• $12,4548
  • €14,0481
  • 712.407
  • 1776.41
8 Ocak 2013 Salı

Memleketimden parçalar

Aslında, 'kendi kendimize kaldığımızda' ne yaptığımızı, ne hissettiğimizi, ne okuyup ne dinlediğimizi ve hatta ne yiyip içtiğimizi düşünerek anlayabiliriz kendimizi gerçek manada.
Kendi başımıza kaldığımızda nasıl biriyiz?
Neler yaparız?
'Yaşam boyu süren büyük iç yolculuğumuzun' o gündelik küçük pratikleri bize ne anlatıyor, 'içimizle, ruhumuzla' ilgili.
Ben kendimle ilgili bu masum ve biraz da hınzır oyunu sık sık oynarım.
Dünyayla nasıl baş ediyoruz?
Kendimize nasıl tahammül ediyoruz?
Başkalarına...
Hayatın sıradanlığından nasıl kaçıyor, nasıl kurtuluyoruz?
Ne kadar keyif alıyoruz yaşamaktan?
Murathan Mungan'ın her yıl başında okuduğum o eşsiz şiirinin bir dizesinde sorduğu gibi, 'hala sevebiliyor muyuz insanları?'
Bir keresinde, seyahatteyken Ertuğrul Özkök'e sormuştum benzeri soruları:
'Bu kadar eleştiriliyorsunuz, sevilirken nefret de ediliyorsunuz. Nasıl yaşıyorsunuz siz?'
Henüz yayın yönetmeniydi. Yaşadıklarının ve maruz kaldıklarının etkisini uzun uzun anlatmıştı, samimiyetle. Elbette o da insan, etten kemikten. Günahları ve sevaplarıyla... Hepimiz gibi...
Verdiği yanıt basitti, şöyle dedi:
'Gecenin bir saatinde bir arya dinlerim ya da bir film izlerim.'
Öyledir...
İnsanın hikaye ihtiyacı var. Bu bazen etrafımızdadır, yanı başımızdaki bir insanda. Kendimizde. Bazen de bir şarkıda, bir filmde ya da bir tabloda. Onlar bize kendini açar da biz onu görür müyüz, mesele bu.

ARTA KALAN ZAMANDA
Ertuğrul Özkök'ü sadece gazeteci, yazar veya yönetici olarak değerlendiremeyiz. Türkiye'yi de anlarız biraz ona baktığımızda...
Ama özellikle de Türk medyasının son 20 yılını...
Pazar günü Arta Kalan Zamanda başlığıyla iki CD'lik yeni bir albüm çıkardı.
Bütün gelirini de Altı Nokta Körler Derneği'ne bağışlıyor. Ertuğrul Bey, görme engellilerden çocukluğundan beri etkilenen biri, bunu çok söylemişliği var.
Pazar akşamı Kanyon D&R'dan iki tane aldım, evde arabada işyerinde dinliyorum.
İlk albümü de beğenilmişti.
Seçtiği aryalar harika. İnsana gerçekten iyi geliyor. 30 yıl boyunca dinledikleri arasından bir seçki yapmış. Ben de bilmediklerimi, bilmeden dinleye geldiklerimin hikayelerini okuyorum, etkileniyorum.
'Ertuğrul Bey'in yalnızlık zamanlarının' yol arkadaşları...
Duygusal olarak kendini iyi veya kötü hissettiği anların yoldaşları...
İniş çıkışlarını...
Mutluluk ve hayal kırıklıklarını...
Hayat böyle bir serüven değil midir?
Onun 'iç yolculuğunun duraklarını' görüyorsunuz.

MACERAYA KAÇMAK...
Metinleri de kendisi yazmış. İnanç metinleri var bu kez. Zaten kutsal topraklara yaptığı ziyaretin fotoğrafları da var. Aşk ve inanç dolu metinler var.
'Ezanı gökyüzü gibi içime çekiyorum' demiş.
Bu kez, yazdıklarını Selçuk Yöntem'e okutmuş. Defalarca stüdyoya girmişler...
'Korkak anlarımda hep kaçarım, uzaklara kaçarım' diyor Ertuğrul Özkök.
Okudukça anlıyorsunuz ki, aşklarının da hem görkemini hem bütün ıstırabını iliklerinde hissetmiş. Belki yaşamış belki de hayal etmiş, bilemeyiz. Vardığı sonuç, 'Aşkın ne olduğunu ancak 50'mizden sonra anlayabiliriz.'
Ben albümü beğendim. Çok satacağından eminim. İyi olur, parası da hayırlı bir yere gidecek. Bu vesileyle yolumuz Ertuğrul Bey'in tek kişilik 'edebi çöl'ünden geçiyor.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor