• $7,451
  • €9,0628
  • 444.474
  • 1552.83
07 Aralık 2011 Çarşamba

Ya Esad gitmezse...

Hükümetin dış politikasında bugüne kadar hiçbir şekilde anlamadığım ve kesin başarısız bulduğum tek dosya: Suriye...
Ne güzel sloganımızdı o 'komşularla sıfır sorun'...
Şimdi mazi oldu.
Sadece Suriye diyorum, tek istisnayı böyle görüyorum.
Libya'daki 'Ne işi var NATO'nun' çizgisinden ani kavşak dönüşümünün bile siyasal rasyonalitesini kabul ediyorum. Uluslararası dengeler ve güç savaşlarında Türkiye, kayıtsız kalamayacağı bir noktaya sürüklenmişti. Dış politikanın, değişen şartlara göre esnemesi iyidir. Sonuçta diplomasi, devletlerin kendi çıkarlarına göre şekillenir.
Cumhurbaşkanı'nın Suriye yorumlarını defalarca dinledim, yazılmamak üzere olan sözlerini de...
Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu...
Sahi biz niye bu kadar öncü rolü oynuyoruz, Şam'daki rejim değişikliği tartışmalarında. Hele sınırımızda iç savaş tehlikesi, etnik çatışma riski öylece dururken...
Ben anlamadım.
Gül ve Davutoğlu'ndan bahsettim, dış politikanın ana yörüngesindeki etkilerinden dolayı.
Başbakan Erdoğan da hep 'Suriye'ye kayıtsız kalamayız, Libya'ya bile benzemez' diyordu. Burada sorun yok. Ama bizim Şam politikamız ABD ve AB'nin bile çok daha ötesine geçti, en öndeyiz artık. Üstelik çok sabırsız görünüyoruz. Bunu çözemiyorum.
'REJİM ÇÖKERSE SURİYE'DE ARAP BAHARI OLMAZ'
Gazetelerde son günlerde küçük küçük Gaziantep haberleri yer alıyor. Anadolu'nun parlayan yıldızı, ekonomik atılımıyla dikkat çeken güzel şehrimiz. Dün Belediye Başkanı Asım Güzelbey'i aradım. 'Başkan neler oluyor' dedim. Kent hareketli, toplantılar peş peşe... Onları biraz anlattı. Sözü Suriye'ye getirdik, sesi düştü. 'Sorma' dedi, 'O konu moralimizi bozuyor'.
Dedi ama sormadan edemedim. Bölgede neler olup bittiğini anlamaya çalıştım; hayli aktif bir başkan olan Asım Bey, Suriye dosyasına da hakimdir. İşte bakın nasıl yorumladı:
'Antep hareketli, keşke Suriye ile de aynen devam edebilseydik... Yanlışlıklar da yapılıyor tabii... Şimdi Suriye ile ticaret durdu, ekonomi, turizm ve kültür de durdu. Batı zaten ikiyüzlü davranıyor, çünkü petrol yok. Olan bize oluyor. Esad tahmin edilenden çok daha güçlü, kim ne derse desin arkasında halk desteği de var. Bence kolay kolay gitmez. Zaten Esad düşerse, Suriye'de Arap Baharı filan olmaz. İç savaş çıkar. Suriye'den ikinci bir Irak çıkar. Bizim ilişkilerimiz de en az on sene düzelmez. Keşke böyle olmasaydı. En çok zararı biz çekiyoruz.'
Evet, güney sınırımızda yaşananlara en yakından tanık bir gözlemcinin yorumları böyle. Üzerine başka söze gerek yok. Keşke komşularla sıfır soruna devam edebilseydik. Batı ittifakında olmayı hep önemserim ama politik akıl çerçevesinde. Sanırım yine biraz abarttık ve Batı'nın oyununa geldik. Ben böyle görüyorum.

Dedesinin İnsanı: Serkan Çağrı
Pazar günü SKYTURK'te Yaşamdan Dakikalar'da çok etkileyici sahneler ve diyaloglar vardı. Klarnet ustası Serkan Çağrı konuktu. Sanırım ilk kez TRT'de görmüş ve dinlemiştim kendisini. Ne zaman rastlasam ekrana çakılıp kalırım. Çok başarılı bulmuşumdur, çok da efendi. Her defasında 'Niye Hüsnü Şenlendirici daha ön planda?' sorusunun yanıtını da merak etmişimdir. Daha popüler, hatta sansasyonel yaşamasından mı? Niye öyle olsun?
Neyse, uzmanı olmadığım bir konuda, sadece amatör müziksever olarak karşılaştırma yapmayayım. Sessizce, işini harika yapanlara karşı kendini borçlu ve sorumlu gören birinin duyguları benimki.
Yayında Serkan Çağrı dedesini anlattı. Klarnet onlara babadan oğula miras kalmış. Dedesinin zurna yapım atölyesi varmış. Beyazıt Öztürk atadan kalan kayıp klarneti buldurmuş, canlı yayın sürprizi olarak Serkan Çağrı'ya hediye etmiş. Ne hoş... Bir keresinde Walter Andrews'tan yola çıkarak yabancıların, divan edebiyatımız gibi kültürümüzün en has ama en zor alanlarında uzmanlaşmalarından bahsetmiştim. Çok etkiler beni böyle portreler. Yaşamdan Dakikalar'da Serkan Çağrı, Bojana Kragulj isimli bir Amerikalı kadınla klarnet düet yaptı. İnanılmazdı. Hem de Çerkez Kızı'nı çaldılar. Tabii herkes büyülendi. Serkan Çağrı, 'Bir yabancının bunu çalabilmesi için o müziği tanıması değil, insanı tanıması gerekir' dedi. Filozofça, nasıl da haklı. Kragulj, Amerika'da üniversitede klarnet dersleri veren bir akademisyenmiş. Bu konuda da bir doktora çalışması yapmış. Çok ilginç değil mi gerçekten?

"serkan.jpg"

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Defineciler, iki türbeyi tahrip etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (20 Ocak 2021)