• $9,2885
  • €10,7701
  • 526.333
  • 1412.66
14 Ekim 2016 Cuma

17 yıl önce kurulan sinsi oyun

Devleti idare edenler ülkenin bugün karşı karşıya kaldığı sıkıntıları anlamaya çalışırken 17 yıl öncesine dönme zorunluluğu duyuyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün katıldığı bir etkinlikte, Ortadoğu’da ve ülke içinde Türkiye’yi zora sokan gelişmelerin ABD’nin 17 yıl önce Apo’yu verip Gülen’i almasıyla başladığını söyledi. Apo ve Gülen’in değiş-tokuşunu Erdoğan, “çok sinsi bir oyun” olarak değerlendiriyor.

Kapitalizmin genelde insan faktörünü dışladığı düşünülür. Sadece Apo ve Gülen örneğine bakıldığında bile bunun pek de öyle olmadığı görülecektir. Türkiye’nin son elli yılına damgasını vuran, ülkenin geleceğini etkileme gücüyle donatılan insanlardan bahsedilecekse Apo ve Gülen bunlar arasında sayılabilir. Yarım asır önce seçilip örgüt kurmaları sağlanan Apo ve Gülen, “devlet dışı aktör” olarak ülkenin kaderini etkileyecek güce kavuşturulmuşlardır. Bu kişilerin Time’ın, “Dünyayı etkileyen liderler” listelerinde yer bulmaları tesadüf değildi elbet; Apo da, Gülen de arkalarındaki devasa uluslararası destek sayesinde devleti ve toplumu etkileme gücünü elde etmişlerdi.

Türkiye’nin yaklaşık son 50 yılına bakıldığında Gülen ve Apo’nun ülkeyi nasıl etkilediği zaten görülecektir. Batı, Türkiye’nin bütün enerjisini, kaynaklarını bu iki figür üzerinden yönlendirme kabiliyeti ve imkânı kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği 17 yıl önce kurulan “sinsi oyun” ise Türkiye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak yeni bir evreye işaret ediyor. 1999’da Apo’yu İmralı’da koruması altına alan ABD, Gülen’i de Pensilvanya’ya alarak devlete süratle yeni bir format atmaya başladı. PKK’yı Irak ve Suriye’de askerî olarak güçlendiren ABD, Türkiye’de ise örgütün öncelikle siyasi olarak gelişip kökleşmesini sağladı. Zaman zaman FETÖ müdahalesiyle PKK/HDP’nin önünü açıldı, zaman zaman da PKK ile FETÖ’nün devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmesi sağlandı.

Batı, Türkiye’deki siyasi uzantılarını; sağ-sol partileri, akademi, sivil toplum ve medya desteğini sürekli PKK ve FETÖ’nün ya yanına, ya arkasına verdi. Son 17 yıldır AK Parti’ye karşı siyasi ve toplumsal muhalefetin koçbaşını FETÖ ve PKK ile yandaşlarının yapması kontrolün ABD’de olduğunu yeterli açıklıkta gösteriyor. FETÖ’nün arkasındaki güçlere bakıldığında aynı kesimlerin PKK’nın da arkasında durduğu hemen görülecektir. Gezi ve 17-25 Aralık darbesinin destekçileri aynı zamanda PKK’ya sazlı sözlü oy toplayanlar, örgütün hendek terörünü savunanlardı.

ABD son 17 yılda devletin bütünlüğünü Gülen/FETÖ ile toplumun bütünlüğünü ise Apo/PKK ile kontrol eder hale geldi. Bu gücü yakaladığına inandığı anda ise Ortadoğu’da –Türkiye de dâhil- ameliyata girişti. ABD, Türkiye’yi içeriden kontrol edebilir güçte olduğuna inanmasaydı Suriye ve Irak’tan başlayarak Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme işine soyunmazdı. ABD, Türkiye haritasını da değiştirmeyi içeren projeyi içerideki bu iki taşeron örgüte güvenerek gerçekleştirmeyi planlıyordu.

Bugün devletin bu sinsi oyunu geç de olsa fark ettiği görülüyor. Ülkeye büyük zararlar veren FETÖ ve PKK henüz tam olarak etkisizleştirilmiş olmasa da varlık gerekçeleri, misyonları devlet ve millet tarafından görülerek deşifre edilmiştir. 15 Temmuz sonrası devletin ve toplumun birliğine yönelik tehdit unsurları tespit edilmiş, gerekli tedbirler alınarak büyük bir badire atlatılmıştır.

Darbe ve terör tehditleri hâlâ devam etse de Türkiye için millet ve devletin el ele verip, ülkenin geleceğini güvenle inşa etmek adına seferber olunan yeni bir dönem başlamıştır.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Bu durumda işsizlik maaşı kesiliyor

Çanakkale Boğazı tek yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı

Dünyanın en değerli 100 markası belli oldu!