• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
18 Eylül 2010 Cumartesi

Modern Kemalizm ve CHP

Referandum sonucunu 'bir kampanya başarısı' olarak yorumlamıştım. Günümüzde 'siyasetin kendisi de bir pazarlama faaliyetine' dönüşmüş durumda. Tüketiciye beğendirmeniz ve satın aldırmanız gereken, vitrindeki bir ürün...
Pek çokları aksini söylerken, sandıkların açıldığı ilk dakikalardan itibaren Show TV'de, ertesi gün de CNN'de 'Bu iktidar partisinin mutlak bir zaferidir ama ikinci kazanan CHP ve Kılıçdaroğlu'dur' demiştim. Oysa aynı dakikalarda bir gazeteci ordusu 'Kılıçdaroğlu yenildi, kurultay toplanmalı' diyordu, çok komik ve dramatikti. Esasında bir kurultay CHP'nin beklenen büyük atılımı gerçekleştirebilmesi için fırsat olabilir ancak bu kişilerin niyeti salt lider değişiminden ibaret gibi görünüyor. 
Önce bir genel seçim, ardından cumhurbaşkanlığı için sandıklar kurulacağına göre şimdi bir notun altını çizmek gerek.
Yüzde 58 - 42 dengesini oluşturan faktörlerden birisi de 'final sahnesine' ilişkindir. Arife gününe dönelim...

BAŞBAKAN'IN BAYRAM ALIŞVERİŞİ...
Her yıl iki kez tekrarlansa da çarpıcı bir görüntüydü...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, markete gidip alışveriş yapıyor, hatta et fiyatının yüksekliğinden şikayet ediyordu. Burada da bir ironi var ama onu geçelim. Verilen görüntüye ve imaja bakalım. Başbakan bizzat bayram alışverişi yapıyor. Biz sıradan vatandaşlar gibi...
Önceki bayramlarda da aynı manzara vardı.
Sonra kabir ziyaretleri...
Bayram günü namaza gidiyor, çıkışta kalabalıkla bayramlaşıyor. Herkes gibi... Bir yandan da 'evet' propagandası yapıyor.
Okurlar, Kılıçdaroğlu'nu samimi bulduğumu ve açılımlarını desteklediğimi bilirler. CHP'yi gerçek bir sosyal demokrat partiye dönüştürebileceğini umanlardan ve bunun sinyallerini görenlerdenim. Aslında muhafazakar kesimlerle buluşmayı Baykal başlatmıştı, Kılıçdaroğlu sürdürüyor. Devamlılık önemli...

GANDİ, ATA'NIN HUZURUNDA...
Kılıçdaroğlu ise, CHP'nin kuruluş yıldönümüne denk geldiği için bayramın ilk günü Anıtkabir ziyareti yapmıştı. Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk'e şükranlarını sunmuştu. Sonra da gazilerimizle bayramlaşmaya gitmişti. Çok doğru seçimler ama kesinlikle eksik. Ramazan Bayramı ve öncesinde o güzel temasları artırmak ve o fotoğraflara yenilerini eklemek gerekirdi. Bu benim görüşüm. Aksini söyleyen ve savunanlar da var ama şahsen bir liderin bütün eylem ve söylemleriyle ülkesine ait tüm değerlerle yakın ilişki içinde olması gerektiğine inanırım. Görüntü de önemlidir.
Bunların sembolik değeri olduğu gibi siyaseten anlamı da yüksektir. İnancın, siyaset malzemesi yapılmasını savunuyor değilim, kimse kızmasın. Ben başka bir yerdeyim.
Bu konular ve kareler üzerinde CHP kurmay ekibinin kafa yorması şart değil mi, sorarım.

İKTİDARA KARŞI MUHALEFETİN GÜNCELLENMESİ
ABD'nin en önde gelen gazetelerinden New York Times'da yayımlanan bir makale, dün AKŞAM dahil bazı gazetelerde yer aldı.
'Türk muhalefetinin güncellenmeye ihtiyacı var' görüşünün savunulduğu yazıda 'Kemalizm'in modernleştirilmesi' gerekliliğine işaret ediliyordu.
NTV'de önceki gece Şerif Mardin konuşuyordu. Erdoğan'ın neden hep kazandığını şöyle açıklıyordu: 'Hem bir sınıf meselesi var hem muhafazakarlık diyebileceğim bir şey. Erdoğan'ın karizmasının kültürel kökenleri ile karışan bir tarafı var. Dindar kesim, belirli bir sınıftan gelen kesim, hepsi kesişen öğeler.'
CHP yorumunda ise 'Halk partisinde bazı kimseler kültür kökenini çok iyi anlıyordu, kazandılar. Turan Güneş, Türkiye'nin kültür birikimini çok iyi bilen, aynı zamanda Paris'te doktorasını yapmış birisi. Bunların ikisini birleştirecek başka isim çıkmadı' analizi dikkat çekiyordu.

GELENEKLE ATATÜRKÇÜLERİ BULUŞTURMAK
İçten ve bağlı Atatürkçülerin düşünmesi gerekiyor. Ben onlardan birisi olmaya çalışan ve böyle hisseden biriyim.        
Atatürkçülük aslen bir yenileşme ve modernleşme hamlesi olmasına rağmen ideoloji olarak dar bir alana hapsedildi. Adeta kendi içine kapanmış bir ideoloji. Oysa o bir harekettir. Dönüşümcüdür, kendini yeniden üretmeye dayalıdır.
CHP, AKP'nin iktidara geldiği dönemde kolaycılığa kapıldı ve iktidardan huzursuz olan kesimlerin duyguları üzerinde sörf yapan bir siyaset tarzına yöneldi.
Halka yakın, Avrupa Birliği yolunda modernleşmeci bir siyaset takip etmek gerekiyordu.
Reçete bellidir: Siyaset üretmek. Halkı, hareketin içine katmak. Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü de bu korur, ülkeyi de... Üstelik iktidar yolu buradan geçer. Kültürü, dini ve geleneği Kemalizm'le barıştırma misyonu, CHP'nin ve Kılıçdaroğlu'nun boynunun borcudur.

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor