• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
31 Mart 2011 Perşembe

Futbolla sanatın dansı...

Aslında başlığı 'Milli Çarşı' diye atacaktım. Türkiye-Avusturya takımları arasındaki futbol maçından bahsediyorum.
Sahadan galip ayrılmanın ötesinde, tribünlerdeki kırmızı-beyaz güzellikler, gollerden sonra hep bir ağızdan söylenen Onuncu Yıl ve Dağ Başını Duman Almış marşları büyük bir coşku dalgası yarattı. Bir ara taraftar gösterisi tıpkı Beşiktaş'ın Çarşı Grubu'nun İnönü'deki muhteşem şovlarını anımsattı. Hakikaten çok güzeldi.
Murat Ülker'in davetlisi olarak Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki Ülker locasında maçı izledik. Ülker'in Kurumsal İlişkilerinden Sorumlu Yöneticisi Zuhal Şeker, çalışmalarını çok uzun yıllardır, sanırım en az 15 yıl olmuştur, dikkatle takip ettiğim ve sevdiğim bir isimdir. Onun Ülker'e geçişiyle birlikte grubun spora olan ilgisinin ve medya ile ilişkilerinin belirgin bir ivme yakaladığı ortada. Yine gazeteci arkadaşlarımızla birlikteydik. Ancak bu kez çok ilginç iki konuk daha vardı. Futbol maçlarında daha önce hiç görmediğim gibi, karşılaşmaktan da mutlu olduğum iki isim sanat dünyasındandı.
Saracoğlu'ndaki o iki sürpriz konuk şimdi hayatın farklı bir alanına yönelik ilginin işareti. Nitekim gerek Murat Ülker'in, gerekse Zuhal Şeker'in onlarla sohbetlerine bakınca bunu açıkça görmek mümkündü. Bu isimler, Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı Genel Müdürü Görgün Taner...

"snt.jpg"

HEYECAN VE ESTETİK
Çok mütevazı, çok da hoş sohbet insanlar. Futbola ilgilerini merak ettim... Nazan Hanım Beşiktaşlı, Görgün Bey ise Galatarasaylı.
Nazan Hanım, çocukluğundan beri maçlara gidermiş, ağırlıklı olarak milli takım karşılaşmalarına... Macaristan'ı yendiğimiz efsanevi 3-1'lik maçın kadrosunu bile ezbere sayıyor. Yatılı okuldan kaçıp maçlara gitme hikayeleri de çok hoştu...
Milli maçı Fenerbahçe'nin o muhteşem stadyumunda izledik. Her şeyiyle ilginçti.
Bizim için de tatlı bir sürpriz oldu, hem maçı kazandık hem de 'sanatla sporun kesişme noktasında' yeni dostlar edindik. Hayatın iki güzel, heyecanlı ve estetik penceresinden dışarıya bakma olanağı bulduk, kısa bir soluklanma...
Ülker Grubu'nun Godiva'yı almasıyla başlayan yeni dönemdeki küresel bir oyuncu olma vizyonunun tesadüfi olmadığını da gördük; insanların ruhlarına hitap eden spora ve sanata yatırım yapmalarının ne kadar bilinçli bir tercih olduğunu da...
Aslında maçta ilginç bir diyalog daha yaşandı. Gazeteci arkadaşımız Şelale Kadak da locadaydı. Şükrü Saracoğlu'na gelirken trafiğe takılınca otomobilinden inmiş ve maça metrobüsle yetişmiş. İlk defa bindiği metrobüsten, 'Şahaneydi çok hızlı geldik' diye söz etti. Ne yapıp edip maça gelmişti.
Son yıllarda sporda ve özel olarak futbolda aradığımız başarılara uzağız. Bunu kabul etmek zorundayız. Ancak potansiyel yüksek, yoğun ilgi en büyük şansımız. Naklen yayın ihalesinin geldiği nokta da bunun işareti. Yayıncı kuruluş, kanımca ihale o miktarları hak edecek boyutta olmasa da 'yarınlara' yatırım yapmış oldu. Sponsorluklar meselenin ekonomik boyutuyla ilgili müthiş imkanlar sağlıyor. Ülker de onlardan birisi.
Ama asıl umut verici gelişmeler, sanat dünyasından geliyor. İstanbul'da yapılan dünya çapında organizasyonların sayısı her geçen gün artıyor. Türk burjuvazisi Koç, Sabancı, Eczacıbaşı başta olmak üzere, özel müzeciliğe büyük yatırımlar yapıyor. Müzelerde, olağanüstü önemde eserler sergileniyor. Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki o güzel karşılaşma, 'Böyle güzel bir günde' bana işte bunları düşündürdü.

<p>Kütahya'da Hanım Ç., bir süre önce uzaklaştırma kararı aldırdığı eski eşi tarafından iftar yemeği

Kütahya'da kan donduran olay: Eski eşi iftar yemeği sırasında bıçakladı

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı