• $8,4005
  • €9,9755
  • 489.084
  • 1408.81
8 Eylül 2015 Salı

Liberal katkısız organik AK Parti

O kadar şehidimiz var, beyler yine eveleyip geveleyip operasyonların durdurulmasını istiyorlar. Türkiye ne çektiyse liberal katkı maddesinden çekti. ‘Ilımlı İslam’ kılıklı paralel çetenin liberal yazarlarla yaptığı kumpaslar adaleti tahrip etti. Liberal dış proje Taraf gazetesi ülkede kendini Osmanlı torunu olarak görenlerle ‘Cumhuriyet çocuğu’ sayanlar arasında yersiz ve anlamsız bir kutuplaşma yarattı. Liberal sızmanın en zararlı etkisi ise çözüm sürecinde görüldü. Bu süreçte devletin asli görevi olan kanun hâkimiyetini sağlama işlevi ihmal edildi, anlam kaymaları yaşandı, akil adam denilen ve görevleri sadece kamuoyunu aydınlatmak olan bireyler arabulucu sanıldı, devletin bir terör örgütüyle ‘mutabakat’ yapabileceğini düşünenler ortaya çıktı. Dış kaynaklı liberal katkı maddesi sonuçta ülke için bir güvenlik sorunu haline geldi.

Doksanlı yıllarda komünist oligarşinin çökmesinden sonra kapağı kapitalist oligarşiye atan eski solcuların girişimiyle kurulan Yeni Demokrasi Hareketi, girdiği seçimde yüzde 0,47’yi aşamamasına rağmen ülkeye büyük zarar verdi. Devlet düşmanlığını demokrasinin gereği gibi gösterdi, devletsiz bir toplum organizması olamayacağını, toplumsal yaşam kalmayınca da demokrasinin ortadan kalkacağını unutturdu. Millet düşmanlığının aşiret, cemaat, terör örgütü ve barbarlığa destekleme anlamına geldiğini gizledi. Ülke düşmanlığını küresel kapitalizmin sınır tanımayan yağma, talan, müdahale ve katliamcılığıyla birleştirdi. Bayrak düşmanlığı yaptı ama yabancı bayraklara ve terör örgütlerinin sembollerine adeta taptı.
Türkiye’de bu çevrenin fikirleri yeni ve orijinal bir yaklaşım olarak kabul gördü. Halbuki liberal zehir 1970’lerden beri küresel kapitalizmin en önemli suç nesnesiydi. Şili’deki 11 Eylül 1973 darbesi de, Türkiye’deki 12 Eylül 1980 darbesi de liberal reçeteleri gerçekleştirmek içindi. Şili darbesinin ardında Şikago okulu denilen liberal profesörlerle troçkistlerin ittifakı vardı. 12 Eylül darbesini Forum dergisinde destekleyenler de liberalizmin babası sayılan ve bugün AK Parti’ye liberal katkı yapmaya çalışan profesörlerdi. Liberal tehlike komünist dikta rejimlerinin yıkıldığı daha sonraki dönemde yeterince hissedilmedi. Ama 2000’lerden sonra dünyanın her yerinde küresel saldırganlık zirve yaptı. Liberal söylemlerle ülkeler yıkıldı, toplumlar dağıtıldı, devlet başkanları ipe çekildi, yıkılan ulus devletlerin yerini terör örgütleri, cemaatler, aşiretler, kana susamış katiller ve barbarlar aldı. Devlet, toplum, ülke, bayrak küresel kapitalizmin liberal saldırganlığına karşı korunması gereken değerler haline geldi. Özellikle Ortadoğu’da, liberal Batı’nın kan ve ateşe boğduğu coğrafyada yaşam hakkını yitirmiş olan insanlar Saddam’ı, Kaddafi’yi bile arar hale geldiler. Bizdeki liberaller de Güneydoğu’yu kurban seçtiler. Daha birkaç ay öncesine kadar Kandil’e kadar gidip oradakilere ‘neden silah bırakıyorsunuz, savaşsanıza, dünya arkanızda’ diyen sözde barışçı liberal gazeteciler aslında bir Cemil Bayık’tan, bir Duran Kalkan’dan çok daha tehlikeli teröristlerdir.
Türkiye’deki liberallerin en son taktiği AK Parti’yi ehlileştirmeye çalışmaktır. Bunun da özü adına ‘normalleşme’ dedikleri uzlaşma ve boyun eğme yoludur. Etrafımız kan ve ateşle çevrilmişken neyin normalleşmesidir bu? AK Parti’ye kendini CHP’lilere beğendirme taktiğini öneriyorlar: Kendini Davos’a, CHP’ye, HDP’ye, İran’a, Almanya’ya beğendirmenin kimlik, kişilik ve de oy kaybıyla eş olduğunu söylemiyorlar tabii. Ancak geçirilen bunca tecrübeden sonra liberal katkı maddelerinin zararı ve kanserojen etkileri anlaşılmıştır sanırım. Halkımız AK Parti’den cesur, gerçek ve organik politikalar istiyor.

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor