• $7,471
  • €9,0777
  • 441.953
  • 1565.01
04 Ekim 2012 Perşembe

Savaş istemiyoruz

Gerektiğinde ve gerçekten değdiğinde savaşa girmekten asla korkmayacak bir ulustur, Türkler.
Suriye ile bugünkü tabloda gireceğimiz silahlı çatışma ise 'hem sebep hem de sonuçları itibarıyla' onlarca belirsizliği içinde barındırıyor. Ayrıca 'hesaplanamayacak tehlikeleri' beraberinde getireceğini belli ediyor.
Hepsinden önemlisi 'savaşmak için haklı mıyız', yeterince meşru sebebimiz var mı?
Millet bunu istiyor mu?
Ayrıca ekonomimiz bunu kaldırır mı?
Baştan haykıralım:
Savaşa hayır.
Uçağımızın düş/ürül/üşü üzerindeki sis perdesi dağılmış değil.
Dünkü saldırının net olarak nasıl meydana geldiğini bilmiyoruz.
Karşılık vermek, 'mütekabiliyet kuralları gereği hakkımız', bu doğru.
Daha ileri adımlar için ne olduğunu kesin olarak bilmek zorundayız.
Mesele, Türkiye-Suriye ilişkilerinin her türlü provokasyona açık hale gelmesiydi.
Dünya savaşlarının nasıl çıktığına baksanıza...
Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanların yanında savaşa nasıl katıldığına...
Büyük felaketler için küçük kıvılcımlar yeter çoğu kere.
İkinci Dünya Savaşı'na girmememizin gururunu ise bugün bile yaşıyoruz.
ABD-RUSYA SAVAŞI
Şu anda bir tarafında ABD-NATO-Suudi Arabistan-Katar, karşısında Rusya-İran-Çin-Bağdat yönetiminin olduğu iki blok arasında tansiyon yükseliyor. Adeta Ortadoğu güçler savaşı. 21'inci yüzyıla özgü bir paylaşım kavgası. Şii blokun yükselişine karşı Sünni kalkan arayışı. Türkiye kendini ABD'nin bölgesel müttefiki ve Sünni blokun lideri olarak konumluyor. İddialı değil mi? Bir o kadar da tehlikeli. Dolayısıyla bu topraklarda şahit olduğumuz, ne bir ülkenin iç işleridir ne de sadece iki ülke arasındaki gerginlik.
Esad'ın uçağımızı düşürecek kadar çılgın olacağına inanmadım. Dünkü saldırıyı yapacak kadar da gözü dönmüş olabilir mi, bilemiyorum. Birileri bizi savaşın içine çekmek istiyor.
Tuzaklara dikkat edelim. Suriye'ye müdahale edersek bu aynı zamanda bölgesel savaş anlamına gelir. Orada da durmaz. Adeta yeni bir dünya savaşı patlak verir. Unutmayalım ki; bu coğrafya tarih boyu dünyanın en önemli bölgesi olmuş, cihan harpleri dahil bütün büyük kanlı savaşlar buralardaki paylaşım kavgalarından çıkmıştır. İran, Suriye düşerse sıranın kendisine geleceğini bilir. Boş durmaz. Rusya, ABD'ye karşı bu coğrafyadaki stratejik ilişkiler ağını ve çıkarlarını kaybetmek istemez.
Ayrıca Türkiye bir NATO ülkesi. Tek başımıza hareket edemeyiz. Olmaz.
Avrupa, ekonomik krizle boğuşuyor.
ABD, başkanlık seçim heyecanına kendini bırakmış durumda.
Türkiye'yi ön plana sürdüler ve sonra geri çekildiler.
Şam yönetimini Türkiye hamlesiyle düşürmek o kadar çok işlerine gelir ki...
Arka plan diplomasisi yürütüyorlar.
Böyle bir senaryo en çok Suudi Arabistan ve Katar'da bayram havası estirir.
Biz bu oyuna gelemeyiz.
Suriye bize ne yaparsa misliyle karşılık verelim. Ama önce gerçekten onların yaptığından emin olalım. Ancak, meşru zemin oluştuğunda ve kaçınılmaz noktaya gelindiğinde uluslararası müdahale olabilir. Yoksa Türkiye kimsenin mayın eşeği değildir. Olamaz. Bu topraklar, 21'inci yüzyıl dünyasında Türkiye'nin içinde bulunduğu bir savaşa sahne olursa, tarihimize hiç yakışmayan kara bir not düşmüş oluruz. Yapmayın.

<p>Moldova asıllı ses sanatçısı Leonida Timuş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un son dönemdeki

Moldova asıllı sanatçı Macron'un İslamiyet karşıtı açıklamalarına Fransızca ilahi ile tepki gösterdi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Engelli ve yaşlılara aşı uygulanmaya başladı

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı