• $8,1068
  • €9,7106
  • 455.006
  • 1378.37
28 Temmuz 2015 Salı

Savaşçı PKK’nın barışçı dostları

Yine, yeniden ve her zamanki gibi yanılıyorlar. Türkiye, Kandil’i ilerde PKK’yla yapacağı pazarlıklarda elini yüksek tutmak için vurmuyor. Bu gelip geçici bir operasyon değil uzun vadeli bir stratejinin ilk adımıdır. Ayrıca, ‘PKK’nın zarar görmesi Türkiye’ye kazanç yazmaz’ şeklinde verilen hüküm de tamamıyla bir fanteziden ibarettir.

Türkiye Kandil’i vuruyor, çünkü PKK barış yanlısı olmadığını ve olmayacağını eylemleriyle kanıtlamıştır. PKK’nın silahlı gücü tamamıyla ortadan kalkmadan her hangi birileriyle yeniden görüşmelerin başlaması olanaksızdır. 2013 yılı Mayıs ayında silah bırakması ve ülkeden çekilmesi gerekenler sözlerini tutmamıştır. Sonraki dönemde üç büyük seçimle karşı karşıya olan hükümet demokrasimize dışarıdan haksız eleştiriler yapılmaması için büyük bir sabır ve hoşgörüyle davranmış ama bugün artık Rubicon aşılmıştır.
Bilinen basit bir gerçeğin kamuoyunca anlaşılması zaman almıştır: PKK, Kürtler için hak veya toprak isteyen bir örgüt değildir. Rejimi değiştirmek isteyen devrimci bir örgüt de değildir. Son yıllardaki özgürlük ortamında bile kanlı eylemlerine nedensiz olarak devam eden PKK, Türkiye’yi yıkmak isteyen bir terör şebekesidir. Ülkemizin geleneksel ve çağdaş, İslami ve laik tüm değerlerine karşıdır. Bu şebekenin sınırlarımızın içinde ve dışında kazınması Türkiye için büyük bir kazançtır.
* * *
PKK silahlarının gölgesindeki HDP bölgede fikir özgürlüğü ile seçme ve seçilme hakkını kısıtlamış, paralel ve zorba bir örgütlenme yaratmıştır. 7 Haziran seçimlerinde halkın oyu gasp edilmiştir. Bu yapılanmaya son verilmeden bölgede özgürlükten, Türkiye’de güvenlikten söz etmek olanaksızdır. Esasen kamu düzeni olmayan bir ülkede demokrasi boş bir hayaldir. Türkiye’nin bölgemizdeki bazı ülkeler gibi yok edilmesine seyirci kalınamaz. Devlet otoritesi sarsılınca yönetim silahlı çetelere, mafya babalarına, cemaat abilerine ve aşiret devrimcilerine geçer.
Bu durumun nedenlerinden biri Türkiye’de Gülen grubu tarafından parlatılmış aydınlar eliyle yayılan liberalizmin kötü etkisidir. Dünyayı ve tarihi her koşulda ‘ceberut’ saydıkları devletle soyut özgürlükler arasındaki mücadele konseptiyle açıklayan bu ideolojik ve irrasyonel akım ‘ver kurtul’ yöntemiyle her sorunu çözeceğini sanmaktadır. Bu basit ve kolaycı yaklaşımın sahipleri PKK çetesinin İstanbul’u alsa bile tatmin olmayacağını anlamamıştır. ‘Devleti küçültüp siyasete alan açmak’ gibi basit yaklaşımların ardına gizlenen teorilerin yanlışlığı ve işlemediği pratikte sınanmıştır. Türkiye’de devlet otoritesinin zayıflaması PKK diktasının güçlenmesinden başka bir sonuç vermemiştir. Şimdi yeni alınan önlemleri ‘90’lara geri dönüş’ olarak sunmaya çalışanlara şunu hatırlatmak isteriz: 90’lar kötüdür. Ama PKK diktası daha da kötüdür. 90’larda Kürt kimliğini ifade eden bazı yurttaşlar baskı altına alınmaktaydı. Ama bugün PKK insanları sadece sakallı oldukları veya sadece ibadet ettikleri için katledebiliyor. PKK’nın insan hakları ihlalleri JİTEM’inkileri kat be kat aşmıştır. Bu zulme son vermek, bölgede çok sesliliği ve özgürlük ortamını kurmak için operasyon zorunlu hâle gelmiştir.
* * *
Bazı liberal aydınların, son bir gayretle PKK’ya yaptıkları barış çağrısı işte bu nedenlerle yanlıştır. Ülkemizi kuşatan acil terör tehlikesine karşı batılı ülkelerle bıçak sırtında bir uzlaşma sayesinde yaşamsal bir mücadele verilirken bu tür çağrılar Türkiye’den çok ABD’nin elini güçlendirmektedir. Halbuki, ülkede demokrasiden yana olanların operasyonların arkasında güçlü bir şekilde durmaları gerekmektedir. Özellikle medya için gün tarafsız olma günü değil, demokrasi ve kamu düzeni yanında yer alma günüdür.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler