• $9,7534
  • €11,3801
  • 563.405
  • 1479.93
31 Ekim 2016 Pazartesi

ABD'nin Erdoğan'ı durdurma planı

Türkiye, 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarıyla meşgul olduğu sırada ABD Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan personel ailelerinin Türkiye'yi terk etmesi emrini verdi.

Bu talimat, daha öncekiler gibi kamuoyunda yeni bir terör saldırısı endişesi yarattı.

Batılı elçilikler aslında bu oyunu uzun süredir oynuyor; konsolosluk ve elçilikler arada bir, internet sitelerinden duyurdukları "terör uyarıları" ile Türkiye'yi yerinden zıplatmaya çalışıyorlar.

Bunun eğlenceli bir oyunun değil de Türkiye'yi sistemli bir şekilde korkutma politikasının parçası olduğunu, Hillary Clinton'ın deşifre olan mail trafiğinden anlıyoruz.

Hillary Clinton'ın Ağustos 2014 tarihinde seçim kampanyasını yöneten ekibe gönderdiği bir raporda: "Türkiye yeni, daha ciddi bir İslami gerçekliğe doğru ilerlediğinden, onların (Türkiye), ulusal çıkarlarımızı korumayı sürdürebilmek için ciddi adımlar atmayı istediğimizin farkına varmaları önemli olacaktır" diyor.

ABD'nin ulusal çıkarlarının Türkiye'ye fark ettirilmesi için hangi yolun izlendiğine ise Ocak 2016 tarihli mail yazışmalarında rastlıyoruz. Bu yazışmalarda, Clinton'ın dış politika danışmanının aktardığına göre ABD'nin dört eski Türkiye büyükelçisinin, istihbarat servislerinin ve ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'in de katıldığı bir toplantıda (Savunma Politikası Kurulu) Türkiye'ye karşı alınacak tedbirler tartışılıyor.

Bu kuruldaki tartışmalarda ABD ile Türkiye arasındaki problemin, Erdoğan'ın ABD ile ilgili düşüncelerinden kaynaklandığı savunuluyor. Onlara göre sorun: Erdoğan'ın, ABD'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin ABD'ye olduğundan daha fazla ihtiyaç duyduğunu düşünmesi.

Bu toplantıda, Erdoğan'ın düşündüğü gibi bir durumun olmadığını anlaması için ABD'nin daha sert bir tona geçmesi isteniyor. Türkiye'yi ABD'ye daha fazla yakınlaştırmak için kimi tedbirler alınması öneriliyor. Söz konusu toplantıda çoğunluk, Türkiye'nin ekonomik sorunları ve güvenlik tehditlerinin, onu ABD'ye daha fazla yakınlaştırmak için kullanılabilecek yollar olduğunu savunmuş.

ABD, 2014'ten beri anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD'nin Türkiye'ye daha fazla ihtiyacı olduğuna dair fikrini değiştirmeye uğraşıyor. Nasıl mı?

PKK, DEAŞ ve FETÖ ile "Türkiye'nin güvenlik tehditlerini daha fazla hissetmesini" sağlayarak, Erdoğan'ın yönünü ABD'ye çevirmesini istediler. ABD'nin "ulusal çıkarlarını" Türk milletinin çıkarlarının önüne koymasını dayattılar. (Oysa Türkiye'de bu tip siyasetçi ve hazır kıta gruplar hiç az değil). Son üç yıldır, Türkiye'ye korku iklimini hâkim kılmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı önce kelepçe takarak yargılamaya kalkıştılar, ardından ailesiyle birlikte canına kast ettiler.

Peki Erdoğan ne yaptı, korkup rotasını ABD'ye mi çevirdi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son üç yıldaki tutumu; tedbiri elden bırakmayarak, akıllı hamlelerle, ABD'nin planını görerek korkunun üzerine cesaretle yürümek oldu. ABD ise bu tarihten itibaren, Türkiye'yi korkutma yerine işi doğrudan siyasi ve toplumsal bütünlüğe kastetmeye vardırdı.

Devletin ana omurgası ve ruhu, ne başka ülkelerin emirleri doğrultusunda hareket eden bürokrasi, ne de milleti yok sayan hükümetlerdir. Devlet, milletle kaimdir. Erdoğan'ın milletin ve devletin hayrına verdiği bu çetin mücadeledeki en sahici destekçisi yine millettir.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Galatasaray'ın Nef Stadı'ndaki taraftara açık antrenmanından fotoğraflar

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı