• $9,4917
  • €11,0593
  • 548.593
  • 1519.25
12 Nisan 2013 Cuma

Roma'da bir gün... Sessiz çığlık

ROMA

Tutkumdur, keyfimdir; çok maç izlerim ama "seyircisiz bir çeyrek finale gideceğimi" hiç düşünmezdim.
İki günde iki kez stada Türk takımlarının Avrupa Kupaları'nda çeyrek final maçları için gireceğimi ise tahmin etmezdim, o da oldu.
Salı gecesi Türk Telekom Arena'da "Tam da beklediğim gibi" gururla savaşan bir Galatasaray izlemiştim.
Bu kez "Roma'yı yakmaya", başka bir arenaya gidiyorduk. Zaten o şövalyece mücadelenin doğum yeri Roma değil miydi?
İyi futbol tamam ama şimdi "netice almak" istiyorduk. 2-0'ın avantajı da güvenin teminatıydı. Avrupa'da bir yarı final, hatta belki de final kovalanacaktı.
Benim "İki günde iki çeyrek final" üzerine yazacağımı bilen, uçaktaki dostlar, (hadi isim de vereyim, Koç Holding'den Gökhan Akça ve Çukurova'dan Bekir İrdem) "50 yaşındaki adamlar ilk kez yarı final yüzü görecek, diye yazma lütfen" ricasında bulundular. Ama öyleydi, Aykut Kocaman da bu tarihselliğe işaret ediyordu.
Sabah çok erken saatte kalkıp, Sabiha Gökçen'de Fenerbahçelilerle buluştuk. Kulübün organizasyonuyla akredite olan 100 kişi, THY'den kiralanan uçakla İtalya'ya doğru yola çıktık. Yarı finali cebe indirip, gece geri dönmek üzere...
UEFA, her iki takıma 200'er kişilik kontenjan ayırmış. Sponsorlar ve yöneticiler için... Ayrı gelen gruplarla birlikte Fenerbahçe de bu hakkı kullanmış oldu.
Nefis, güneşli bir hava karşıladı bizi.


Doğrudan takımın kaldığı otele geçtik. Sonra üç saatlik şehir turu...
Klasik; aşk çeşmesi, İspanyol merdivenleri, Colosseum, Pantheon, Roma caddelerinde yürüyüş, cafede birer kahve.
İçimde en ufak bir tedirginlik yoktu. Tur gelecekti. Platini daha bir süre Fenerbahçe adını duymak zorunda kalacaktı. Otelde bizi Aziz Yıldırım karşıladı. "Başkan Çiçek bahçede" dedi.
TBMM Başkanı Çiçek, Abdülkadir Aksu, FB Yönetim Kurulu çay içiyorlardı. Aykut Kocaman geldi; oyuncuları sordum. Gerçekten 4'ü rahatsızlanmış. Yoğun tedaviyle maça çıkaracaklarını söyledi. Aykut'la beraber Emre de heyeti selamladı. Bir tek Mehmet Topal kritikmiş. Dün antrenmana çıkamamış. Kırgınlığı varmış. Son ana kadar Topal ilk 11'e girecek mi girmeyecek mi belli değildi.
Başlama düdüğüne bir saat kala stattaydık. Kadroya bakınca, Topal ilk 11'de yok. Selçuk sürpriz. Demek ki Aykut Kocaman orta sahada basmayı ve oyunu yavaşlatıp kontrolü ele geçirmeyi istedi. Son haftaların formda-genç yıldızı Salih yedeğe çekilmiş. Şöhret kontrolü ve psikoloji yönetimi uyguluyor, teknik yönetim... Ve Lazio Başkanı'nın deyimiyle "UEFA'nın bu sezon nefret ettiği iki takım"ın maçı başladı.
Erken gol atma hedefindeki Lazio baskılı başlasa da, Sarı Lacivertliler sakindi. Oyunu soğutmaya çalışıyorlardı. İtalyanlar, azıcık hücum pres karşısında telaşlanıyordu. Fener'de Gökhan ve Webo'ya çok iş düşeceği ilk 10 dakikadan belli oluyordu.
12'nci dakikada serbest vuruşun hiç beklenmedik yönü az kalsın soğuk duş etkisi yapacaktı.
Lazio'nun kalecisi hem oyun kuruyor hem de talimatlarıyla sanki koçluk yapıyor.
Dakikalar ilerledikçe Kanarya daha çok pas yapıyordu.
Aykut Kocaman, daha 19'uncu dakikada aksadığını gördüğü Kuyt'a kızdı.
Selçuk çok iyi başlamıştı, Kocaman 22'de alkışlayarak 'devam' morali veriyordu.
Zordu, stresi ağırdı. İnanın Aykut Kocaman 20'li dakikalarda skor tabelasına bakıyordu ara ara.
Lazio ilk tehlikeli atağını 26'da yapabildi.
Sarı Lacivertliler 3-4 pas yapıyordu yapmasına ama diklemesine hızla rakip kaleye inecek oyuncu eksikliğini hissediyordu.
Lazio çok hızlı şekilde topu ceza sahasına taşıyabilen takım. Ancak son vuruşlarda zayıflar. Lazio'nun teknik patronu 'uzaktan vurun' işareti veriyordu sürekli.
2 numaraları hem fizik hem de teknik olarak örnek bir defans oyuncusu. Sakatlanır gibi olunca Lazio teknik direktörünün nasıl dövündüğünü, nasıl korktuğunu görmeliydiniz.
F. Bahçe, 30-45 arası geriye çekildi. Lazio 40'ta gole çok yaklaştı. Volkan kurtardı. 44'te de sakatlanma pahasına ikinci hamlesiyle yine gole engel oldu.
Hakem kolay faul çalıyordu. İlk yarı sonuna 2 dakika ilave edince Lazio'nun hocası itiraz ediyordu. Soyunma odasına tam da Fener'in istediği gibi gidildi.
Lazio telafi etmesi gereken iki gol olduğu için ikinci 45'e daha hırslı başladı. Sow gibi hızlı bir oyuncu ne çok iş yapardı.
Salih 46'ncı dakikada ısınmaya başladı.
Ben, '2 numara' dedim ama La-  zio'nun bütün futbolcuları tığ gibi. İşte o profesyonellik ve antrenman farkı.
58'de Volkan kurtardığı topu yine sektirdi, ancak vücudunu siper edip golü önledi. 
60'ta ise kafa vuruşunda topu ağlarında gördü.
Gerilim dolu dakikalar işte o anda başladı.
Caner'in hem gol öncesi hem sonrasındaki o sorumsuzluğuna ne demeli? Kırmızıya ramak kaldı.
Ve 71'de genç Salih sahaya sürüldü. Baroni'nin yerine, enteresan tercihti diyemeden o gol geldi. Yarı finali perçinleyen o şahane imza. Ben de yazımı o anda yolladım, son noktayı koydum. Helal olsun Fenerbahçe'ye. Canı gönülden kutluyorum. Elime Türk bayrağını aldım, dalgalandırdım Olimpiyat Stadı'nda. Çok mutlu bir gün yaşadım Roma'da.

<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği artık inkar edilemez bir  seviyede ancak ne yazık ki bu konud

İklim değişikliğindeki büyük tehlike

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu