillenmeye başlarken PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusunda yasal bir statü kazanması için tüm ağırlığını koyacak. Türkiye’nin de bu duruma fazla itiraz etmemesini bekliyorlar. Bunun için de TSK karşısında yenilgiye uğrayan ve tasfiyenin eşiğine gelen terör örgütü PKK’nın önde gelen üç ismini Ankara’ya rüşvet olarak sundular. Bu alışverişte ABD, Fırat’ın doğusunu garanti altına almak istiyor, bunun karşılığında ise Türkiye’ye incik boncuk teklif ediyor. Bu teklifi kabul etmezsek n’olur? James Jeffrey’in söz konusu açıklamalarının satır aralarında bu sorunun da yanıtı var. Jeffrey, Ankara’nın ABD planını kabul etmemesi durumunda DEAŞ’ın bölgede yeniden güç kazanacağını ve bunun da en çok Türkiye’ye zarar vereceğini ifade ediyor!

Ankara, ABD’nin ödül rüşvetini de, PYD/YPG’yi himaye edeceği mesajını da, dolaylı tehditlerini de dikkatli bir şekilde analiz ediyor. ABD’nin karşısında kandıracağı, kafa kola alarak dolandıracağı bir Ankara artık yok; daha da önemlisi, geçmişten farklı olarak ABD’nin içerideki 5. kolu da etkisiz hale getirilmiş durumda. Eskiden olsa “belki” diyebilirdik!

Iğdır’da iki grup liseli kız öğrenci, okul çıkışı saç saça, baş başa kavga etti. Kavga, erkek öğrenc

Kız öğrenciler okul çıkışı birbirine girdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Hisse senedi ile tahvil-bono piyasasına son 10 ayın en güçlü yabancı girişi gerçekleşti

Teröristlerin korkulu rüyası Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildi

En Çok Okunanlar