• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
15 Ekim 2016 Cumartesi

ABD tehdide, korkutmaya devam ediyor

Başkan Bush’un eski danışmanı Michael Rubin, “Erdoğan’ın durdurulması gerektiğini” belirttiği yazısında kanlı bir darbenin gelmekte olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu darbeyi hayatıyla ödeyebileceğini söyledi.

15 Temmuz darbesini fısıldayan adam olarak da ünlendiği için Rubin’in söz konusu yazısı kamuoyunda ses getirdi. Erdoğan da dünkü Konya konuşmasında isim vermeden Rubin’i ama daha çok da ABD’yi eleştirdi.

Doğru olan da bu.

Nitekim darbe tehditlerinin arkasında ABD’de bulunmakta. Rubin’in açıklaması, tek başına eski bir danışmanın yaptığı, kişisel görüş beyan eden münferit değerlendirilecek bir açıklama değil. Dünyanın her tarafında darbeler, arka planda bulunan büyük güçlerin kışkırtması yahut desteğiyle yapılır.

Türkiye sıradan bir dünya ülkesi olmadığı için de buradaki her darbe denemesi doğrudan ABD ile bağlantılıdır. Çünkü Türkiye’de bu güce ve olanağa sadece ABD sahip, başka bir ülke değil.

Devlet de, millet de bu yalın gerçeği 15 Temmuz’da bir kez daha tecrübe etti. Darbeyi gerçekleştiren örgütün lideri ABD’nin himayesinde. Gülen, Pensilvanya’da ABD koruması altında yaşamıyor mu? 15 Temmuz darbesinin arkasındaki gücü ele veren bundan daha somut bir kanıt, delil olamaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk-Amerikan ilişkilerini sorgulamaya başlaması da işte bu yalın gerçekten kaynaklanıyor. ABD’nin her alanda Türkiye’nin önünü tıkamaya çalıştığı gözlenmekte. Başika ve Musul örneği ortada: ABD, Bağdat’taki kukla rejim üzerinden Türkiye’yi bir yandan Irak’ta “işgalci güç” olarak ilan etmeye çalışırken, diğer yandan da Musul operasyonunda devre dışı bırakmaya uğraşıyor.

İki ülke NATO müttefiki olmasına rağmen ABD, Türkiye yerine terör örgütleriyle birlikte hareket etmeyi tercih ediyor. Bir yandan FETÖ’yu korurken, diğer yandan da PKK’yı silahlandırıyor; hal böyleyken Türk-Amerikan dostluğundan kim bahsedilebilir? Üstelik Türkiye’nin terör örgütü lideri Gülen’i iade talebi de Amerikan yönetimi tarafından ipe un serilerek açık açık, göstere göstere reddedilirken.

Tabii burada akla, iade talebine sırt çeviren ABD’nin, Gülen’i yeni kanlı bir darbe planı için hazırlayıp hazırlamadığı sorusu geliyor? ABD, “Erdoğan’ı durdurmak” için Gülen’in hâlâ işe yarayacağını mı hesap ediyor? ABD, “Erdoğan’ın canına mâl olacak” bir darbe seçeneğini mi zorluyor?

Bu saatten sonra hiçbir süper güç askeriyeyi darbe için harekete geçiremez; ABD bile TSK’yı bu vatana ihanet ettirecek noktaya getiremez. Artık olsa olsa intihar saldırıları, suikast girişimleriyle gündeme gelebilirler ki, bu seçenek de zaten hep ihtimal dâhilindeydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta “biz kefenimizle yola çıktık” diye tekrarlarken, sanırım bu ihtimale dikkat çekmeye çalışıyor.

15 Temmuz ruhu da kanıtladı ki, tehlikenin boyutu ne olursa olsun bu millet son ferdine kadar ülkeyi hainlere, alçaklara teslim etmemeye kararlı. Zaman; darbe kalkışmalarının, terör saldırılarının veya suikast girişimlerinin Türkiye’yi yolundan döndüremeyeceğini daha net gösterecektir. ABD’nin tehdit ve korkutma çabaları da beyhude kalmaya mahkûmdur.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi