• $7,2604
  • €8,7596
  • 405.722
  • 1527.45
01 Kasım 2010 Pazartesi

Genç Kürtler rahatsız

Kürt sorunu deyince ne anlıyoruz? Ya da şöyle sorayım: 'Hangi Kürt sorunu?'
Taksim'de dün patlayan 'canlı bomba' üzerine sorgulayalım.  
Türk veya Kürt fark etmez, Ankara'daki muhataplarıyla konuştuğunuz zaman meselenin bir bölümü görünüyor.  
Kitapları okuyup, teorisine baktığınızda daha farklı bir yüzü beliriyor, derinliği.
İstanbul'da, Antalya'da Kürt işadamlarıyla, varoşlarda Kürt gençleriyle konuştuğunuzda değişik boyutlarıyla yüzleşiyorsunuz.
Ankara'da yabancı ülke büyükelçileri, Brüksel'de Avrupalı, Washington'da Amerikalı uzmanlarla görüştüğünüzde uluslararası etkileri görürsünüz.
Bir de 'yerinde gözlemlemek' var.
Bölgeye ne zaman gitsem bambaşka gerçeklere gözümü açarım.
Kürt sorunu çok boyutlu, çok yüzlü, derin konular bütünü.
Yazdan kalma güneşli, enfes bir İstanbul gününde, Taksim'de bomba patladı. Ortak iyiliğimiz, geleceğimiz adına sahici düşüncelere, cesur girişimlere yol açabilme zamanındayız.  
Evet, Türkiye'nin bütün sorunları, aynı zamanda Ortadoğu'nun ve küresel sistemin sorunları.
Günün başlığını şöyle atıyoruz: 'Genç Kürtler rahatsız.'

O BAŞLIĞIN HİKAYESİ
Saldırı nedeniyle moralimiz bozuk, canımız sıkkın bir toplantı...
Manşet arıyoruz.
Haberleri eledik, eledik. Güncel ve özel, yani bize ait bir manşet. Sadece bizde okunacak. Bulduk.
Bir de etkileyici, zeka ürünü başlık.
Her gün fikirlerin havada uçuştuğu yazı işleri toplantımızda dün de çok güzel öneriler ortaya atıldı. Ben en çok MKK'nın (Mehmet Kenan Kaya) başlığını sevdim: Genç Kürtler rahatsız.
Çok tartıştık, konu nazik, gün kritik. İtirazlar geldi. Banu (Kurt), Süreyya (Üstünel) ve Eren (Demir) de 'Buradan yürümeyelim' deyince değişiklik yaptık.

HANGİ PKK?
Haber zaten çok başarılı. Haber kaynağımız İstanbul doğumlu, BDP başta bütün ilgililerle sürekli görüşen, uluslararası üne sahip, CIA'dan Graham Füller'le ortak kitap yazmış Henri Barkey'le konuşmuşuz. Gazetecilik refleksi budur. Sözlerini okuduk, çok sarsıcı, bir o kadar da uyarıcı, yol gösterici. Satır arası analizler geleceğimiz açısından iyimser mesajlar veriyor.
Artık şu gerçeği öğrendik: 'İktidar olgusu nerede ve hangi düzeyde olursa olsun, yekpare bir güç anlamına gelmez. İktidar, karmaşık bir mekanizma ve pek çok faktörün etkileşiminden oluşuyor. Bir ilişkiler ve dengeler bütünü.'
Yani Ankara deyince, Washington deyince farklı farklı iktidar odaklarını anlayacağız, bir de onların toplamından oluşan total güç algısını.
PKK da böyle.
Her koşulda savaş isteyenler, kan dökülmesinden yana olanlar var.
Dünkü saldırı açık bir provokasyon. Barışı istemeyenlerin sabotajı.

GÖZLER BDP'DE
Terör sorununu çözen ülke deneyimleriyle ilgili kitaplarda, filmlerde benzer olaylar anlatılır. Özellikle Güney Afrika ve İrlanda IRA dosyalarıyla ilgili. Örgütlerin çeşitli kanatları olur, kimisi radikal-şiddet yanlısı, kimisi ılımlı-barış yanlısı. Bazen örgütlerin zirvesindekiler, hatta doğrudan liderler barış görüşmesine başlarlar.
Çoğu kere kendi içlerinden saldırılara maruz kalırlar. IRA'da aynısı oldu, Güney Afrika'da da...
Liderler bile kendi militanlarınca ölümle tehdit edilir.
BDP de böyle süreçler yaşadı, yaşıyor.  
Sonunda barış ve bütünlükten yana cesaret ortaya koyanlar kazanır.
Endgame ve Invictus filmlerini şiddetle tavsiye ederim.
Morgan Freeman'ın oynadığı Invictus'ta böyle bir diyalog vardı. Mandela'yı oynayan Freeman, arkadaşlarının direncini kırmak için, 'Lider olarak beni siz seçtiniz, şimdi lideriniz olmama izin verin' diyordu. Başka bir sahnede ise aldığı büyük rizikoyla ilgili olarak 'Bunu yapmaktan korktuğum gün artık lider değilim demektir' demişti.
Türkiye, tarihinin kritik bir kavşağında, kanlı-ayrılıkçı bir terör sorunundan kurtulmaya çalışıyor. Küresel dengeler iyi değerlendirilirse şansımız büyük. Ama birileri süreçten rahatsız. Ağırlıklı olarak terör örgütünün içinde, BDP'de ve diğer aktörlerin arasında... Bu kesimlerin kullandığı etkili silah ise genç Kürtler. Toplumsal travmalarda birinci kuşakların uyum gösterip sessiz kaldıkları, ikinci kuşakların nefret söylemi geliştirdikleri, üçüncü kuşakların ise radikalleştikleri bilinir.
Ama yılmamak lazım. Barışı başarmak zorundayız. Büyük Türkiye için. Şenay Yıldız'ın haberi, bize bu konuda ipuçları veriyor.

<p>Türkiye, adı sonradan 'post-modern darbe' olarak konulan müdahaleyle 24 yıl önce tanıştı. Peki, b

28 Şubat bitti mi? 28 Şubat'ın dinamikleri neler?

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu