• $7,3934
  • €9,0059
  • 441.437
  • 1542.45
17 Aralık 2012 Pazartesi

Türk açılımı

Harika zamanlar...Müthiş fırsatlar önümüzde.
Akıllı hamleler yaparsak 'Türk asrı' yakın. Bu, en iyi seçenek.
İyi kullanamaz da heba edersek kaçan balık büyük olur. Yol ayrımındaki ikinci seçenek bu.
Masada 'risk de var'.
Yani üçüncü ihtimal de mümkün.
Patinaj yapmakla kalmaz, küçülebiliriz. Tarihte böyle dönemler iki-üç asırda birkaç kez tekrarlanır.
Kartlar tekrar dağıtılır.
Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Bu kesin. Sınırlar değişecek.
Dünya baştan kurgulanıyor.
Türkiye bu kurulan yeni dünyanın neresinde yer alacak? Soru ve sorun bu.
Bakın, rakamlarla ve eğilimlerle küresel ölçekte neler yaşanıyor.
Çin, 2030 yılına kadar Avrupa Birliği'ni de ABD'yi de ekonomik olarak geride bırakacak. Sadece 17 yıl sonrasından bahsediyoruz.
Aslında Çin'den daha büyük hızla gelen ve şansı daha yüksek olan ülke, Hindistan. Her ay 1 milyon genç, iş gücüne katılacak Hindistan'da. Nitelikli genç. Ve düşünün bütün dünya nüfusunun yarıdan fazlası şu anda bile 30 yaş altında. Avrupa'da genç işsizlik patlaması yaşanıyor.
İspanya'dan Almanya'ya, Yunanistan'dan İngiltere'ye kadar yaşlı kıta 'kayıp nesil kaygısına' kapıldı. Üniversite sonrası master da yapmış gençlerin işsizliğinin potansiyel tehlikesini tartışıyorlar. 'Bu başka bir şeye benzemez' diyorlar.
ABD'yi süper güç haline getiren ve her anlamda 'zenginleştiren' göçmen kaynakları da kuruyor. Hem ABD'ye hem AB'ye göç oranları hızla düşüyor. Önceleri sevinir gibi oldular, şimdi şimdi kafalarına dank ediyor. Batı cazibesini mi yitiriyor?
İngiltere'de, yıllardır problematik haline gelen 'AB ile devam mı tamam mı' tartışmaları zirve yapıyor. Çok ciddi değerlendiriyorlar. The Economist 'Elveda Avrupa Birliği' kapağıyla çıkıyor. 
Şu anda Washington ve New York'ta o meşhur düşünce kuruluşlarında en çok 'Amerika'nın geleceğini nasıl koruyabiliriz?' ekseninde zihin egzersizleri yapılıyor. Tehlikenin farkındalar.
Afrika konusunda olağanüstü bir rekabet yaşanıyor. Çin en iddialı oyuncu olarak kara kıtaya saldırıyor.
ABD, 'Pasifik Doktrini' diyerek yeni stratejisini yükselen Asya'ya karşı Pasifik üzerine kurguluyor. Türkiye, işte dünyadaki böyle dengeler içinde kendine pozisyon arıyor.
KÜRTLERLE DANS
Bütün bu rekabet arenasının içinde Ortadoğu daima yaşamsal önemini koruyor. Çünkü petrol burada. Enerji yolları, su sorunu, dinsel ve etnik temelli ayrışmalar...
Ankara işe Afrika açılımıyla başladı. 'Ben de varım' demeye çalışıyor. Müslümanlık kartını kullanıyor.
'Irak bölünür, Kürt devleti kurulur' argümanını terk edip Irak Kürtleri'yle yakınlaşıldı.
Adeta fiili entegrasyona gidiliyor. (du)
Dili geçmiş zaman kullanıyorum.
Çünkü ABD frene bastı. 'Türklerle Kürtler flört etsin' çizgisindeki Washington, ilişkinin daha ileriye gitmesine izin vermedi.
Evet diplomatik klişelerin en eskisi değişti, unutuldu. 'ABD, Türkiye'nin kötüye gitmesini istiyor' algısı yıkıldı.
Ama en yenisi sahneye çıktı: 'ABD, Türkiye'nin o kadar da büyümesini istemez.' İstemiyor.
Ankara, enerji bağımlılığını gidermeye kararlı. Kuzey Irak bu nedenle kritik. Başbakan, belirlediği Türkiye hedefine ulaşmak için enerjinin ne anlama geldiğini biliyor. Finansal ilişki bağlamında Sünni Suudi Arabistan-Katar blokuyla da yakınlaşıldı. Sigorta bağlamında.
Oyun büyük. Türkiye de sahnede. Fırsatlar büyük, riskleri de...Tarih yazılıyor.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan

Kafe ve restoranlar ne zaman açılacak? Başkan Erdoğan açıkladı!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu