• $8,2918
  • €10,1075
  • 488.866
  • 1444.87
12 Eylül 2016 Pazartesi

ABD 'taraf devlet' mi?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

Çözüm süreci devam ederken tuhaf bir ‘üçüncü taraf’ tartışması uç vermişti. PKK, HDP, belirli bir medya ve yazar grubu çevresi, ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile terör örgütü PKK arasında “taraf ülke” olmasını talep ediyorlardı. PKK lideri Cemil Bayık, Amerika ile görüştüklerini açıkladığı bir röportajda, “Türkiye ile yaşadıkları çatışmaya ABD’nin ‘üçüncü taraf’ olmasını istiyoruz” demişti. Belki bu talep gerçeklerden uzak, mantıksız ve saçma bir talep gibi görüldü; fakat çok geçmeden gelişmeler ABD’nin Türkiye ile PKK arasında gerçekten “üçüncü taraf” veya “taraf ülke”’ gibi davranmaya başladığını gösterdi.

Kobani olayları bu sürecin başlangıcıdır. O süreçte ABD, ilk kez meselenin doğrudan tarafı olarak Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a PKK/PYD’ye silah yardımı yapacağını bildirdi ve Türkiye’nin de “buna göre davranmasını” istedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Obama’nın kendisine ilettiği PYD’ye silah yardımına, net bir şekilde karşı çıkarak PYD’nin de DAEŞ gibi terör örgütü olduğunu söyledi. ABD’nin buna yanıtı ise PKK ve HDP aracılığıyla geldi; HDP Eşbaşkanı Demirtaş, ABD dönüşü 6-8 Ekim provokasyonunu çıkardı.

ABD’nin PYD ile Kuzey Suriye’de örtülü ilişkisi Kobani provokasyonuyla açık bir ittifak ilişkisine dönüştü. ABD, terör örgütü PKK’nın uzantısı, hatta doğrudan kendisi olan PYD’yi koruma altına alarak Türkiye’ye ‘gerekli’ mesajı iletti. ABD Özel Kuvvetleri mensubu askerlerin YPG arması taşıması, Türkiye’ye “YPG benim korumam altında” mesajı olarak değerlendirilebilir.

Beyaz Saray’daki her toplantıda yetkililer PYD/YPG’nin ABD’nin Suriye’deki ortakları olduğunu tekrarlama gereği duyuyor. ABD, PYD’nin terör örgütü KCK’nın alt kuruluşu olduğunu bilmesine rağmen, bu örgütü maalesef “müttefik” ilan etmiş durumda.

Bu ilişkinin sadece Suriye sahasıyla sınırlı olmadığını belirtmek gerekiyor. ABD, PYD/YPG’nin olduğu gibi PKK/HDP’nin de hamiliğini üstlenmiş durumda. ABD, bir yandan Türk hükümetine PKK terör örgütüyle müzakereye oturmasını dayatırken, diğer yandan da HDP’yi koruma altında tutuyor. Bunun için de Türk hükümeti ve bakanlar üzerinde ciddi bir baskı mekanizması geliştirmiş durumda.

Türk hükümetinin terör örgütü PKK’yla bağlantısı tespit edilen belediyelere kayyum atanmasına ilişkin kararının hemen ardından ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yapılan “uyarı” mesajı son derece ciddidir. Bu açıklama Türk-Amerikan ilişkilerinin artık yeni bir evreye girdiğini gösteriyor. ABD “üçüncü taraf” olarak, yani PKK/PYD/HDP’nin hamisi sıfatıyla Türkiye’nin iç işlerine açıktan müdahale etmeye başlamıştır. ABD, Türkiye ile PKK arasında kendisini “PKK’nın hamisi” ve “üçüncü taraf” olarak konumlandırmıştır. Radikal bir değişiklik olmazsa ABD, bundan sonra Türkiye’nin iç işlerine hep PKK ve HDP’nin hamisi olarak taraf olacak. Bu politikayı şimdilik örtük bir şekilde götürüyor ama yakında daha açık yürütecektir.

Ayrıca Büyükelçiliğin açıklamasında kayyum kararını takiben Güneydoğu’da çatışmalı olayların yaşandığı vurgusunun yer alması son derece ilginç. Oysa açıklamanın yayımlandığı saatlerde HDP’nin resmi tepkisinin dışında Güneydoğu’da hiçbir olay söz konusu değildi. Peki ABD “olaylar yaşandığını” nereden çıkardı? Yoksa yine Demirtaş’ın yeni bir 6-8 Ekim kışkırtması mı bekleniyor? İstihbaratlar bu yönde mi?

<p><strong>Ali Babacan, AK Parti üyesi olduğu dönemde Erdoğan'a karşı Gül'ün adaylığı için çalışma y

Ali Babacan'dan ihanet itirafı...

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı